(3402 S. K. m. 36) (1086 S. K. m. 73, 415)
Dava: Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Çaycuma Kadastro Mahkemesi'nce davanın reddine dair verilen 1.5.2001 gün ve 1998/329-2001/192 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin gün ve 2.10.2001 gün ve 8899-7550 sayılı ilamı ile;
(... Kadastro sırasında 107 ada 204, 251, 351, 394, 247, 120 ada 38 ve 39 parsel sayılı 31549, 608.36, 28717.37, 27538.05, 832.04, 218.70, 599.21 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle H. K. ve paydaşları adlarına tesbit edilmişlerdir. Askı ilan süresi içinde Ş. D. miras bırakan A. K.'dan gelen miras payına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine ve dava konusu parsellerin tesbit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Ş. D. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davanın kesin önel gereğinin yerine getirilmediği nedeniyle reddine karar verilmişse de varılan sonuç dosya içeriğine ve yasa hükümlerine uygun düşmemektedir. Taraf teşkili, davanın görülebilme koşullarından olup mahkemece resen (kendiliğinden) yapılması gereken işlemlerdendir. 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 36 ve usulün 415. maddelerinde resen yapılması gereken soruşturma ve tebligat işlemleri için gereken giderlerin ilerde haksız çıkacak taraftan alınmak üzere bütçeye konulan ödenekten karşılanacağı hükme bağlanmıştır. Mahkemece bu yönler göz önüne alınmaksızın yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmadığı gibi,
Kabule göre de; davanın reddi durumunda 492 sayılı Harçlar Yasası'na bağlı harçlar tarifnamesi hükümleri uyarınca maktu harç alınması gerekirken nisbi red harcı alınması da doğru değildir...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kadastro tespitine itirazdır.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Çaycuma Karamusa Köyü birliğinde bulunan 107 ada 204, 251, 351, 394, 247, 120 ada 38 ve 39 parsel numarası taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı H. K. ve paydaşları adına tespit edildiğini oysa bu parsellerde müvekkilesinin miras bırakan A. K.'dan intikal eden hissesinin bulunduğunu iddia ederek tespitin bu hisse oranında iptali ile müvekkilesi adına tescilini dava etmiştir.
Davalı H. K. duruşmaya katılmamış ve herhangi bir savunma yapmamıştır.
Yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin olarak kurduğu hüküm, yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Celbedilen nüfus aile kayıt tablosu içeriğine göre, yanların ortak miras bırakanı A. K. ölümüyle mirasçı olarak kızı davacı Ş. K. ile oğlu davalı H. K. dışında eşi F. K.'yı da mirasçı olarak bıraktığı saptanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki; dava konusu edilen parsellerden 107 ada 251 parsel verasette iştirak halinde diğer dava konusu parseller ise paylı olarak davalı ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
İştirak halinde mülkiyette hakka etkin davanın tüm iştirak halinde malikler tarafından açılması zorunlu olup, 107 ada 251 parselde davalı dışında kalan iştirak halindeki maliklerin davaya muvafakatlerinin sağlanması veya davaya katılmaları zorunludur. Aksi halde, davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır.
Paylı olarak kadastro tespitleri yapılan 107 ada 204, 351, 394, 247 ve 120 ada 38 ve 39 parsellere gelince; kadastro tespit tutanaklarının tetkikinden davalı H. K.'nın 107 ada 204, 351 ve 394 parsellerde 2240/44800, aynı ada 247 parsel ile 120 ada 38 ve 39 parsellerde ise 8/10 hisse sahibi olduğu anlaşılmaktadır. Müşterek mülkiyette davacının tüm hissedarlar hakkında dava açma zorunluluğu olmadığı kuşkusuzdur. O halde;
Yerel mahkemece verilen direnme hükmü, dava konusu 107 ada 251 parsel yönünden iştirakin sağlanması, diğer parseller bakımından ise pay durumu belirtilerek tespit maliki gösterilen H. K. payına yönelik dava açılması olanaklı bulunduğundan taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekçesi ile bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 20.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy