(1086 S. K. m. 429) (2942 S. K. m. 15) (3194 S. K. m. 18)
Taraflar arasındaki kamulaştırma bedelinin artırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Antalya Asliye1. Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.8.1999 gün ve 1998/1008-1999/864 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 18.Hukuk Dairesinin 7.12.1999 gün ve 1999/14093-15809 sayılı ilamı ile; (...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yapılarak farklı değerlere ulaşılmasına rağmen uzlaştırıcı 3.rapor alınmadan ve varit olmayan gerekçe ile yüksek değeri ifade eden ikinci rapora göre hüküm kurulması doğru görülmemiştir ...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kamulaştırma bedelinin artırılması istemine ilişkindir.
Davacılar; Arsa niteliğindeki 1023 parsel sayılı taşınmazın davalı Karayolları Genel Müdürlüğü'nce kamulaştırılması sebebiyle 266.500.000 TL. kamulaştırma bedel farkının dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkeme ilk kararında; taşınmaza birinci bilirkişi kurulu raporunda 3.000.000 TL /m2, ikinci bilirkişi kurulu raporunda 2.750.000 TL/m2 değer biçildiği ve bu durumda taşınmaza düşük değer biçen ikinci bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 212.500.000 TL. kamulaştırma bedel farkının 17.10.1996 gününden işleyecek %30 faiziyle birlikte davalı idareden tahsiline karar vermiştir.
Karar, davalı Karayolları Genel Müdürlüğü vekilinin temyizi üzerine Özel Daire'ce özetle; Mahkemece alınan raporların hüküm kurmaya yeterli olmadığı, İmar Kanunu'nun 18/2 fıkrası uyarınca araştırma yapılmadığı vurgulanarak, gerekirse re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi ve ek bilirkişi raporları alınması gereğine işaretle hüküm bozulmuştur.
Bozmaya uyan yerel mahkeme Tapu Sicil Müdürlüğünden re'sen emsal araştırması yapmadan bilirkişi kurullarından ek rapor alarak; ikinci bilirkişi kurulu ek raporuna göre davanın kısmen kabulüne 212.500.000 TL.kamulaştırma bedel farkının 17.10.1996 tarihinden itibaren davalı idareden tahsiline karar vermiştir.
Bu karar; Davalı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçe ile bozulmuş; Yere! mahkeme Davacı vekilinin ilk bozmadan önce üçüncü keşfin yapılmasını istemediği ve taşınmaza 2.750.000 TL/m2 değer biçen raporu kabul ettiği anlaşıldığından metrekarede 2.750.000 TL. değer biçer ikinci rapora göre karar verilmelidir gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir.
Görüldüğü üzere Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasındaki uyuşmazlık; Mahkemece iki kez keşif yapılarak farklı değerlere ulaşıldığı takdirde üçüncü kez keşif yapılarak uzlaştırıcı rapor alınmasının gerekip gerekmediği noktasındadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonucu kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü meydana getirir. Usulü kazanılmış hak olarak tanımlanan bu müessese, uzun yıllardan beri Yargıtay uygulamaları ve öğretide benimsenen, usul hukukunun dayandığı vazgeçilmez ana esaslardandır ( 9.5.1960 tarih ve 21/9 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararı)
Somut olayda; Mahkemece birinci bozma kararına uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşmuş, bozma ilamında gösterilen çerçevede mahkemece araştırma yapılması ve ek rapor alınması yükümlülüğü doğmuştur.
Bununla beraber mahkeme, Tapu Sicil Müdürlüğünden re'sen emsal araştırması yapmadan bilirkişi kurullarının asıl raporlarında belirtilen emsal taşınmazların tamamının tapu kayıtları ve imar durumlarını gösterir belgelerini getirterek, ek rapor almıştır.
Böylece bilirkişi kurulu ek raporlarında bozma öncesi değerlendirilen emsaller yeniden değerlendirilerek, değer biçilmiş; Birinci bilirkişi kurulu ek raporunda %35 İmar düzenleme Ortaklık payı düşülerek dava konusu taşınmaz için 1.950.000 TL/m2 bedel tespit edilmiştir. İkinci bilirkişi kurulu ek raporunda ise, %35 İmar Düzenleme Ortaklık payının düşülmesi gerekmediğinden bahisle taşınmaza 2.750.000 TL/m2 değer biçilmiştir.
O halde; Bilirkişi raporları arasında, metrekareye biçilen değer itibarıyla aykırılık bulunduğuna göre, mahkemece 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 15/11 bendi uyarınca uzlaştırıcı rapor alınmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Nitekim; Hukuk Genel Kurulu'nun 5.11.1975 gün ve 1974/5-656 Esas, 1975/1160 Karar sayılı
kararında da aynı ilke benimsenmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere yerel mahkemece üçüncü kez bilirkişi incelemesi yaptırılarak uzlaştırıcı rapor alınması gerekirken, yüksek değer biçen ikinci rapora göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 30.10.2002 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy