(3533 S. K. m. 1, 4, 6) (1086 S. K. m. 74)
Dava: Taraflar arasındaki "tapu iptali ve tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Simav Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 29.3.2000 gün ve 2000/29 - 90 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 30.11.2000 gün ve 2000/7213 - 7961 sayılı ilamı;
( ... Dava, mera iddiasına dayalı tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istemine ilişkindir. Mahkeme, davayı kabul etmiş, hükmü davalı Hazine vekili temyize getirmiştir.
Davacı Çitgöl Belediyesi, hakemde açtığı davada; Belediyelerine ait yaklaşık 450 dönümlük meralarının 5018 sayılı parsel içinde tespitinin yapıldığını, bu kısım tespiti, iptali ve sınırlandırılmasını istemiştir. Yine aynı davada yapılan 9.10.1987 tarihli keşifede de Fen bilirkişisi dava konusu merayı 5018 sayılı parselin tamamı üzerinden kabulü doğru görülmemiştir. Mahkemece tekrar mahallinde keşif yapılmalı, tarafların tanıkları ve davacı belediye dışında ikamet eden mahalli bilirkişiler belirlenerek, taşınmaz başında dinlenmeli, göl kurutma haritası fenni bilirkişi eşliğinde uygulanmalı, uzman bilirkişilere toprak yapısı inceletilmeli ve tüm bu araştırmalar yapıldıktan sonra mera kısmı belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile talepten fazlaya hüküm verilmesi doğru görülmediğinden bozulması gerekmiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı belediye başkanlığı vekili, belediyeye ait yaklaşık 450 dönümlük taşınmazın 5018 parsel içinde Hazine adına tespit ve tescil edildiğini; mera iddiasıyla dava önce açtıkları davanın hakem sıfatıyla yürütülüp sonuçlandırıldığını, Hazineye aidiyetinin tespitine karar verildiğini, bu karara karşı yapılan itirazın reddedildiğini, taşınmazın kadim köy merası olması nedeniyle tapusunun iptaliyle, mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Hazine vekili, 5018 parsel sayılı taşınmazın 16.9.1959 yılında gölün kurutulması çalışması sonucunda ortaya çıkan yerlerden olduğunu, davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece dava kabul edilmiş, hüküm Hazine vekilinin temyizi üzerine yukarda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
"Umumi, mülhak ve hususi bütçelerle idare edilen daireler ve belediyelerle sermayesinin tamamı Devlet'e veya belediyeye veya hususi idarelere ait olan daire ve müesseseler arasında çıkan ihtilaflardan adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunanlar, 3533 sayılı Mecburi Tahkim Kanunu'nda yazılı tahkim usulüne göre halledilir." ( 3533 S.K.md.1 ).
3533 sayılı Mecburi Tahkim Kanunu'nun 1. maddesinde açıkça yazılı olduğu gibi, bu kanun, 1. maddesinde belirtilen kamu kuruluşları arasında çıkan ve "adliye mahkemelerinin vazifesi dahilinde bulunan" ( yani özel hukuka ilişkin ) uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.
Katma bütçe ile idare edilen daireler, belediyeler, özel bütçe ile idare olunan ve sermayesinin tamamı Devlet, belediye veya Özel İdarelere ait olan daire ve müesseselerin veya bu daire ve müesseselerden biriyle genel bütçeye dahil dairelerden biri arasında çıkan uyuşmazlıklar, o yerdeki yüksek dereceli hukuk hakimi tarafından mecburi hakem sıfatıyla çözümlenir. ( 3533 S.K.m.4 ).
Mecburi hakemler tarafından verilecek kararlar, kesindir; aleyhine hiçbir makam veya mahkemeye başvurulamaz ( 3533 S.K.m.6.I ). Yani mecburi hakem kararları temyiz edilemez. Yüksek dereceli Asliye Hukuk Hakimi tarafından verilmiş olan karara karşı, yeniden incelemeyi gerektirecek haklı sebeplerin varlığı halinde, kararın taraflardan her birine tebliği tarihinden itibaren 30 gün içinde kararı vermiş olan hakeme ( Yüksek Dereceli Asliye Hukuk Hakimine ) itiraz edilebilir ( 3533 S.K.m.6.II ). Bu itiraz aynı mecburi hakem ( hakim ) tarafından incelenir. Yeniden incelemeyi ( kararın değiştirilmesini ) gerektirecek haklı sebeplerin mevcut olup olmadığını, kararı vermiş ( ve itirazı inceleyecek ) olan mecburi hakem ( hakim ) takdir eder.
Mecburi hakemin itiraz üzerine vereceği karar kesindir ( 3533 S.K.m.6.III ). Yani temyiz edilemez ve itiraz üzerine verilecek karara karşı yeniden itiraz edilemez.
Somut olayda, taraflar arasında, hakemde görülen önceki davada, 5018 sayılı parselin kadim mera olarak niteliğinin ve Hazineye ait olarak mülkiyetinin tespitine karar verildiği, Hazine vekilinin itirazının hakem tarafından reddedildiği, Yerel Mahkemece de ilgili hakem kararı dayanak alındığında davacının iddiası ve talebi yerinde görülmekle, 5018 sayılı parselin mer'a olarak sınırlandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Ne var ki, davacı belediye vekili, hakemde açtığı davada 5018 parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 450 dönümlük kısmının mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiş, Yerel Mahkemece mahalline yapılan 9.10.1987 tarihli keşifte, fenni bilirkişi dava konusu merayı 196.680 m2 olarak belirlemiştir.
Buna karşın hakemde görülen davada talep aşılarak 1.924.600 m2 miktarındaki 5018 parsel sayılı taşınmazın tamamı hakkında ( krokide A, B, C, D, E harfleriyle gösterilen ) hüküm kurulmuştur. Bu durumda davacının yalnızca dava ettiği kısım hakkında değil, dava edilmeyen 5018 parselin krokide ( A ) ile gösterilen çekişmesiz kısmı hakkında da hüküm kurulmuş olmaktadır.
HUMK.nun 74. maddesine göre, mahkeme davacının talep ettiğinden fazlasına hüküm veremez.
O halde, kesin hüküm ancak, dava edilen kısım için söz konusu olur. Dava edilmeyen ve yargılaması yapılmayan kısım için kesin hükümden söz etme olanağı yoktur.
Dava edilmeyen 5018 parsel içindeki ( A ) ile gösterilen kısım için kesinleşmiş bir hakem kararı bulunmamaktadır.
Açıklanan olgulara göre, Özel Dairenin 5018 parsel sayılı taşınmazın, mera olan kısmının belirlenmesine yönelik bozma kararı yerindedir.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy