(743 S. K. m. 530, 534) (Tapu Sicil Tüz. m. 19/1)
Dava: Mirasçılığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 24.01.2002 gün ve 2000/1634-2002/65 sayılı kararın incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.03.2002 gün ve 2002/3559-4319 sayılı ilamı ile; ( ...Kadastro tespitinin dayanağı belgeler ve tapu kayıtları celp edilmeden tapu malikinin kimliği buna göre araştırılmadan ve talebin Medeni Kanunun 530. ve 534. maddesine dayalı olduğu nazara alınmadan eksik tahkikatla davanın reddi doğru görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava dilekçesi içeriği ve dosya kapsamına göre görülmekte olan davanın mirasçılık belgesi verilmesine ilişkin bulunduğunda duraksama yoktur.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 01.06.1936 tarih 138-27/599-807 sayılı Genelgesinde; "mirasçı bırakmadan ölen kişilerin mirasçısı kanunen Hazine olduğuna ve bu hususta Medeni Kanunun 534. maddesi uyarınca gerekli işlem sulh yargıçlığınca yapılacağına göre, sulh yargıçlığı tarafından terekenin Hazineye intikal ettiği idarelerimizce bildirildiği takdirde bu belgenin Tapu Sicil Tüzüğünün 19. maddesinin 1. fıkrasında yazılı bulunan veraset belgesi sayılarak buna göre tescilin yapılmasının icap ettiği öngörülmüş" bulunmaktadır. ( Bkz. Galip Esmer "Mevzuatımızda Gayrimenkul Hükümleri" 1976 Baskı s. 336 )
Gerçekten Hukuk Genel Kurulunun 08.01.1963 gün 836/14 sayılı kararında da ölenin mirasçısı bulunup bulunmadığının sulh hakimi tarafından araştırılıp tespit edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.
O halde, mahkemece yapılması gereken iş, mirasçılığın yöntemine uygun biçimde araştırılmasından ibarettir. Bunun için Kadastro tespitinin dayanağını teşkil eden belgeler, tespite esas alınan tapu veya vergi kaydına ait müsbit evrak celbedilmeli; yerel nüfus idaresi, Nüfus İşleri ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü nezdinde gerekli araştırma yapılmalı, tanıkların soyut anlatımları hükme esas alınamayacağından mahallinde yapılacak keşifte tanıklar dinlenilerek hasıl olacak sonuç dairesinde hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.12.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy