(4721 S. K. m. 143)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.06.2001 gün ve 1999/660 E-2001/387 K. sayılı kararın incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.11.2001 gün ve 2001/14210-15984 sayılı ilamı ile; (...1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Davacı kadının şahsiyet haklarına ve aile bütünlüğüne ağır saldırının varlığı kanıtlanamamıştır. M.K'nun 143/2.maddesi koşulları oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddi gerekir. Bu yön gözetilmeden manevi tazminata hükmolunması doğru değildir.
3- Ziynet eşyaları yönünden;
Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını isbatla yükümlüdür (M.K. 6). Ancak iddialar karşılaştığında kimin ispat yükü altında bulunduğunun tespiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerekli ilmi gerekse kazai içtihatlarda bir takım ölçülere yer verilmiştir.
a) Hemen bütün bilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, isbat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer.(Prof. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, 1970, sh. 464; Prof. Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü,1967, sh.449; Prof. Sabri Şakir Ansay, Hukuk Muhakemeleri Usulü,1957, sh.248, 249; Prof. Saim Üstündağ Hukuk Muhakemeleri Usulü,1973,sh.378; H.G.K. nun 19.7.1967 gün ve 239-340 sayılı,7.6.1974 gün ve 1972/84 sayılı kararları; Yargıtay 2.Hukuk Dairesi'nin 6.6.1983 gün ve 4936-5076 sayılı kararı).
b) İleri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir (Prof. Saim Üstündağ, Age.1973 sh.397).
c) İspat yükü daha kolay başarana düşer(Prof. Saim Üstündağ, Age, Federal Mahkeme Kararına atfen).
Davacı ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş, davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadın üzerin de olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer.
Diğer taraftan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nevidendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür.
Davacı dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, isbat yükü altındadır.
Olayda kadın, dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini ispat edememiştir. Buna rağmen yukarıda yazılı ilkelerde hataya düşülerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
4. Boşanma davası içinde istenen tazminatlar, boşanma davasının fer'i niteliğinde olup ayrıca harca tabi olmadığı gibi, kabul veya reddedilen kısımlar üzerinden vekalet ücretine de hükmolunamaz. Bu yön gözetilmeden hükmolunan manevi tazminata Avukatlık ücretti takdiri bozmayı gerektirmiştir.
5. Boşanma neden olan olaylarda davacı kadın kusursuzdur.
Medeni Kanun'un 143/1.maddesi mevcut ve hatta muhtasar (beklenen) bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kabahatsiz karı veya kocanın, kabahatli taraftan maddi tazminat isteyebileceğini, 152. maddesi de evin seçimi karı ve çocukların uygun biçimde geçindirilmesinin kocaya ait olduğunu öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda kadının hiçbir kusurunun olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu kadın en az eşinin desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile hakkaniyet ilkesi (M.K. Md. 4) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Taraf vekilleri
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, Terk nedeniyle boşanma; Karşılık dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayanan boşanma, maddi ve manevi tazminat, eşya ve nafaka istemine ilişkindir.
Davacı-karşı davalı Ramazan Maşlak; davalı ile bir yıldır evli olduklarını, davalının sebepsiz yere müşterek haneyi terk etmesi üzerine ihtar gönderdiğini, ancak haklı sebep olmaksızın müşterek haneye dönmediğini ileri sürerek, Medeni Kanun'un 132. maddesi uyarınca boşanmalarına karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı Havva Maşlak; Evlendikten üç ay sonra rahatsızlanması sonucu tedavi görmesi sebebiyle davacının sağlık durumuyla ilgilenmediğini, doktora götürmediğini, hastalığı sebebiyle evden uzaklaştırarak baba evine gönderdiğini, bu süre içerisinde evlilik birliğini devam ettirme yönünde çaba göstermek yerine boşanmak amacıyla haksız bir ihtar gönderdiğini; Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurun davacı kocada olması nedeniyle boşanmalarına karar verilmesini; Davacı kocanın zor günlerinde yanında bulunmaması karşısında duyduğu üzüntü nedeniyle 5.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesini; Boşanma yüzünden mevcut ve beklenilen menfaatleri haleldar olduğundan 5.000.000.000 TL. destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsilini; Aylık 200.000.000 TL. tedbir ve yoksulluk nafakası takdirini; Çeyiz senedinde yer alan şahsi eşya ve ziynet eşyalarının müşterek hanede kalması sebebiyle aynen teslimini, mümkün olmadığı taktirde fiili tahsil tarihindeki değerlerinin Ramazan Maşlak'tan tahsilini talep etmiştir.
Mahkemenin;
Davacı Ramazan Maşlak tarafından terk sebebiyle açılan boşanma davasının reddine; Karşı dava sebebiyle açılan boşanma davasının kabulüne, aylık 50.000.000 TL. tedbir ve yoksulluk nafakası takdirine; Çeyiz senedinde yeralan şahsi eşya ve 350 gram ziynet eşyasının aynen, olmadığı taktirde bilirkişi raporunda hesaplanan bedelinin davacı-karşı davalı Ramazan'dan alınıp davalı-karşı davacı Havva'ya verilmesine; Manevi tazminat şartlarının oluştuğu anlaşıldığından 2.000.000.000 TL. manevi tazminatın davacı-karşı davalı Ramazan'dan alınıp, davalı-karşı davacı Havva'ya verilmesine; Davalı-karşı davacı Havva Maşlak'ın maddi tazminat talebinin reddine dair verdiği karar, Özel Daire'ce yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuştur.
Yerel mahkeme; Dinlenen davalı tanıklarının beyanlarından, Havvanın evlilik birliği içinde tarikata sokulması nedeniyle hastalandığı, davacı koca tarafından doktora götürülmediği gibi baba evine gönderildikten sonra iyileşecek mi şeklinde garanti istendiği ve ziynet eşyalarının da Ramazan'ın yedinde bulunduğu anlaşıldığından, davalı-karşı davacı Havva lehine 2.000.000.000 TL. manevi tazminata hükmedilmesi ve ziynet eşyalarının davacı-karşı davalı Ramazan'dan alınarak davalı-karşı davacı Havva'ya verilmesi gerektiği gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir. Ayrıca mahkemece,
Özel Daire'nin
Kadın yararına maddi tazminata hükmedilmesi gereğine değinen bozma gerekçesine uyularak 1.000.000.000 TL. maddi tazminatın Ramazan Maşlak'tan alınıp Havva Maşlak'a verilmesine ilişkin hüküm kurulmuştur.
1) Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen manevi tazminat istemine ilişkin uyuşmazlığın hukuki dayanağı olan Medeni Kanunun 143.maddesinin 2.fıkrasında .... Boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler kabahatsiz karı ya da kocanın şahsi menfaatlerini ağır surette haleldar etmiş ise, hakimin manevi tazminat namıyla muayyen bir meblağa hükmedebileceği belirtilmiştir.
Bu bağlamda; Manevi tazminat boşanmaya sebep olan olayların etkisi ile bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilmiş bir kanuni telafi şeklidir.
Öğreti ve uygulamada; Kişinin hürriyeti, şahsiyeti, şerefi, nesep ve sıhhati gibi şahsa sıkı sıkıya bağlı hakları şahsi menfaatler olarak nitelendirilmektedir.
Bu noktada; Boşanmaya sebep olan olayların, bu olaylarda kusursuz olan eşin şerefi, kişiliği, sıhhati gibi şahsa sıkı sıkıya bağlı haklarını ağır surette zedelemesi halinde manevi tazminat koşullarının oluştuğu kabul edilmektedir.
Somut olayda; Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı kadının hiçbir kusurunun bulunmadığı sabit ve bu noktada uyuşmazlık mevcut değildir.
Kadının şahsiyet haklarına ağır saldırının bulunup bulunmadığına ilişkin tanık beyanları değerlendirildiğinde; Davalı-karşı davacı kadının evlendikten kısa bir süre sonra kocanın baskısı ile birtakım tarikat ilişkilerine sokulduğu, bunun sonucu ruhi bunalıma giren kadının koca tarafından baba evine gönderildiği, kadının tedavi ve sağlık durumu ile ilgilenmeyen kocanın, eşinin yakın çevresinden iyileştiğine dair garanti istediği ve Havva'nın sağlık durumunun düzelmesi halinde müşterek haneye dönebileceğini söylediği,aksi takdirde Havva ile yaşamak istemediği sonucuna ulaşılmıştır.
Şu hale göre; Davalı-karşı davacı Havva Maşlak mutlu olmak ümidiyle yaptığı evliliğin ilk aylarında kocanın baskı ve zoruyla girdiği birtakım grupların etkisi ile psikolojik yönden sağlığını yitirmiş, bu yüzden yine kocanın zoruyla müşterek haneden uzaklaştırılarak baba evine gönderilmiş ve tedavi gördüğü süre içerisinde sağlığı ile ilgilenmeyen koca tarafından yalnız bırakılmıştır. Dolayısıyla kadın, boşanmaya sebep olan bu olayların etkisi ile ağır psikolojik buhran ve sarsıntı, yaşam sevincinin yitirilmesi gibi ağır manevi çöküntü içine girdiğinden mahkemece kadın lehine manevi tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya uygun olup, direnme kararı yerindedir.
Ne var ki, hükmedilen manevi tazminat miktarı Özel Daire'ce incelenmediğinden, takdir edilen manevi tazminatın incelenmesi için dosya Özel Daire'ye gönderilmelidir.
2) Yerel mahkemenin ziynet eşyaları yönünden direnme kararına gelince;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına,dosyadaki tutanak ve kanıtlara,bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre; Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen ....Olayda kadının dava konusu ziynet eşyasının götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını, daha önce de götürme fırsatı elde edemediğini ispatlayamadığından davanın reddi gereğine değinen Özel Daire'nin (3) numaralı bendinde belirtilen bozma nedenine uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
3) Ancak, Mahkemece Özel Daire bozma kararının (5) numaralı bendinde belirtilen bozma nedenine uyularak, davalı-karşı davacı kadın yararına 1.000.000.000 TL. maddi tazminata hükmedilmesine ilişkin oluşturulan yeni hüküm incelenmediğinden bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Dairesi'ne gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerden dolayı davacı-karşı davalı Ramazan Maşlak vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Özel Daire bozma kararında yazılı nedenlerle direnme kararının BOZULMASINA, 27.11.2002 gününde oyçokluğu ile,
2- (3) numaralı bentte gösterilen yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 27.11.2002 gününde oybirliği ile, karar verildi.
3- (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerden dolayı direnme uygun olup, manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 2. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 11.12.2002 gününde ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy