(1086 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki "olumsuz tespit ve istirdat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Hukuk Ticaret Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 16.02.2000 gün ve 1999/469 E-2000/98 K.sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 23.10.2000 gün ve 2000/4185-7015 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı vekili, müvekkilinin davalıya olan borcuna karşılık verdiği ve davalının takip konusu yaptığı bono bedelinin davalı vekilinden alınan 10.000 DM.lik tarihsiz, 10.000 DM.lık 29/7/1998 tarihli, 3000 DM.lık 22/12/1998 tarihli belgeler karşılığı ödendiğini iddia etmiş, davalı ise 10.000 DM.lık ödemeye dair belgenin davacının başka bir borcu için yaptığı kısmi ödemeye karşılık verildiğini, 29/7/1998 tarihli 10.000 DM.lık ödeme belgesinin ise takip konusu borçla ilgili olmayıp davacının kardeşi dava dışı Basri Ş.'nın kendi borcu için yaptığı ödemeye ilişkin olduğunu, sadece 22/12/1998 tarihli belgedeki 3.000 DM ödemenin dava konusu borca karşılık olup bu kısım için icra dosyasından feragat edildiğini savunmuştur.
Mahkemece söz konusu belgelerde yazılı ödemelerin takip konusu bonoya karşılık yapılmış olduğu kabul edilerek davanın kabulüne, davacının takip konusu bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş ise de, davalı vekilince imzalanmış olan 29/7/1998 tarihli belgede "Saim Ö.'ın ( davalının )alacağına mahsuben Basri Ş.'dan 10.000 DM teslim aldım." Şeklinde bir ifade yer almaktadır. Söz konusu bu ödemenin dava dışı Basri Ş.'nın borcuna mı yoksa davacının borcuna mı karşılık yapılıp yapılmadığının karar yerinde tartışılması yapılmadan, bu ödemenin davacı Sabri Ş.'nın borcuna karşılık yapıldığının kabulü doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle senede karşı senetle ispat zorunluluğunu düzenleyen HUMK.nun 290.maddesiyle ilgili yerleşik yargısal ve bilimsel görüşlere göre, senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak hususların ancak senetle kanıtlanabileceğinde ve kanıtlama yükümlülüğünün davalıda bulunduğunda duraksama olmadığına göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.04.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy