(818 S. K. m. 187) (6762 S. K. m. 23, 25)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 5. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 14.12.2000 gün ve 2000/288-1093 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2.4.2001 gün ve 2001/2524-3326 sayılı ilamı ile , ( ...1- Davalı, aleyhindeki icra takibine esas senet altındaki imzasını inkar etmediği gibi, senet miktarı olan 800.000.000 TL kadar avans aldığına dair sözleşme ve taahhütname başlıklı belge altındaki imzayı da inkar etmemiştir. Üstelik henüz hakkında kesinleşmiş bir icra takibi olmadığı halde ihtiyati haciz uygulaması sırasında borcun varlığını kabul ederek taksitlerle ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Bu kabul ve taahhüdün yapıldığı tarih itibariyle davalı aleyhinde henüz kesinleşmiş bir icra takibi bulunmadığı için, mahkeme kabulünün aksine davalının bu kabul ve taahhüdünün cebri icra tehdidi alında yapılmış olduğunun benimsenmesine hukuken olanak yoktur. Kaldı ki taraflar arasında süt alım ve satımından dolayı bir borç ilişkisinin varlığı da dosyadaki bilgi ve belgeler ve özellikle davalının ibraz ettiği belgelerden de anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davacının alacağının, davalının imzasını inkar etmediği borç ikrarını içeren bu belge ve davalının ihtiyati haciz esnasındaki beyanı ile sabit olduğunun kabulü gerekir. Davacının ticari defterlerini ibrazdan kaçınması mevcut belge ve bilgilere göre kanıtlanmış alacağını ortadan kaldırmaz. Mahkemece mevcut delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek somut olayın özelliğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalı hakkında ilamsız icra takibi yapıldığını,daha önce uygulanan ihtiyati haciz sırasında davalının borcu açıkça kabul edip ödeme taahhüdünde bulunmasına rağmen, takibi uzatmak amacıyla kötüniyetli olarak borca itiraz ettiğini ileri sürerek,itirazın iptaline karar verilmesini istemiş; 21.7.2000 günlü dilekçesinde ise, taraflar arasındaki temel ilişkinin süt satım sözleşmesine dayalı olduğunu; davalının sözleşme çerçevesinde davacıdan 800.000.000 TL. avans aldığını açıklamıştır.
Davalı vekili, davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını,bu hususta yazılı delillerinin mevcut olduğunu; davalının ihtiyati haciz sırasındaki borcu kabul beyanı ve ödeme taahhüdünün harici ikrar niteliğinde olup, dava sırasında dikkate alınamayacağını;esasen bu beyanların cebri icra tehdidi altında verilmeleri nedeniyle geçerli de olmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Yerel mahkemenin davanın reddine dair kararı, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Taraflar arasındaki tarihsiz sözleşmeyle, davalının üreteceği sütleri davacı şirkete ileride tespit edilecek fiyat üzerinden sattığı ve bu satış için davacıdan 800.000.000 TL. avans aldığı, bu paranın teminatı olarak da,tanzim tarihi bulunmadığı için kambiyo senedi niteliği taşımayan 4.2.2000 vade tarihli bir adet senet verdiği toplanan delillerden anlaşıldığı gibi, taraflar arasında da bu yönlerden uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı şirket tarafından bu senede dayanılarak önce ihtiyati haciz kararı alınmış, daha sonra icra takibi yapılmış, davalının borca itirazı üzerine görülmekte olan itirazın iptali davası açılmıştır.
Görüldüğü üzere davadaki istek, davalının aldığı avans karşılığında davacıya süt teslim etmediği, böylece avans olarak aldığı parayı haksız şekilde elinde tuttuğu iddiasına dayalıdır. Davalı, avans karşılığında süt tesliminde bulunduğunu savunmuş ve bu savunmasını,14.4.1999 tarihli stok ekstresi ile, 7.7.1999 tarihli müstahsil makbuzuna dayandırmıştır. 14.4.1999 tarihli stok ekstresi dava dışı Balkan Ticaret ünvanıyla düzenlenmiş olmakla birlikte, davacı vekili, 20.11.2000 tarihli dilekçesiyle, açıkça bu belgeye atıfta bulunmak suretiyle içeriğini ve davacıya ait olduğunu kabul etmiştir. Bu iki belge içeriğinden, davalının 7.7.1999 tarihine kadar davacıya kısımlar halinde toplam 4.729 litre süt teslim ettiği,bunun kesintilerden sonra kalan bedelinin 823.129.740 TL. olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Her ne kadar, 7.7.1999 tarihli müstahsil makbuzunda,anılan tutarın davalıya ödenmiş olduğu yolunda bir ibare varsa da; davacı vekilinin, yargılama aşamalarında bu miktarın davalıya nakit olarak ödenmiş olduğuna ilişkin herhangi bir iddiasının bulunmaması, açıklanan maddi olgular ve özellikle,daha önce davalıya avans vermiş olan davacı şirketin, o avansı karşılayacak miktarda süt teslim etmeyen ve böylece o borcunu söndürmeyen davalıya,teslim ettiği sütlerin bedeline karşılık nakden ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olması karşısında, makbuzdaki sözkonusu ibarenin, nakden yapılmış bir ödemeyi değil, süt bedelinin daha önce peşinen avans olarak alındığına ilişkin bir beyanı göstermekte olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ise, davalının aldığı avans parasını karşılayacak miktarda sütü davacıya teslim ettiğinin ve herhangi bir borcu kalmadığının benimsenmesi zorunludur.
Yerel mahkemece davanın bu gerekçeyle reddi gerekirken, olaya uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibariyle doğru olan direnme kararı H.U.M.K.nun 428/son maddesi uyarınca, gerekçesi açıklanan şekilde değiştirilip, düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle gerekçesi değiştirilip, düzeltilerek ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 13.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy