(818 S. K. m. 249, 266)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Şişli Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 9.11.2000 gün ve 1999/1012-2000/1181 sayılı kararın incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 9.4.2001 gün ve 2001/2787-3651 sayılı ilamı ile ,(... 1-Taraflar arasında davaya konu meskenin davacı şirketin bürosu ve şirket merkezi olarak kullanılmak üzere 1.1.1989 başlangıç tarihli 5 yıl süreli kira sözleşmesi yapıldığı, bu sürenin sonunda bu defa 1.1.1994 başlangıç tarihli ikinci 1 yıllık kira sözleşmesinin daha yapılmış olduğu ve kiralananın bulunduğu apartman yönetimince keşide edilen 15.2.1999 tarihli ihtara kadar gerek apartman yönetimi ve sakinleri gerekse taraflar arasında meskenin şirket merkezi ve bürosu olarak kullanılmasıyla ilgili herhangi bir uyuşmazlık çıkmadığı iddia ve savunma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Davacı şirkete 18.2.1999 tarihinde tebliğ edilen apartman yönetiminin ihtarında kiralananın gürültülü kullanıldığı açıkça vurgulanmaktadır. Davalıda kiralananın kullanım şeklinin değiştirildiği ve davacının bu yeri şirket merkezi ve bürosu olarak kullanmak yerine bir işyeri haline dönüştürüldüğü için yönetimin davacıya ihtar keşide ettiğini savunmuştur. Mahkemece dinlenen davacı tanıkları dahi, kiralananın kullanım şeklinin sonradan davacı tarafından değiştirildiği ifade edilmiştir. Bu durumda özellikle yönetimin ihtarında belirtildiği rahatsız edici kullanım şeklinin ortadan kaldırılması davacı tarafça düşünülüp değerlendirilmesi gerekirken, yapılacak başka işlem bulunmadığı bahane edilerek kiralananın tahliye edileceğinin bildirilmesi ve sonunda tahliye edilmesi kiralayana izafe edilecek bir kusurdan değil, doğrudan kiracı davacının kulanım biçimi ile ilgili bir sorundur. Akdin davacı tarafça haklı olarak fesih edildiğinin kabulüne gelişen olaylar nedeniyle hukuken olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı aleyhine az yukarıda sözü edilen ihtar dışında apartman yönetimince ya da davalı tarafça açılmış ve böylece ciddi bir boyut almış tahliye istemli bir davanın varlığından da söz edilmemiştir.
Şu açıklanan durumlar karşısında, savunulduğu ve iddia edildiği şekilde kiralananın 31.5.1999 tarihinde davacının kusuru ile erken tahliye edildiği kabul edilerek, bu tarihten sonra dava konusu taşınmazın taraflar arasındaki sözleşmedeki koşullarla ne kadar süre içerisinde kiraya verilebileceği mahkemece saptanıp, bu süreyle sınırlı olmak ve savunmadaki istekle bağlı kalınmak kaydıyla, davalının kira alacağı belirlenip davacının depozito alacağından mahsubu yapılarak, sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemenin açıklanan bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde bir karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Mahkemece kiralananın davacı kiracı tarafından haklı olarak 31.5.1999 tarihinde tahliye edildiği ve o tarihten itibaren kira borcunun bulunmadığı benimsenmiş olmasına karşın bu tarihten sonraki döneme ilişkin olarak davacının elektrik, su vs. ödemede sorumlu olacağının kabul edilmesi de ayrıca kabul şekli bakımından bozma nedenidir...") gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, her ne kadar taraflar arasındaki kira sözleşmelerinde,depozito bedelinin muhtemel hasar ve kiracının ortak gider borçlarına karşılık olarak alındığı, bunun hiçbir şekilde kira bedeline karşılık olmadığı belirtilmiş ise de; bu hükümle, sadece tahliyeden önceki döneme ait kira borçlarının depozito parasından karşılanamayacağının kararlaştırılmış bulunmasına; somut olayda kiracının kiralananı kira süresi bitmeden ve haklı bir neden de olmadan tek taraflı olarak tahliye ettiğinin sabit ve davalı kiralayanın takas mahsup isteminin de tahliyeden sonraki dönemin kira paralarına ilişkin bulunmasına göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 8.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy