(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 355, 366) (YHGK. 05.03.2003 T. 2003/15-157 E. 2003/134 K.)
Dava: Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 26. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.6.2001 gün ve 1997/771-2001/352 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 28.11.2001 gün ve 2001/3641-5505 sayılı ilamı ile (... Dava, eser sözleşmesine dayalı bakiye iş bedelinin tahsili iddiasıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında sözlü bir akdi ilişki tartışma konusu değildir. Uyuşmazlık, bedele ilişkindir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, yeniden oluşturulacak bilirkişiler yardımıyla BK'nun 366. maddesi uyarınca, işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayicine göre bedelinin tespitiyle, tespit edilecek bu bedelden davalı iş sahibinin yöntemine uygun biçimde kanıtlayacağı ödemeler düşüldükten sonra ortaya çıkacak alacak-borç ilişkisine ve davalı yararına oluşan kazanılmış hak kuralına göre bir hüküm verilmesinden ibarettir. Somut olaya uygun düşmeyen gerekçeyle sonuca gidilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Davacı-alacaklı/yüklenici, davalı ile aralarındaki sözlü anlaşma gereğince davalıya ait villanın ahşap işlerini yaptığını, ekstra istenen hususları da yerine getirdiğini ancak davacının üzerinde anlaşılan 665.500.000.- TL bedelden 200.000.000.- TL'sini ödeyip geri kalanını ödemediğini, giriştiği icra takibine de haksız itiraz ettiğinden takibin durduğunu, itirazın iptalini ve davalının % 40 icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini istemiştir.
Davalı-borçlu/iş sahibi, taraflar arasında anlaşma gereği villasının ahşap işlerinin davacı yanca yapıldığını, ancak bedel olarak belirlenen 300.000.000.- TL'yi zamanında ödediğini, davacı yüklenicinin ise ayıplı ve eksik iş yapıp zamanında da teslim etmediğinden işi başkasına tamamlattığını, davanın reddini, haksız ve kötü niyetle icra takibine geçen davacının alacağın % 40'ından az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkûm edilmesini savunmuştur.
Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1997/347 sayılı dosyasında, davacı/alacaklı tarafından davalı/borçlu Yalçın aleyhine 465.500.000.- TL asıl alacak % 85'ten 56.300.000.- TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 521.800.000.- TL takip tarihinden % 85 faizi vs.nin tahsili istemiyle 22.1.1997 tarihinde ilamsız takibe girişilmiş, 1.12.1996 tarihli fatura bakiyesine dayanılmıştır. Borçlu vekili tarafından "müvekkilimin takip alacaklısına takip konusu fatura ve miktarda borcu yoktur. Bu sebeple ödeme emrine, takip talebine ve bu dosya ile birlikte müvekkilime tebliğ edilen l.12.1996 tarih 041956 nolu faturaya açıkça itiraz ediyoruz. Müvekkilim bugüne kadar bu faturayı ne görmüş ne de almıştır. Takip konusu asıl alacak ve faiz ile faiz oranına açıkça itiraz ediyor müvekkilimin herhangi bir borcu bulunmaması nedeniyle takibin durdurulmasını talep ediyoruz." şeklinde itiraz edilmiştir.
Eldeki dava, süresinde bu itirazın iptali istemiyle açılmıştır.
Mahkemece, iki kez keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve ikinci bilirkişi kurulunun rapor ve ek raporuna dayanılarak, davanın 380.250.000.- TL'lık kısmının reddine, BK'nun 365/2. maddesine göre takdiren davacının fazla emek karşılığı olan 85.250.000.- TL'lık kısmının kabulüne, bu cümleden olarak davalının Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 1997/347 sayılı dosyasındaki borca vaki itirazının 85.250.000.TL'lık kısmının iptaline, icra takibinin 85.250.000.- TL üzerinden devamına, BK'nun 101/1. maddesi gereğince davalının icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olması nedeniyle davacının 56.300.000.- TL'lık işlemiş faizle ilgili isteğinin reddine, davanın kabul edilen 85.250.000.- TL'lık kısmına takip tarihi olan 22.1.1997 tarihinden tahsil tarihine kadar değişik oranlarda reeskont faiz uygulanmasına, alacak likit olmadığından davacının % 40 icra inkâr tazminat talebinin; icra takibinin kötü niyetle olduğu kanıtlanmadığından dolayı da davalının % 40 kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Özel dairece, uyuşmazlığın bedele ilişkin olması nedeniyle mahkemece yapılması gereken işin, yeniden oluşturulacak bilirkişiler yardımıyla BK'nun 366. maddesi uyarınca, işin yapıldığı tarihteki mahalli piyasa rayicine göre bedelinin tespitiyle, tespit edilecek bu bedelden davalı iş sahibinin yöntemine uygun biçimde kanıtlayacağı ödemeler düşüldükten sonra ortaya çıkacak alacak-borç ilişkisine ve davalı yararına oluşan kazanılmış hak kuralına göre bir hüküm,verilmesinden ibaret olduğu, somut olaya uygun düşmeyen gerekçeyle sonuca gidilmesinin doğru olmadığı, gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemece önceki kararda direnilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, eser sözleşmesine dayalı bakiye iş bedelinin tahsili talebiyle yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında sözlü eser sözleşmesi bulunduğunda, belirlenen bedelin 200.000.000.- TL'sinin ödendiğinde uyuşmazlık yoktur. Yanlar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinde üzerinde anlaşılan iş bedelinin ne olduğu ve kalan kısmının ödenip ödenmediği noktasındadır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık ise, mahkemece yapılan incelemenin hükme yeterli ve varılan sonucun dosya kapsamına uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın konusunu oluşturan sözlü anlaşmanın içeriğini, Ankara Taşpınar Köyü İncek'te bulunan villanın kapı, merdiven vs. ahşap işlerinin imalatı ve montajı oluşturmaktadır. İşin teslim tarihi konusunda davacı yan açıklık getirmemiş, davalının istediği ekstra işler de dahil zamanında ve tam olarak teslim yapıldığını iddia etmiş; davalı yan ise geç ve ayıplı teslim olduğunu savunmuştur. Eş söyleyişle, sözlü anlaşmanın Haziran 1996 tarihli olduğu ihtilafsız olup, işin süresi hakkında taraflarca delil getirilmemiştir. Ancak davalı taraf işin Ağustos başında bitirilmesi gerekirken Ekim 1996 ortalarında bitirildiğini ve yapılan imalatın ayıplı ve kusurlu olduğunu savunmaktadır.
Bedel de taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Davacı 655.500.000.- TL'ye anlaşıldığını, bunun 200.000.000.- TL'sinin ödendiğini kalan 465.500.000.- TL'nin ödenmediğini; davalı yan ise 300.000.000.- TL'ye anlaştıklarını, bunun tamamının davacıya ödendiğini, eksik kalan işlerin başka firmaya tamamlattırıldığını ileri sürmektedirler. Bedelin 200.000.000.- TL'sinin davalı yanca ödendiği davacının da kabulündedir. Ayrıca 100.000.000.- TL daha ödeme yapıldığı hususu davalı yanca ileri sürülüp ispatlanmıştır. Böylece davalı yanın iş bedeli olarak ödediği miktar 300.000.000.- TL'dir. Ancak iş bedelinin ne olduğu konusunda iddia olunan miktara göre yazılı bir belge bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere Borçlar Kanunu'nun 366. maddesinde işin kıymetine göre bedelin tayini başlığı altında; "Evvelce kararlaştırılmamış veya takribi bir surette kararlaştırılmış olan bedel, yapılan şeyin kıymetine ve müteahhidin masrafına göre tayin edilir" hükmü yer almaktadır.
Öncelikle belirtmekte yarar vardır ki iş bedelinin ne olduğunu ve belli bir iş bedeli kararlaştırıldığını ispat yükü alacaklı yüklenicide, iş bedelini ödediğini ispat yükü ise borçlu iş sahibindedir. Alacaklı yüklenici davacı ile borçlu iş sahibi davalı arasında akdi ilişkinin bulunduğu belirgindir. Ne var ki alacaklı/yüklenici, iş bedelinin iddia ettiği miktarda kararlaştırıldığını, bu miktarın gerektirdiği yazılı delille kanıtlayamamıştır. Davalı yanca eda edilen yemin ise ihtilafsız bedelin tespiti anlamında bir delil olarak kabul edilemez.
Şu durumda, iş bedelinin yukarıda açıklanan maddede ifade edildiği gibi evvelce kararlaştırılmamış veya takribi surette kararlaştırılmış olduğunun kabulü gerekir ve bu hallerde artık iş bedeli yapılan işin değeri ve yüklenicinin masrafına göre belirlenmelidir.
Mahkemece alınan ve hükümde dayanılan ikinci bilirkişi raporunda ve buna ek raporda, BK 366. maddesi anlamında inceleme yapılmış ve sonuçta ayıplı işler bedeli de düşülmek kaydı ile KDV dahil toplam imalat bedeli 385.250.000.- TL olarak belirlenmiştir. Özel dairenin rapor alınması yönündeki bozma sebepleri bu nedenle yerinde bulunmamıştır. Ne var ki mahkemenin direnme gerekçesi de dosya kapsamına uygun değildir.
Sonuç olarak, mahkemece BK. 366. madde anlamında yapılan şeyin kıymetini tespite yönelik rapor alınması ve alınan rapor kapsamından alacaklı/yüklenici davacının, (davalı/iş sahibince ödendiği kanıtlanan 300.000.000.- TL düşüldükten sonra) 85.250.000.- TL daha alacaklı olduğunun anlaşılmış olması karşısında yapılan bu inceleme hükme yeterli görülmüştür. Sonucu itibarıyla doğru olan mahkeme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle, değişik gerekçe ile ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy