(1086 S. K. m. 276)
Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gölbaşı Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 20.12.2000 gün ve 1999/208-710 K sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 25.12.2001 gün ve 2001/10659-12116 sayılı ilamı ile; Davacılardan N.A. ve H. A.'nın müteveffa M. 'ın anne ve babası, diğer davacılar F. ve Fi.'in M.'ı n kardeşi olduklarını, davalının 9.7.1998 tarihinde gerekli hava koşullarını dikkate almadan kuruma ait uçağı öğretmen pilot T. P. ve Muris M. A. ile birlikte eğitim uçuşu için görevlendirdiğini, uçağın T. P.'in sevk ve idaresinde iken kötü hava şartları nedeniyle düşüp T. ve M.'ın vefat ettiğini ileri sürerek davacılardan A. ve H.'nin her biri için 5.000.000.000.'er lira manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydıyla 25.000.000. TL. destekten yoksun kalma tazminatı, F. ve Fi.'in her biri için 3.000.000.000.'er lira manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren faiziyle ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, uçağı M.' ın kullanıp hava şartlarının uçuşa müsait olduğunu, M. A. 'nın kendileri tarafından sigorta ettirilip, sigorta bedelinin 11.11.1998 tarihinde davacılar A. ve H. 'ye ödendiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, kazanın pilotaj hatasından kaynaklanıp uçağın kaza sırasında M. A. tarafından kullanıldığı ve sigorta bedelinin davacılara ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılardan A. ve H.'nin oğulları diğer davacılar F. ve Fi.'in kardeşi olan M. A. 'nın THK da uçuş eğitimi gördüğü ve hususi pilot lisansı aldığı yönü uyuşmazlık konusu değildir. Davacılar kazanın vuku bulduğu gün hava şartlarının uçuşa elverişli olmadığı halde müteveffanın eğitim uçuşuna kurumun yetkili tarafından uçuş izni verildiğini ve uçağı, uçakta bulunan öğretmen pilot olan T. P.'in kullandığını iddia ederek eldeki davayı açmışlardır. Davalı taraf havanın uçuş şartlarını elverişli olduğunu esas en ölenin müstakil uçması gerektiği halde okul müdürünün talimatı ile öğretmen pilot T. P.'inde görevlendirildiğini, uçağın, kullanıcısı olan M.' ın pilotaj hatası sonucu burnunun yere çakılarak düştüğünü bu nedenle tam kusurlu olan M.' ın ölümünden dolayı tazminat istenemeyeceğini bildirmiştir.
Mahkemece, THK tarafından ibraz edilen raporlar ile kaza oluş raporu değerlendirilmiş ve meteorolojinin havanın uçuş şartlarına uygunluğunu bildirildiği, uçağı kullanan müteveffa M.' ın olayda tam kusurlu olup, davalıya izafe edilecek kusuru bulunmadığı ayrıca davalı tarafından sigortası yaptırılan desteğin ölümünden dolayı sigorta şirketinden para alındığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Öncelikle kazanın olduğu gün ve saat belirlenerek uçuşun yapıldığı mahalde ve uçuş sırasında o günkü hava şartlarının THK. uçaklarının uçuşuna müsait olup olmadığı meteoroloji Genel Müdürlüğünden sorulup, rüzgarın o andaki hızının tespit edilerek C. Savcılığı veya zabıtaca kazaya ilişkin varsa soruşturma evrakı getirtildikten sonra tüm iddia ve savunma delilleri birlikte değerlendirilerek bu yönler gözetilip havanın uçuş emniyetine müsait olup olmadığı, uçağın hangi cins ve motorlu olduğu, o hava şartlarında o nitelikteki uçağın uçuşuna izin verilip verilmeyeceği yönleri üzerinde konusunda uzman ve taraflarla ilişkisi olmayan bilirkişi kurulu tarafından taraflarca ileri sürülen tüm delil ve belgeler birlikte değerlendirilmek suretiyle rapor alınıp sigorta şirketi tarafından maddi tazminata ilişkin olarak yapılan ödemenin maddi tazminattan mahsubundan sonra bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedeni gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle, her ne kadar, Yerel Mahkemece, kazanın meydana geldiği gün ve saat, uçağın cinsi ve özellikleri, kaza sırasında mevcut hava koşulları yönünden tüm deliller toplanmış, kazaya ilişkin C. Başsavcılınca yapılan hazırlık soruşturmasına ilişkin evrak da getirtilmiş ve bu nedenle bozma kararının anılan yönlerden araştırma yapılması gereğine işaret edilen bölümünde isabet görülmemiş ise de; Yerel mahkemenin, toplanan deliller çerçevesinde o günkü hava koşullarının, uçağın cins ve özelliklerinin, bakım durumunun, uçuş öncesinde ve uçuş sırasında alınması gereken önlemlerdeki herhangi bir eksikliğin uçağın düşmesine etkisi olup olmadığı, kazanın pilotaj hatasından ileri gelip gelmediği, sonuç olarak, uçağın düşmesinde davalı kuruma yüklenebilecek bir kusurun bulunup bulunmadığı yönlerinden, konusunda uzman ve taraflarla ilgisi bulunmayan bilirkişilerden oluşturulacak bir kuruldan rapor alınmaksızın, somut durum itibariyle tarafsız sayılması mümkün bulunmayan, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 276/2. maddesi hükmü anlamında resmi bilirkişi sıfatı da taşımayan Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünce düzenlenmiş "Hava Aracı Kazası Nihai Raporu" benimsenerek suretiyle hüküm kurulması yanlış olup; bu yöne işaret eden ve Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç:Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy