(6762 S. K. m. 1273) (2004 S. K. m. 67)
Taraflar arasındaki "itirazın iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.06.2000 gün ve 1999/261-2000/236 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 16.4.2001 gün ve 2000/9128-2001-2924 sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, dava dışı Onur K.'ya davalının kefaleti ile kullandırılan otomobil kredisinin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide olunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, kredi ile satın alınan aracın çalındığını, davacı bankanın kasko sigortasından sigorta bedelini tahsil etmeyerek zararın çoğalmasına neden olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının sigorta bedelinin ödenmesini engelliyerek borçlunun durumunu ağırlaştırdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı bankadan kullanılan kredi ile satın alınan araç 15.9.1997 tarihinde çalınmıştır. Kredi borçlusunun aracın çalındığını bankaya bildirmediği ve 26.12.1997 tarihinde aracın kasko sigortası H.... Sigortaya müracaat ederek sigorta bedelinin kendisine ödenmesini talep ettiği anlaşılmaktadır. Bu istem bankanın hesabın kat'ı ihtarının kredi borçlusuna ve kefile tebliğinden sonradır.
Oysa kredi borçlusunun üzerinde rehin kaydı bulunan poliçe bedelinin kendisine ödenmesini isteme yerine, poliçeyi bankaya ciro ederek veya aracın çalındığını bankaya haber vererek kasko sigorta bedelinin banka tarafından tahsilini sağlaması gerekirken yukarıda açıklandığı şekilde davranmak suretiyle banka alacağının tahsilinde gecikmeye borçlu ve kefilin kendisi sebep olmuştur.
O halde mahkemece banka alacağın tespiti yönünde alınan bilirkişi raporuna göre bir karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve davacı banka tarafından dava dışı Şükrü O.K.'ya davalı Sühendan E.'nin kefaleti ile ferdi kredi kullandırıldığı ve Kredi Sözleşmesinin teminatı olarak araç üzerinde menkul rehni tesis edildiği ve Rehinli 06 YVE 88 plakalı araç için Şükrü Onur K. tarafından Halk Sigorta'ya Kasko Sigortası yaptırıldığı ve Sigorta Poliçesinde Yapı Kredi Bankası Dain ve Mürtehin kaydı bulunduğu anlaşılmaktadır. TK.nun 1273.maddesi uyarınca Rehinli bir malın maliki tarafından kendi adına yaptırılan sigorta alacaklı lehine yapılmış bir sigorta değilse de sigorta tazminatı ancak o mal üzerinde rehin hakkına haiz olan bütün alacaklıların muvafakatleri alınmak suretiyle sigorta ettiren malike ödenebilir. Başka bir anlatımla sigorta süresi içinde riziko meydana geldiği takdirde, hasar bedeli, davacı bankaya rehinli olan aracın kredi borcunun da bir güvencesi niteliğindedir.Bu durumda "Dain ve Mürtehinin muvafakati olmaksızın" hasar ödemesi sigortalıya yapılamaz.
Somut olayda, aracın çalındığı süresinde bankaya ihbar edilmediği gibi, kasko lehtarı dava dışı Şükrü Onur K. tarafından ödemenin rehinli alacaklı bankaya yapılması konusunda bir başvurusu bulunduğu anlaşılamamaktadır. Davacı bankanın aracın çalındığından haberdar olmadığı için kredi sözleşmesinin 12.maddesi uyarınca geri ödemede aksama olunca sözleşmenin 14.maddesi açıklığı karşısında hesabı kat ederek davalı kefil hakkında icra takibi yapmasında usul ve kanuna aykırı bir durum olmadığı gibi, borcun tamamını ödeyen müteselsil kefilin veya sigorta lehtarının, sigorta bedelini tahsili olanaklı hale geleceğine göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.4.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy