(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 45, 48)
Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul Asliye 3. Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 19.4.200 gün ve 1999/684-2000/442 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 4.4.2001 gün ve 1304-1717 sayılı ilamı ile; (...Ödenmeyen alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz üzerine İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2000/162 esasında deva açıldığı ve derdest bulunduğu görülmüştür. Bu bakımdan HUMK. 'un 45/1 maddesi uyarınca her iki davanın birleştirilmesi ve alınacak bir raporla iade faturasına konu edilen mallarda gizli ya da açık ayıp bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve buna göre ayıp ihbarının süresinde olup olmadığının takdiri ile sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir
.) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Davacı/iş sahibi, Beko firması için insert ve föy baskıları konusunca davalı/yüklenici yanla arasında eser sözleşmesi yapmıştır. Bu sözleşme gereği yapılan işin bedeli olarak davalı yanca düzenlenen 6 adet fatura karşılığı 52.239.509.782 TL nin ödendiği, 4.556.332.482 TL. nin ise ödenmediği yanlar araşınca uyuşmazlık konusu değildir. Davacı is sahibi davalı yükleniciye kalan miktarı ayıplı baskı işleri nedeniyle başka firmaya yaptırıp karşılığı olarak düzenlediği 4.500.000.000 TL faturanın davalı yanca reddedilmesi nedeniyle ödemediğini, 56.332.482 TL lik kısmı ödemeye hazır olduğunu kabul etmekte, davalı yan ise ayıplı iş bulunmadığını, davacı yanın yasal sürede ayıp ihbarında bulunmadığını, kalan miktarı ödemesi gerektiğini savunmaktadır.
Mahkemece; dava reddedilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda ayrıntısı açıklandığı üzere ; davalı yanca aynı alacakla ilgili olarak açılan İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesinin 2000/162 esas sayılı itirazın iptali konulu dava dosyası ile bu dosyanın birleştirilmesi ve alınacak raporla da sözleşmeye konu mallarda açık ya da gizli ayıp olup olmadığının tespiti, buna göre ayıp ihbarı süresinin değerlendirilmesi gereğinden bahisle bu karar bozulmuştur.
Yerel Mahkeme; "HUMK. nun 45/1. maddesi uyarınca , aynı mahkemede görülmekte olan davalar arasında bağlantı bulunması halinde davanın her safhasında istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilmesi mümkündür. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca davaların birleştirilme isteği 2. davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürülebilecektir. Birleştirme kararını ise, istek üzerine veya resen ikinci davanın açıldığı mahkeme verecektir. Davanın sonuçlandığı tarihe değin ikinci davanın açıldığı mahkemenin bileştirme kararı verdiği veya vereceğine ilişkin her hangi bir bilgi dosyaya sunulmadığı gibi, yanlarca da her iki davanın birleştirilmesinin istenildiğine ilişkin bilgide dosyaya sunulmamıştır. Sadece son oturum davalı vekili böyle bir davarın varlığından söz etmiştir. Duruşma tutanaklarında doğrudan birleştirilmesi gerektiğine ilişkin bir ara kararı yer almamaktadır. Yerleşmiş içtihatlara göre itirazın iptali davasına konu alacakla ilgili daha önce açılmış bir olumsuz saptama davası bulunduğunda, itirazın iptali davasına bakan mahkeme ya birleştirme kararı verecek veya açılan davanın sonucunu bekleyecektir. Diğer yandan HUMK. değişik 48/2 maddesi uyarınca ;
..aynı mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki kararlar hakkında ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına bozma sebebi teşkil etmez. Davacı vekilin temyiz dilekçesinde, itirazın iptali davası ile olumsuz saptama davalarının birleştirmesine karar verilmediğine ilişkin açık bir temyiz sebebi de bulunmamaktadır." Gerekçesiyle önceki kararında direnmiş, kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, İİK. nun 72. maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Yanlar arasında eser sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı iş sahibinin davalı yükleniciye "insert baskısı yaptırdığı, değişik tarihlerde tamamlanan baskı işi ile 6 değişik tarihi ve miktarı fatura ve irsaliyeler ile işin teslim edildiği, en son teslim tarihinin 3.4.1999 olduğu, davacı şirketin aynı işi bir başka yükleniciye yaptırması sonucu baskıda kalite farkı olduğunu, düşünerek uyuşmazlık konusu iş bedelini ödemeyip, 11.5.1999 tarihli 4.500.000.000 TL.lik nefaset farkı faturası düzenleyerek davalı yükleniciye gönderdiği, davalının da noter kanalıyla gönderdiği 14.5.1999 tarihli uyan ile bu faturayı kabul etmeyip iade ettiği, arkasından davacı şirket hakkında icra takibi başladığı konulan uyuşmazlık konusu değildir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Eldeki menfi tespit davasına konu alacakla ilgili olarak davalı alacaklının açtığı itirazın iptali davasının bu dava ile birleştirilmesinin ve her iki dosyadaki iddialar açısından açık veya gizli ayıp konusunda bilirkişi incelemesi yapılması, ayıp ihbarı sürelerinin buna göre değerlendirilmesinin gerekip gerekmediği, taraflarca birleştirme konusunda talepte bulunulmamış olmasının sonuca etkili olup olmayacağı, ilk açılan menfi tespit davasına bakan mahkemece mi, yoksa sonra açılan itirazın iptali davasına bakan mahkemece mi birleştirme hususunda karar verilmesi gerektiği noktalarında toplanmaktadır.
1085 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 45. maddesinin 1,2, 3 ve 4. fıkralarında aynen ; "Aynı mahkemede görülmekte olan davalar, aralarında bağlantı bulunması halinde, davanın her safhasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir. Davalar ayrı mahkemelerde açılmış ise, bağlantı nedeni ile birleştirme talebi ikinci davanın açıldığı mahkeme önünde ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. Birinci davanın açıldığı mahkeme itirazın kabulüne ve davaların birleştirilmesine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra bununla bağlıdır. Davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır. (Değişik: 26/2/1985 - 3156/4 md. ) Temyiz mercii ayrı olan davaların bu madde hükmüne göre birleştirilmesine karar verilebilir. Şu halde temyiz incelemesi, birleştirilen davalarda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişkiye ait kararları inceleyen Yargıtay dairesince yapılır." Hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 48. maddesinde; 1 ve 2. fıkralarda ise; "Birleştirme ve ayırma istekleri, dilekçe ile veya duruşmaca sözlü olarak da yapılabilir. Aynı mahkemede görülmekte olan davalar yönünden verilen birleştirme ve ayırma hususundaki kararlar hakkınca ancak hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilir. Şu kadar ki, bu husus tek başına bozma sebebi teşkil etmez." İfadesine yer verilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 14.02.1992 tarih ve 1991/3 esas, 1992/2 karar sayılı kararında; "bir yargı çevresi içinde kurulmuş bulunan aynı düzeyde birden fazla mahkeme, davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılır." Denilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında;
Yapılan yargılama aşamasında davalı vekili 19.04.2000 tarihli son celsece; "icra takibi ile ilgili olarak itirazın iptali davası açtıklarını, İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesinin 2000/162 esas sayılı dosyasında davanın görülmekte olup, yargılamasının 01.05.2000 tarihine bırakıldığını" bildirmiştir.
İstanbul Asliye 3.Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan menfi tespit davası (eldeki dava) ile İstanbul Asliye 8. Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davalarında verilecek hükmün biri diğerin, etkileyecek nitelikte bulunup, aralarında bağlantı olduğu açıktır. Diğer taraftan menfi tespit ve itirazın iptali davalarını görmekte olan İstanbul 3 ve 8 nolu Ticaret Mahkemelerinin arasındaki ilişki aynı düzey ilişkisi olup, davaların birleştirilmesi açısından aynı mahkeme sayılırlar. Aynı mahkemede görülen ve aralarında bağlantı bulunan bu iki dava, yargılamanın her şamasında, istek üzerine veya kendiliğinden mahkemece birleştirilebilir. Diğer mahkemece birleştirme hususunun değerlendirilmesi zorunlu olmadığı gibi böyle bir karar vermesinin beklenmesine de gerek yoktur. Yine, davaların ayrı yasa maddelerine dayanılarak açılmış olması ve nitelik farkları somut olay açısından birleştirme kararına etkili bir yön olarak kabul edilemez. Bu nedenle ; Mahkemece bu davaların ayrı mahkemelerde görüldüğü şeklindeki tespit ve buna göre vardığı sonuç usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.
Diğer taraftan, birleştirme hususunun tek başına bozma sebebi yapılması somut olayda söz konusu olmayıp, aynı zamanda ayıbın niteliğinin belirlenmesi de bozma nedenleri arasında yer almıştır Bu nedenle de direnme kararı yerinde değildir.
Mahkemece yapılacak iş; taraflar arasında görülmekte olan itirazın iptali dava dosyası mahkemesinden getirilip incelenerek , gerçekten her iki davanın konusunu teşkil eden temel ilişki ve davanın taraflarının aynı olduğunun anlaşılması halinde, yukarıda yapılan açıklamalar da gözetilerek aralarında bağlantı bulunan her iki davanın usulünce birleştirilmesine karar vermek olmalıdır.
Yine, birleştirme kararının verilmesinden sonra yapılacak bilirkişi incelemesi ile de teknik konular içeren baskı işinin özellikleri de gözetilerek iade faturasına konu edilen mallarda gizli ya da açık ayıp olup olmadığının belirlenmesi buna göre de ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığının değerlendirilmem ve sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, özel dairenin bozmasına uyulması yerine, hukuki nitelendirmede hataya düşülerek yazılı şekilde direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 18.12.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy