(818 S. K. m. 158)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 8. Ticaret Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 07.07.1999 gün ve 1998/994 E. -1999/333 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 09.03.2000 gün ve 1999/7689-2000/1879 sayılı ilamı ile; (...Davacı, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan hükme dayanarak beyaz ürün ve madeni yağın eksik alımı nedeniyle 15.021.762.800.-TL'nin tahsilini talep etmiş, mahkemece bu talep kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Mahkemece beyaz ürüne ilişkin talep yönünden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Oysa bilirkişi raporunda davacının beyaz ürün yönünden alacağının nasıl saptandığı anlaşılamadığından Yargıtay denetimine elverişli olmayan bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davacının beyaz ürün yönünden alacağı konusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalının taahhütnameye uymaması nedeniyle davacının giderleri düşüldükten sonra mahrum kaldığı karın hesaplatılması ve uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği düşünüldü:
Karar: Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, sözleşme eki taahhütname ile kararlaştırılan miktarda ürünün satılmadığı iddiasına dayanan cezai şarta ilişkin alacak istemlidir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan akaryakıt sözleşmesine bağlı olarak ayrıca imzalanan satış vaadi sözleşmesi ile davalı yanın yılda 2500 ton beyaz ürün satılacağının, bu taahhüdün ihlali halinde eksik satılan her ton için motorindeki kar fire ve masraf üzerinden cezai şart ödeneceğinin kabul ve taahhüt edildiğini, davalının cezai şart dönemi olan 01.12.1996- 30.11.1997 döneminde ofis depolarından 149 ton beyaz ürün aldığını, kararlaştırılan miktarda satış yapmadığını, taahhüdün ihlali nedeniyle 10.03.1998 tarihli yazı ile 15.021.782.800 TL cezai şartın 15 günlük sürede ödenmesinin talep edildiğini, ödeme yapılmadığından bu miktarın dava tarihinden işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve eki olan 19.09.1996 tarihli Satış Vaadi Sözleşmesinin tanziminden sonra benzin istasyonunun mülkiyet sahibi Ankara Servis İşletmecileri Odasının ödeyemediği kredi borcundan dolayı Anakara Gayrimenkul İcra Müdürlüğünün 1998/32 sayılı takip dosyasından benzin istasyonunun bütün müştemilatı ile birlikte cebri icra yoluyla satıldığını, kiracı olan müvekkilinin söz konusu benzin istasyonunu işletemeyerek satış vaadine konu satış kotalarını dolduramadığını, müvekkilinin iradesi dışında gelişen bu durumun mücbir sebep oluşturduğunu, cezai şartın hesabının da yanlış olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; sözleşme asıllarının ibrazı davacı yandan istenmiş, davalının dayandığı satış dosyası getirilmiş, bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda: istenen kalemler hesaplanmış, beyaz ürün ve madeni yağlar için ayrı ayrı hesap yapılarak sonuçta davacının 14.866.382.800 TL cezai şart alacağının bulunduğu, %80 değişir oranda reeskont faizi yürütülmesi gerektiği bildirilmiştir. Davacı vekili; hesaplamanın eksik yapıldığını, masraf payının düşürülmediğini, sözleşmede 5 ton olmasına karşın 3 ton madeni yağ üzerinden yapılan hesaplamanın doğru olmadığını vs. bildirmiş, rapora itiraz etmiştir. Davalı vekili ise, 22.06.1999 havale tarihli dilekçede açıkça; sayın bilirkişi kurulunun beyaz ürün yönünden yapmış olduğu teknik hesaplamaya itirazımız yoktur. Madeni yağ konusundaki kısımları ise kabul etmiyoruz.. şeklinde beyanda bulunmuş, 05.07.1999 havale tarihli dilekçesinde ise rapordaki hesaplama biçimi yanında beyaz ürün yönünden de itiraz etmiştir.
Yerel Mahkeme: davalının taahhüdünü ihlal ettiğinin sabit olup, mücbir sebep olarak gösterilen benzinliğin satılması olgusunun ise cezai şart alacağı doğduktan sonra 1998 tarihinde gerçekleştiği, bilirkişi raporunda 3 ton üzerinden hesaplanan miktarın mahkemece 5 ton üzerinden hesaplandığı, diğer hususlarda rapora itibar edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir.
Özel Daire; davalı vekilinin temyizi üzerine Mahkemece beyaz ürüne ilişkin talep yönünden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Oysa bilirkişi raporunda davacının beyaz ürün yönünden alacağının nasıl saptandığı anlaşılamadığından Yargıtay denetimine elverişli olmayan bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu durumda mahkemece davacının beyaz ürün yönünden alacağı konusunda yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak davalının taahhütnameye uymaması nedeniyle davacının giderleri düşüldükten sonra mahrum kaldığı karın hesaplatılması ve uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Yerel Mahkemece; davalının bilirkişi raporuna itirazının sadece madeni yağ noktasından olup davalı vekilinin beyaz ürün yönünden raporu açık kabulü bulunduğu, diğer yönden itirazlarının ise değerlendirildiği, gerekçesiyle önceki kararında direnerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Taraflar arasında 25.12.1996 başlangıç tarihli uzun süreli bayilik sözleşmesi bulunduğu ve kararlaştırılan miktarda ürün satılmadığı takdirde cezai şart ödemesi yapılacağının kararlaştırıldığı konularında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; Talep edilen 01.12.1996-30.11.1997 tarihleri arasındaki dönemde kararlaştırılan kadar ürün satılıp satılmadığı, eksik satım varsa bundan davalının sorumluluğunun gerekip gerekmediği, ne miktar eksik ürün satılıp, bunun için ne miktar cezai şart ödenmesi gerektiği noktasındadır.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık ise; yapılan inceleme ve alınan bilirkişi raporunun hükme yeterli olup olmadığı, davalı tarafça raporun beyaz ürüne yönelik kısmına itiraz edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraza ilişkin 22.06.1999 havale tarihli dilekçesinde açıkça; beyaz ürün yönünden yapılan teknik hesaplamaya itirazlarının olmadığını bildirmiş olmasına, sonradan 05.07.1999 havale tarihli dilekçesinde beyaz ürün yönünden yaptığı itirazın ise sonuca etkili bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı (642.206.282) lira bakiye temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy