(6762 S. K. m. 8) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın kaldırılması" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 1. İcra Tetkik Merciince davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.2.2001 gün ve 2000/1173-2001/136 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 8.6.2001 gün ve 2001/9276-10267 sayılı ilamı ile; (...Takipten önce borçluya gönderilen hesap özetindeki alacak tutarı, itiraz edilmemekle kesinleşmiştir. Hesap kat tarihinden takip tarihine kadar tahakkuk edecek faiz miktarının taraflar arasındaki kredi sözleşmesine ve kesinleşen faiz oranına göre bilirkişi aracılığıyla saptanması gerekirken Yargıtay denetimine açık olmayan şekilde yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, alacaklının talebi bulunduğuna göre İİK.nun 68/son maddesi uyarınca ve Hukuk Genel Kurulu'nun 19.6.1991 tarih, 91/12-312 sayılı kararı doğrultusunda alacaklı yararına itiraz edilip haksız çıkılan miktar üzerinden tazminata hükmedilmemesi de isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: İcra takibine yapılan kısmi itirazın kaldırılmasına yönelik uyuşmazlıkta davacı banka kredi kartı sözleşmesinden doğan ve 10.5.1999 tarihi itibariyle 463.863.584. TL. olan alacağının ödenmesi için borçluya 14.5.1999 tarihinde ihtarname göndermiş, ihtarname usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
İhtarnameye borçlu bir aylık süre içinde itiraz etmemiştir. Bu durumda itiraz edilmeyen hesap özeti İİK'nun 68. maddesi 1. fıkrasında yazılı imzası ve borcu ikrar edilmiş bir belge niteliğini kazanmıştır.
Alacaklı banka yapmış olduğu icra takibinde alacak kalemlerindeki miktarları farklı göstermiş ve borçludan 557.190.857 TL. alacak talebinde bulunmuştur. Toplam alacak içerisinde bulunan 153.474.899 TL. ana alacağa icra dairesinde borçlu itiraz etmemiş diğer alacak kalemlerine itirazda bulunmuştur.
Banka kredi sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda alacaklı kredi alacağı için hesabın işlediği süreçte hesabın kat edilip usulünce tebliğ edildiği tarihe kadar olan dönem içinde Türk Ticaret Kanununun 8. maddesi ve sözleşme hükümlerine göre hesaplanacak faizin fer'ileri ile birlikte tahsilini talep etmesi mümkündür.
Talep edilecek olan bu faiz "Akdi faiz" olarak nitelendirilmektedir.
Hesabın kat edilip, bu hususun usulüne uygun bir şekilde borçluya bildirilmesinden sonra ise temerrüt faizi işlemeye başlayacaktır.
Mercice, hesabın katı, tarihi itibariyle bulunan ve muaccel olan borcun ödenmesi için yapılan ihbar tarihine kadar olan süreye hiçbir faiz uygulanmayarak akdi faizin hesaplanmaması, o dönem yönünden kredi borcunun faizsiz olduğunu gösterir ki, bu da sözleşme hükümlerine göre mümkün değildir.
Somut olayın özelliği itibari ile hesaplama yöntemi uzmanlık ve özel bilgiyi gerektirdiğinden HUMK. 275. maddesi uyarınca Mercice, konuda uzman bankacı bir bilirkişi seçilerek, uyuşmazlık konusu krediye ilişkin tüm kayıtların, hesap ekstresinin getirilerek açıklanan yönteme uygun şekilde faiz hesaplamasının yaptırılması gerekmekte olup; Hukuk Genel Kurulunca benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken aksi düşünce ile direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.3.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy