(743 S. K. m. 134) (1086 S. K. m. 151, 253)
Dava: Taraflar arasındaki Boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kadıköy Asliye 3. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 21.12.1997 gün ve 1997/485 E. 2000/1269 K sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 9.10.2001 gün ve 11229-13551 sayılı ilamı ile; (...Davalı tanıklarının hangi konularda tanıklık yapılacağını açıklamamış, tanıklar Timur Akpınar, Bekir Yardım, Ferda Yılmaz, Şenol Arabacı, Güler Olgunun dinlenmesinden vazgeçmemiştir. Davalı bu tanıkların dinlenmesinden vazgeçmedikçe davacı vekilinin dinlenmeyen davalı tanıklarının da dinlenen tanığın beyanı gibi beyanda bulunacağını beyan etmesi, o tanıkların dinlenmemesi için sebep olamaz. Şu halde eksik tahkikatla hüküm kurulması doğru değildir. Bu yön daha önceki inceleme sırasında gözden kaçtığı anlaşılmakla davalının karar düzeltme isteğinin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK.nun 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II.fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma istemine ilişkin olup, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak kurulan hüküm, Özel Dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.12.2001 gün 2001/2-1112 E, 2001/1161 K. Sayılı kararında açıkça vurgulandığı üzere; gerek maddi hukuka ve gerekse usul hukukuna ilişkin hak düşüren bildirimlerin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması zorunludur.
Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 4.6.1997 gün 9/253-501 sayılı kararında: ...tanığın dinlenmesinden vazgeçildiği şeklindeki beyanın HUMK.nun 151/son maddesi uyarınca usulen imza ile tasdik ettirilmesinin yasaya aykırı olduğu... belirtildiği gibi, 9.H.D.nin 14.1.1997 gün 16828/59, 2.H.D.15.5.1997 gün 4000/5345 ve aynı dairenin 22.3.1999 gün 714/2661 sayılı kararlarında; açıkça vazgeçme olmadığı halde bir kısım tanıklar dinlenmeden hüküm kurulması noksan soruşturma nedeniyle bozma sebebi saymıştır. Bu ilkenin H.G.K.nun 13.2.2002 gün 2002/2-102, 2002/83 K. Sayılı kararında da Davalı, tanıklarının dinlenmesinden açıkça vazgeçmemiştir... Tanıklar mutlaka HUMK.nun 253 ve devamı maddelerine uygun olarak dinlenilmelidir...aksine uygulama savunmayı kısıtlayan önemli bir usul yanlışlığıdır gerekçesiyle bozma nedeni sayılarak benimsendiği görülmektedir.
Somut olayda davalı vekilinin tanık listesinde göstermiş olduğu yedi adet tanığından sadece birisinin dinlenmiş olduğu, davalı vekilinin, yargılamanın 21.12.2000 günlü oturumunda: Biz şahitlerimizin dinlenmesinde ısrar ediyoruz şeklinde beyanda bulunduğu saptanmıştır. O halde; yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin önceki kararında direnmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 15.05.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy