(2004 S. K. m. 269)
Dava: Taraflar arasındaki "tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 3. İcra Hakimliğince davanın reddine dair verilen 12.2.2001 gün ve 2000/402-2001/52 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 26.4.2001 gün ve 2001/6726-7134 sayılı ilamı;
( ... 1- İşin niteliği bakımından temyiz tetkikatının duruşmalı olarak yapılmasına HUMK.nun 438.ve İİK.nun 366.maddeleri hükümleri müsait bulunmadığından bu yoldaki isteğin reddi oybirliği ile kararlaştırıldıktan sonra işin esası incelendi.
2- Alacaklı 11.10.1999 tarihinde kiralayan Aynur İzgi'den satın almak suretiyle malik olduğu taşınmazın kiralarının bundan böyle kendisine ödeneceğinden bahisle 14.10.1999 tarihinde noterden ihtarname keşide etmiştir. İncelenen kira sözleşmesinde kiracı olarak Ahmet Çevik ve Şefika Ateş görülmekte ise de; Ahmet Çevik kendi adına asaleten, Şefika Ateş adına da vekaleten kontratı imzaladığını ileri sürmüş olup anılan kişiden usulüne uygun bir vekalet ibraz edilmediğinden Şefika Ateş'in takip dayanağı 1.4.1999 tarihli kontratta kiracılık sıfatı oluşmamıştır. Hal böyle olunca kiracı Ahmet Çevik olup anılan kiracıya ödeme emri tebliği üzerine yasal süresi içerisinde herhangi bir itiraz ve ödeme olmadığından alacaklının kiracı Ahmet Çevik'in İİK.269 ve müteakip maddeleri gereğince merciden tahliyesini istemesinde yasaya uymayan bir cihet yoktur. Merciin aksine düşüncelerle davanın reddine biçiminde karar vermesi isabetsizdir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun 269 ve sonraki maddelerine dayalı, tahliye istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacıya ait işyerinde 1.4.1999 tarihli sözleşmeyle kiracı olan davalıların, 2000 yılı Nisan ayı kira parası 375.000.0000 TL. yi ödemediklerini, bu alacağın tahsili için haklarında icra takibi yapıldığını; ödeme emrinin davalı Ahmet Çevik'e Tebligat Kanunu'nun 21. Maddesine göre tebliğ edildiğini, kira sözleşmesinin 8. Maddesine göre, borçlulardan birine yapılan tebligatın diğerine de yapılmış sayılacağını, bu şekilde diğer davalı Şefika Ateş'e de tebligat yapılmış olduğunu, davalıların yasal yedi günlük süre içinde itiraz etmedikleri gibi, 30 gün içinde de borcu ödemediklerini ileri sürerek, kiralananın tahliyesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şefika Ateş vekili, önceki malik ile diğer davalı Ahmet Çevik arasında yazılı; yine önceki malikle davalı Şefika Ateş arasında ise şifahi bir sözleşmenin mevcut olduğunu, davacının kiralananı bu sözleşmelerden sonra iktisap ettiğini, daha sonra da ihtarname göndermek suretiyle sözleşmeyi feshettiğini,bu nedenle kira bedelinin belirsiz olduğunu, bu durumda kiranın ödenmediğinden söz edilemeyeceğini; davalı Şefika Ateş'e ödeme emrinin tebliğ de edilmediğini, yazılı sözleşmede taraf olmaması nedeniyle sözleşmenin 8. Maddesinin bu davalıyı bağlamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı Ahmet Çevik ise, davacının daha önce ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açmak suretiyle, önceki malikle kendisi arasındaki kira sözleşmesini feshettiğini, o nedenle nereye ve ne miktarda kira parası ödeyeceğinin belli olmadığını, esasen kira bedelinin tamamı için önceki malike çekler verdiğini; icra takibinde ödeme emrinin kendisine usulüne uygun şekilde tebliğ de edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İcra hakimliğinin davanın reddine dair kararı, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Davacının 11.10.1999 tarihinde satın aldığı dükkan niteliğindeki taşınmazla ilgili olarak, önceki malikle davalılardan Ahmet Çevik arasında 1.4.1999 başlangıç tarihli yazılı kira sözleşmesinin düzenlenmiş olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Her ne kadar, bu sözleşmede kiracı olarak diğer davalı Şefika Ateş'in de adı yazılı ve sözleşme davalı Ahmet Ateş tarafından ona vekaleten imzalanmış ise de, bu konuda verilmiş bir vekaletin varlığı kanıtlanamamıştır.
Ne var ki, davalı Şefika Ateş vekili, 13.9.2000 günlü cevap dilekçesinde, önceki malikle müvekkili arasında şifahi bir kira sözleşmesi bulunduğunu belirtmiş, böylece, her iki davalının tahliye istemine konu kiralananda kiracı durumunda olduklarına ilişkin davacı iddiası, davalılarca da kabul edilmiştir. Başka bir ifadeyle, davacının sonradan satın aldığı dava konusu dükkanda, davalı Şefika Ateş'in de diğer davalı Ahmet Çevik ile birlikte, önceki malikle yaptığı şifahi sözleşme uyarınca kiracı olduğu hususunda, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmesi kural olarak herhangi bir şekle tabi bulunmadığına ve somut olayda geçerlilik için yazılı ya da resmi şeklin varlığını gerektiren herhangi bir istisnai durum da söz konusu olmadığına göre, davalı Şefika Ateş ile önceki malik arasındaki şifahi sözleşmenin hukuken geçerli olduğu da, kuşkudan uzaktır.
Hal böyle olunca, davalı Şefika Ateş'in kiracılık sıfatının bulunmadığı gerekçesine dayalı bozma kararı somut olaya, gerçekleşen ve üzerinde uyuşmazlık bulunmayan olgulara uygun değildir. Yerel mahkemenin direnme kararı açıklanan gerekçeyle ve sonucu itibariyle yerinde olup, onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy