(4721 S. K. m. 134, 150)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Konya Asliye 2. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.07.2000 gün ve 2000/606-585 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 03.11.2000 gün ve 2000/11449-13468 sayılı ilamı ile ,(...Taraflar boşanmanın mali sonuçları konusunda anlaşmamışlardır.
Evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için hakimin, bizzat tarafları dinleyerek iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları, çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Bu halde 150.maddenin 3 numaralı bendi hükmü uygulanmaz(M.K. 134/3).
Taraflar tek bir konuda anlaşamamış olsalar dahi, Medeni Kanunun134/3. maddesi uyarınca delil toplanmadan karar verilemez. Bu gibi hallerde tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp Medeni Kanunun 134.maddesinin 1, 2 ve 4.fıkralarına göre değerlendirme yapılmalıdır. Hakim gösterilen olayların varlığına vicdanen inanmadıkça boşanmaya karar veremez. İki tarafın boşanma ve olaylarla ilgili ikrarları da hakimi bağlamaz.(M.K.m.150)
Medeni Kanunun 134/3.maddesi şartları oluşmadan, tarafların delilleri sorulmadan ve gösterilen deliller getirtilip,tanıkları dinlenmeden olayların varlığının kabulü sonucu, boşanmaya karar verilmesi usul ve yasa hükümlerine aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Karar: Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, boşanma istemine ilişkindir.
Mahkemenin, davanın kabulüne yönelik kararı, Özel Dairece yukarıdaki gerekçeyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmadan sonraki 28.6.2001 günlü duruşmada, bozmaya uyulup uyulmayacağı konusunda bir karar verilmeden önce, davacı vekiline delillerini bildirmesi için süre verilmesi yolunda ara kararı tesis edilmiş; takip eden 23.10.2001 günlü duruşmada ise, davacı vekilinin beyanı tutanağa geçirildikten sonra yargılama bitirilerek, direnme kararı verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, verdiği hüküm Yargıtay tarafından bozulan bir mahkeme, bozmaya uyabileceği gibi, direnme kararı da verebilir. Yine, bozmaya uyulması açık bir biçimde olabileceği gibi, eylemli bir uyma da söz konusu olabilir: Eğer mahkeme, bozma kararını benimsediği anlamına gelen herhangi bir işlem yapmış; başka bir ifadeyle, bozma kararı gereğince araştırmaya girişmiş ise, bu tutumu bozmaya eylemli bir uyma niteliğindedir. Bozmaya açıkça veya eylemli olarak uyan mahkeme, artık bu uyma ile bağlı olup, direnme kararı veremez. Çünkü, bozmaya uyulması, bu husus kendi yararına olan taraf bakımından usulü kazanılmış hak doğurur. (Bkz. Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, 4. Baskı, 1984,cilt: 4, sayfa: 3378)
Usul hukuku kurallarına ilişkin bu yasal çerçeve içerisinde somut olay değerlendirildiğinde:
Özel Dairenin bozma kararı, taraflar arasında boşanmanın mali sonuçları yönünden bir anlaşmanın bulunmadığı, bu durumda, M.K.nun 134/3. maddesi uyarınca, tarafların delilleri toplanmadan karar verilemeyeceği gerekçesine dayalı olup, sonuç itibariyle, değinilen yönden tarafların delillerinin toplanması gereğine işaret edilmiştir. Yerel mahkemenin, 28.6.2001 günlü duruşmada, davacı vekiline delillerini bildirmesi için süre verilmesi yolunda tesis ettiği ara kararı, bozma kararının içeriğiyle birlikte değerlendirildiğinde, bozmaya eylemli olarak uyulduğunu göstermektedir.
Yukarıda açıklandığı üzere, bozmaya eylemli olarak uyan mahkeme, bununla bağlı olup, direnme kararı veremez. Eylemli de olsa, bozmaya uyulmak suretiyle tesis edilen karar, mahkemece direnme kararı olarak nitelendirilmiş olsa bile, usul hukuku bakımından (bozmaya uyulmak suretiyle tesis edilen) yeni bir hüküm niteliğinde olup, böyle bir hükmün temyizen incelenmesi görevi, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na değil, ilgili özel daireye aittir.
Hal böyle olunca, davalının yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için, dosyanın Yüksek Özel Daireye gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklandığı üzere, davalının yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yüksek 2.Hukuk Dairesine gönderilmesine, 27.02.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy