(1086 S. K. m. 238, 240, 275)
Taraflar arasındaki " elatmanın önlenmesi,eski hale getirme" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Keşan Asliye 2.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 2.11.2000 gün ve 23-235 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 16.2.2001 gün ve 685-1157 sayılı ilamı ile;
(...Dava, genel yola elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkeme davanın reddine karar vermiş, hükmü davacı vekili temyize getirmiştir.
1886 parsel sayılı taşınmaz davacıya, 2500 parsel sayılı taşınmaz ise davalı Haşim'e aittir. Her iki taşınmaz arasında yer alan kısım ise gerek kadastro paftasında ve gerekse imar haritasında yol olarak görünmektedir. 14.06.2000 tarihli fenni bilirkişi Sezai E. tarafından düzenlenen kroki ve raporda da bu husus açıkça belirtilmiştir. Bu yolun belediye tarafından düzenlenerek imar yolu haline getirilmemiş ve kamu yararına açılmamış olması davalının bu yere elatmasını haklı göstermez. O halde, bu yoldan faydalanan ve elatmadan doğrudan zarar gören herkes elatmanın önlenmesi davası açabilir ve bu dava dinlenir.
Fenni bilirkişi raporunda ve krokisinde yeşil boyalı olarak gösterilen kesimin yol içinde kaldığı ve bu kısımda 3.15 metre eninde, 15.10 metre boyunda ve 1.30 metre yükseklikte toprak alınması suretiyle yol düzenlemesi yapıldığı, 19.06.2000 tarihli mimar bilirkişi Raif Ferit tarafından düzenlenen raporda da 6 metre enindeki bu yoldan toprak alındığının açıkça görüldüğü belirtilmiştir. Jeoloji mühendisi bilirkişi Cem K.'da davalının yazlık konut inşaatı sırasında temel hafriyatı ve yol düzenlemesi çalışmalarının yapıldığını raporunda yazmıştır. Dosya kapsamı ve bilirkişi raporları ile davalı Haşim'in yola elattığı sabit olduğuna göre davanın kabulüne karar vermek gerekirken, sadece davalı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek dosyadaki bilgi ve belgelerle ve uzman bilirkişi raporları ile ters düşecek şekilde davalının hafriyat ve inşaat yaparken davacıya zarar verdiği iddiasının isabetsiz kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 13.2.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Tüm dosya içeriğine, toplanan delillere ve tanık beyanlarına göre, davalının elatıldığı iddia edilen yoldan hafriyat yoluyla toprak alındığı kanıtlanamadığından, kanıtlanamayan davanın reddine dair yerel mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına karşıyım.
Full & Egal Universal Law Academy