(743 S. K. m. 612)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Babaeski Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.06.2001 gün ve 2000/314 E-, 2001/210 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 14.Hukuk Dairesinin 22.10.2001 gün ve 2001/7191-7033 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı, taksim sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemiş, davalı davanın reddini savunmuş, mahkemece yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyize getirmiştir.
Dosya içerisindeki davacı dayanağı, taksim sözleşmesi olarak nitelendirilen adiyen düzenlenmiş belgede ne tarafların ne de taksime katılanların imzası dahi bulunmamaktadır. Bu hali ile senet Medeni Kanun 612. maddesi anlamında mukavele olarak kabul edilemeyeceğinden hukuken değer verilemeyeceği gibi; taraflarda dahil olmak üzere tüm mirasçılar Tapu Sicil Müdürlüğüne, 14.05.1999 tarihinde müracaat ederek, kök muris İsmail'den gelen veraset ilamında yazılı hisselere göre kendilerine intikal etmesi gereken payları taşınmazların önce intikalini sağladıktan sonra "aralarında değer farkı gözetmeksizin yaptıkları rızai taksime" göre resmi şekilde üzerlerine geçirilmesini talep etmişler ve resmi senedi imzalamışlardır. Tapu memuru huzurunda resmi şekilde işlem yaparak dava konusu 2138 parsel sayılı taşınmazında 1/2'şer paylı olarak maliki olmuşlardır.
Dosya içerisindeki taraf delillerine göre, asıl olan resmi senettir ve hukuken değer vermek gerekir. Bu hale göre mahkemece davanın reddine karar vermek gerekirken davacı dayanağı olan, imza dahi taşımayan adi senet niteliğindeki belgeye değer verilerek davanın kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 26.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy