(2004 S. K. m. 134) (7201 S. K. m. 12, 13) (Tebligat Tüzüğü m. 18) (1086 S. K. m. 429)
Dava: Taraflar arasındaki ihalenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli 4. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 5.4.2001 gün ve 2001/142-430 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 4.6.2001 gün ve 2001/8922-9861 sayılı ilamı ile,
... İİK. nun 134/2. madde hükmü gereği ihalenin feshini ilgililer ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebilirler. İlgililerin ihale yapıldığı ana kadar cereyan eden muamelelerdeki yolsuzlukları en geç, ihale günü ıttıla peyda ettiği kabul edilir. Öte yandan, anılan Kanunun 4.fıkra hükmüne göre satış ilanı tebliğ edilmemiş veya satılan malın esaslı vasıflarındaki hataya veya ihalede fesada bilahare vakıf olunmuşsa şikayet süresi ıttıla tarihinden başlar. Şu kadarki, bu müddet ihaleden itibaren (1) seneyi geçemez.
Bu kurallar ışığında somut olayın incelenmesinde, davacı, Hazineye 15.9.2000 tarihinde satış ilanı tebliğ edilmiş, tebliğ işleminin usulsüzlüğü ileri sürülmemiş olduğuna göre 26.10.2000 tarihinde yapılan ihalenin, düşük bedelli yapıldığı ve satış ilanının, tirajı düşük gazetede ilan edildiğinden bahisle 7 günlük süreden sonra yapılan şikayetin süre yönünden reddine karar verilmek gerekirken işin esası incelenerek satışın iptaline karar verilmesi isabetsizdir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava ihalenin iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, tarafların paydaşı olduğu taşınmazın, ortaklığın giderilmesi kararına istinaden 650 milyar TL. bedelle açık artırmaya çıkartıldığını; ancak, ihaleye ilişkin ilanın yasa hükümleri çerçevesinde yüksek tirajlı bir gazete yerine, okuyucu sayısı kısıtlı olan özel bir finans gazetesinde yayımlanması nedeniyle, rayiç değerinin çok altındaki bir değeri ifade eden 261 milyar TL. bedelle satıldığını ileri sürerek, ihale yoluyla yapılan satışın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın İ.İ.K. nun 134/2. maddesinde öngörülen yedi günlük süre içinde açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemenin, satış ilanının davacıya davetiye ile tebliğ edildiği, ancak, davacının, gazetede yapılan ilanı ve gazetenin niteliklerini ihaleden sonra öğrendiği, öğrenme tarihinden itibaren, İ.İ.K. nun 134. maddesinde belirtilen bir yıllık süre içinde eldeki davayı açtığı, o nedenle davanın süresi içinde açılmış olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne yönelik olarak verdiği karar, Yüksek Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkeme, satış ilanının davacıya tebliğine ilişkin işlemin, Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13; Tebligat Tüzüğü'nün 18. maddesinde gösterilen esaslara uygun bulunmadığı, bu nedenle, satış ilanının davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğinin kabul olunamayacağı, dolayısıyla, İ.İ.K. nun 134/2. maddesinde öngörülen yedi günlük dava açma süresinin davacı yönünden uygulanamayacağı gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
Görüldüğü üzere, yerel mahkeme, önceki kararında, satış ilanının davacıya usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini benimseyerek, kararını bu olgu üzerine kurmuş; direnme kararında ise, davacıya yapılan tebligatın Tebligat yasası ve Tüzük hükümlerine uygun olmadığını kabul etmek suretiyle, tebligatın usulüne uygun olup olmadığı konusunda, önceki kararından tamamen farklı bir yargıya varmıştır. Her ne kadar, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesine göre, mahkeme, direnme kararında, önceki kararının gerekçesini genişletebilirse de, aynı maddi olgu bakımından, önceki kararına tamamen zıt nitelikte farklı bir kabul ile sonuca gitmesine olanak yoktur. O nedenle, yerel mahkemenin verdiği karar, usul hukuku bakımından bir direnme kararı değil; aynı olgunun farklı biçimde değerlendirilmesi yoluyla oluşturulmuş, dolayısıyla da farklı bir gerekçeye dayalı, yeni bir hükümdür.
Hal böyle olunca, bu yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi görevi, Hukuk Genel Kurulu'na değil, Özel Daireye ait olup, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosya özel daireye gönderilmelidir.
Açıklanan gerekçeyle, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 12. hukuk dairesi'ne gönderilmesine, 03.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy