(6831 S. K. m. 2) (3402 S. K. m. 19) (2924 S. K. m. 11)
Taraflar arasındaki "kadastro tespitine itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Akçakoca Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.11.2000 gün ve 2000/23 E- 132 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 16.Hukuk Dairesinin 12.02.2001 gün ve 2001/577-478 sayılı ilamı ile; (...Kadastro sırasında 128 ada 18 parsel sayılı 1257.91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydı ve satış nedeniyle davalı Sefer B. adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine ve çekişmeli parselin davalı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davalı tarafın dayandığı tapu kaydının çekişmeli parseli kapsadığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemenin kabulü dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun düşmemektedir. Tapu kaydının miktarı 1838 m2 olup, bir sınırı "Öz" okumaktadır. Öz sınırının sabit olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle kaydın değişebilir sınırlı olduğunun kabulü ile kapsamının miktarına göre belirlenmesi gerekir. Kaydın miktarından fazla taşınmaza revizyon gördüğü anlaşılmıştır. Orman dışına çıkarılan yerler kanunlar uyarınca Hazineye intikal ettiğinden bu tür yerlerin zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Hal böyle olunca davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline üzerindeki muhtesatın 3402 S.Kanun 19/2.md.ne göre davalıya ait olduğunun ve 2924 S.Kanunun 4720 S.lı Kanunla değişik 11.maddesi uyarınca taşınmaza davalının zilyet olduğunun kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı temsilcisi
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.02.2002 gününde, 2.görüşmede bozmada oybirliği sebebinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava, 1975 yılında 6831 sayılı Orman Yasasının 1744 sayılı yasa ile değişik 2/B maddesi uyarınca, 1963 yılında orman niteliğini yitirmesi nedeniyle orman sınırları dışına "özel mülk" olarak çıkarılan ve davalının dayandığı 1298 Y.tarih 333-335 sıra nolu tapu ve tedavülleri kapsamında kalan 128 ada 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz olup mahkemenin taşınmazın davalı adına tesciline ilişkin kararının özel Dairece bozulması sonucu mahkemenin verdiği direnme kararı üzerine Yüce Genel Kurul'un "kesin bozmaya" ilişkin çoğunluk görüşünü içeren kararına katılamıyorum.
Şöyle ki;
1-Yerel Mahkeme, Dairemizden geçerek kesinleşen Hazinenin de taraf olduğu 128 ada 15, 16, 19, 35, 36 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin onama kararlarını içeren dava dosyaları getirterek kararlarda kişi tapusuna kapsam tayin edildiği halde, tapu ve krokileri yerlerine uygulanarak kapsamlarını belirlememiştir.
2-Hazinenin dayandığı 13.5.1987 tarih ve 6 sıra nolu tapu kaydı Beyhanlı Köyü Dombaycı Dağı mevkiinde bulunan 96500 metrekarelik "hali arazi'yi" kapsadığı ve gittiklerinin (101 ada 9, 10; 103 ada 4; 104 ada 3; 107 ada 3; 108 ada 4,5,6,7,8,9,10 ; 119 ada 1 ; 131 ada 1; 129 ada 1; 126 ada 1, 2; 127 ada 1,3,8,10; 132 ada 1,2, 3,4, 5; 133 ada 3; 134 ada 1; 135 ada 1; 130 ada 3,4,5,6,7,8,9,19,11,12;108 ada 11, 17, 18, 19, 20; 110 ada 1; 111 ada 1, 2, 3, 4, 5, 16, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 28, 29, 31, 32, 34, 35, 36; 112 ada 16, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 29 ve 118 ada 9) olduğu, bunlar arasında dava konusu 128 ada 18 parsel ile aynı ada içindeki 13, 14, 15, 16, 17, 19, 30, 31, 32, 34, 35, 36 ve 37 parsellerin bulunmadığı, yani bu parsellerin Hazine tapusu kapsamında kalmadığı, bir başka söyleyişle bu parsellerin 2/B uygulamasından sonra Hazine tapusu içine alınmadığı, 1298 Y.tarihli kişi tapuları şümulünde kaldığı, bu nedenle hazine tapusu kapsamı dışında bırakıldığı; ancak Hazine tapusu ile tedavüllerinin ait olduğu Dombaycı Dağına gidilerek uygulamalarının yapılmadığı anlaşılmaktadır.
3-Hazine tapusunda "sınırı: planında olduğu gibidir" denildiği halde, hazine tapusunun sınırlarını açık ve kesin biçimde izleme ve denetlemeyi olanaklı kılacak ölçekli haritası ile dayanakları yerlerine uygulanmamıştır. Dosya arasında ölçeği olmayan, sınır taşları okunamayan ve uygulama kabiliyeti yok denecek değin az bir basit kroki ile yetinilmiştir. Kaldı ki, hazine tapusu tedavül görmüş, ifraz görerek yaklaşık 78 parsele bölünmüş olmasına rağmen, sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tüm bu parsellere ait krokiler de getirtilerek dayanağı tutanaklarla birlikte yerlerine uygulanmak suretiyle ait olduğu yerlerin kesin biçimde saptanması, davalı parseli kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi mümkündür. Bunların hiç birisi yapılmamıştır.
4-Ormancı bilirkişinin vermiş olduğu iki rapor çelişkilidir. Birinci raporda davalı taşınmazın orman tapusu dışında kaldığı; ikinci raporda ise, tapu kapsamında olduğu belirtilmiş, bu çelişki de giderilmemiştir.
5-Hazine adına tapuya bağlanmadığı anlaşılan 128 ada 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 30, 31, 32, 34, 35, 36 ve 37 nolu parsellere uygulanan 1298 Y.tarih 333-335 sayılı tapu ve tedavüllerinin o yere ait olup olmadığı "Döşeme ve Lazoğlu ve Değirmen Kestaneliği ve öz" sınırlarının değişir niteliğini koruyup korumadığı ve kapsamı, ancak tapu sınırlarına komşu yerlere ait (kuzeyde: 38, 39, 40, 41, 42, 43 ve 127 ada 13 parseller ile Güneyde: 20, 21, 22 ve 29 parsellere ait tespit tutanakları ile varsa dayanağı kayıt ve belgeler) getirtilip yerlerine uygulandıktan sonra, tapunun sınırlarının değişmez sınır haline dönüşüp dönüşmediği belirlenebilir. Bu işlemde yapılmamıştır.
6-6831 sayılı Orman Yasasının 1744 sayılı yasa ile değişik 2/B maddesinde "evvelce sınırlaması yapılmış ve fakat yukarıdaki fıkra hükümlerine uymadığı Orman Bakanlığınca veya vaki müracaatlar üzerine anlaşılan sınırlamaların düzeltilmesi bu kanunun yürürlüğe girdiğinden itibaren en geç 10 yıl içinde Orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Bu düzeltme sonucu orman sınırları dışına çıkarılacak yer, sınırlaması itirazsız kesinleşmiş tapulu arazi ise mülkiyeti tekrar tapu sahiplerine intikal eder."denilmektedir.
Bu maddeye göre, Hazine adına tapuya bağlanmayan ve 1298 Y.tarih 333-335 sayılı tapu kaydı ve tedavüllerinin miktar fazlası olan kısımlar 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının yararına gerçekleşeceği taraf lehine kazanılması hususunda herhangi bir yasal engel de bulunmamaktadır.
Yukarda sözünü ettiğimiz eksiklikler giderilmeden karar verilmesi doğru olmayıp "araştırmaya yönelik" bozma yapılması gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun "kesin bozmaya ilişkin" görüşlerine katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy