(743 S. K. m. 143) (4721 S. K. m. 4, 174)
Dava: Taraflar arasındaki "boşanma, nafaka, manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda K. Asliye 1. Hukuk mahkemesince boşanma davasının kabulüne, nafakanın kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine dair verilen 30/5/2001 gün ve 2001/107-352 sayılı kararın incelenmiş davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 21/9/2001 gün ve 2001/10274-12346 sayılı ilamı ile;
( ... 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Makul sürede cinsel ilişkinin gerçekleştirilmemesinde kadın kusurlu kabul edilemez.
Medeni Kanunun 143/2. maddesi, boşanma sebebiyet vermiş olan hadiseler, kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise, hakimin manevi tazminata hükmedilebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda kadının hiçbir kusurunun olmadığı, karşı taraf ise tam kusurlu olup, kişilik haklarına ağır saldırı teşkil etmektedir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı ( MK. md. 4 ) dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.. ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, boşanma, nafaka ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemenin boşanma isteğinin kabulüne, tedbir nafakası isteğinin kısmen kabulüne, manevi tazminat isteminin ise reddine dair verdiği karar yukarıda açıklanan gerekçeyle manevi tazminat yönünden bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Davacı kadın, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek boşanmalarına ve tedbir nafakasına hükmedilmesini istemiş, ayrıca evlendiklerinden beri cinsel ilişkiye girmediklerini, halen bakire olduğunu, bu durumun kendisinde ruhsal çöküntü yarattığını beyanla manevi tazminat talep etmiştir.
Taraflar 8.10.2000 tarihinde evlenmişler, davacı 25.12.2000 tarihinde babasının evine gitmiştir. Evlilik birliği süresinde tarafların karı koca ilişkisine girmedikleri, davacının halen bakire olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Toplanan delillerden, evlilik birliğinin sürdürülmesinde esaslı unsurlardan olan sağlıklı bir cinsel birleşmenin davalı yüzünden gerçekleşmediği anlaşılmaktadır. Bir genç kızın bu şekilde yaşaması davacının ruhsal dengesini bozmuş, manevi acı çekmesine neden olmuştur. Olayda davacının bir kusurunun bulunmadığından ve Medeni Kanunun 143/2 maddesindeki manevi tazminat şartları gerçekleştiğinden mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı dikkate alınarak davacı kadın yararına uygun miktarda tazminata hükmedilmesi gerekir. Aynı ilkeden Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.11.2002 Tarih E: 2002/2-901, K: 904 sayılı kararında da aynen benimsenmiştir.
Öte yandan; boşanma halindeki maddi ve manevi tazminatı düzenleyen önceki Medeni Kanunun 143. maddesinde açıkça kusursuz eşin tazminat isteyebileceği hükmü yer aldığı halde, yeni düzenlemede 174/2 madde ile davacının kusursuz olma koşulu da kaldırılmış bulunmaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 25.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy