(2004 S. K. m. 67) (6762 S. K. m. 697, 713, 703) (4721 S. K. m. 687)
Taraflar arasındaki "takibin iptali" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sakarya Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 25.10.2000 gün ve 2000/498-2000/822 sayılı kararın İncelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 15.5.2001 gün ve 2000/9221-2001/3695 sayılı ilamı ile, (...Davalının, teselsül eden cirolar ile çekin yetkili ve meşru hamili olduğu anlaşılmaktadır. Çekin rızası dışında elinden çıktığını iddia eden dava dışı üçüncü şahıs tarafından açılmış olan zayi davası, çek hamilinin haklılık durumunu etkilemez. Bu yönler gözetilerek davanın reddi gerekirken, yazılı şekilde takibin iptaline karar verilmesinde isabet görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, kaybedildiği ileri sürülen ve hakkında ödeme yasağı bulunan çeke dayalı icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davacı tarafından hamiline olarak keşide edilen çekin, dava dışı Nadir Özmen 'in elinde iken çalınma suretiyle kaybedildiğini; Nadir Özmen 'in, çeki n zayi olduğunun tespiti ve iptali istemiyle dava açtığını; o davada, çekin ibrazı halinde ödenmemesi yolunda ihtiyati tedbir kararı verildiği; davalının, ne şekilde elde ettiği belli olmayan bu çeke dayalı olarak davacı hakkında İcra takibi yaptığını, çekin zayiinden sonra bedelinin ne şekilde ödeneceği konusunda davacı keşideci ile dava dışı Nadir Özmen arasında yeni bir ödeme planı düzenlediğini; o nedenle çek bedelinin iki defa ödenmesi ihtimalinin doğduğunu ileri sürerek, söz konusu çeke dayalı olarak girişilen icra takibinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Yerel mahkemenin, İcra takibine konu çek hakkında verilen zayi nedeniyle iptal kararının kesinleştiği, böyle bir çeke dayalı olarak icra takibi yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne; İcra takibin iptaline yönelik olarak verdiği karar, Yüksek Özel Daire'ce yukarıdaki gerekçeyle, bozulmuş; mahkeme, gerekçesini tekrarla önceki kararında direnmiş; direnme kararı davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yukarıda açıklanan dava nedeniyle doğru bir sonuca varılabilmesi için uygulanacak hukuk kurallarının nelerden ibaret olduğunun açıklanması gerekir.
T.K'nun 697. maddesi uyarınca çekler, kanunen emre yazılı senetlerdendir. Çek, nama, emre yada hamile yazılabilir. Hamile yazılı senetlerde, hak sahipliğinin (alacaklılık, temsil yetkisini haiz olmak) senet vasıtasıyla ispatı, "hamile teşhis kaydı"nın sonucu olarak, yalnızca senedin ibrazı suretiyle olur. Muhatap; emre yazılı senetlerde, hamilin meşru hamil olup olmadığını, cirolar arasında bulunması gereken teselsülün tetkikiyle tespit edebilir (TTK.713). Lehtarlardan başlayarak son hamilde nihayet bulan cirolardan ilki lehtarın imzasını ve daha sonrakiler ise, bir evvelki cirodaki lehtarın imzasını taşımak suretiyle devam ediyorsa, ciro silsilesi muntazam sayılır.
Hamile yazılı çeklere gelince; burada muhatabın, araştırma mükellefiyeti adeta kaldırılmış gibidir. TK. 'nun 703. maddesi hükümlerine göre hamile yazılı çek, menkul mülkiyetinde olduğu gibi tarafların anlaşmaları ve zilyetliğin devri ile bir başkasına devredilebilir (M.K. m.687). Hamile yazılı çekte, hak sahipliği senedi elinde bulundurmakla tesis edildiğinden, böyle bir cironun ayrıca hak sahipliğini teşhis fonksiyonu da mevcut değildir. Hamile yazılı çekteki cirolar arasındaki muntazam bir ciro zincirinin varlığı önem taşımaz. Bu gibi çeklerde mündemiç olan hak, muntazam ciro zinciriyle değil, sadece senedin verilmesiyle intikal eder (Prof. Dr. Fırat ÖZTAN, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, s.1148 vd; Y.12.H.D. 15.9.1992 gün E.2520, K.10324; Y.11.H.D.27.6.1994 gün, E.1710, K.551?)
Bazen senede dayanılarak gerçekleştirilen "Alacaklılığın ispatı" keyfiyeti gerçeğe uymayabilir. TK.nun 564. maddesi uyarınca iptal kararı uyarınca hak sahibi hakkını senetsiz olarak da öne sürebilecektir. Mahkemeden alınan iptal kararı yalnızca hak sahipliğinin tanısına (teşhisine) olanak verir. Yasa uyarınca hasımsız alınması gereken iptal kararı ilgilinin borçluluğunu saptamaz ve kesin hüküm teşkil etmez. Borçlu, iptal kararına karşın iptal kararını alan kişinin hak sahibi olmadığını öne sürebilir. Alınan iptal kararının ibrazı üzerine, çek bedelini ödeyen keşideci (Borçlu) kaybolduğu iddia edilen çekin sonradan yetkili hamil tarafından ibraz edilmesi halinde TK. 558/2 ve 599. maddelerindeki şartların oluşması durumunda ödeme def'inde bulunamayacak ve çek bedeli ibraz eden"' hamile bir daha ödemek zorunda kalacaktır. (Y. 11. H.D. 10.05.1979 gün ve E. 480, K. 2529)
Diğer taraftan yasa gereği çekin borçlusu muhatap banka olduğundan, çek süresinde muhataba ibraz edilmezse, hamilin çeke dayalı olarak istemde bulunma olanağı olmayacaktır.
Bu genel açıklamadan sonra somut olaya dönersek; dava dışı N. Özmen hamiline yazılı çekin meşru hamili bulunduğunu, çekin çalındığını ileri sürerek TK. 669 vd. maddeleri uyarınca ödeme yasağı konulmasını ve çekin iptaline karar verilmesini istemiş, mahkeme 27.12.1999 tarihinde çeke ödeme yasağı koymuş, bunu muhatap bankaya bildirmiş ve yapılan ilanlar sonucu çekin mahkemeye ibraz edilmemesi üzerine zayi karar verilmiştir.
Çek hamili olan Y. Alka, süresi içinde 10.1.2000 tarihinde hamili bulunduğu çeki muhatap bankaya ibraz etmiş, banka tarafından "Hesap bakiyesi müsait olmadığından ödeme yapılmamıştır" şerhi verilerek çek hamil Yücel'e iade edilmiş ve bu kişi tarafından keşideci-borçlu Yılmaz Ltd. Şti. hakkında icra takibi yapılmıştır. Dava dışı N. Özmen ile davacı şirket arasında zayi kararının iptalinden sonra bir ödeme planı yapılmış ise de, dava tarihine kadar çek bedeli ödenmemiştir. Zira B.K.83 ve 96. maddesi uyarınca edimin amacı fiilen gerçekleşmemiş, henüz para borcu ödenmemiş olduğundan gerçekleşmiş bir ifadan söz edilemeyecektir. O halde TK. nun 558/2. maddesi uyarınca zayi belgesi alan N.Özmen'e iyi niyetle yapılmış bir ödeme olmadığından, keşideci borçlunun borcundan kurtulduğu söylenemez.
Bu durumda ortada çeke dayalı iki ödeme talebi ortaya çıkmıştır. Bunlardan Y.Alka hamiline yazılı çeki süresinde bankaya ibraz ettiğinden ve çeki elinde bulundurduğundan yasa gereği meşru hamil durumundadır. Dava dışı N. Özmen ise mahkemeden aldığı ve aksi sabit oluncaya kadar geçerli zayi belgesine göre keşideciye karşı talep hakkı olan kişi durumundadır. Bir çekten dolayı iki meşru hamil olamayacağından gerçek hak sahibinin tespiti öncelik alacaktır. O halde mahkemece yapılacak iş; davalı Y. Alka'ya N. Özmen'i hasım göstermek suretiyle bu şahsın aldığı çekin iptaline ilişkin ilamın iptalini talep etmek ve dolayısıyla meşru hamilin kim olduğunu açacağı bu dava ile kanıtlamak üzere önel verilmeli, açılacak dava bu dava ile birleştirilmeli ve hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmelidir. Mahkemece açıklanan yönler gözden kaçırılarak yazılı şekilde direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan direnme kararı bu gerekçelerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü İle direnme kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5.6.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy