(743 S. K. m. 134)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Feke Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 1/11/2000 gün ve 2000/23-60 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 12/4/2001 gün ve 2001/4029-5678 sayılı ilamıyle; (...Davacının dava dilekçesindeki açıklamaları, davacının askerden döndüğü tarihten önceki olayların evlilik birliğini temelden sarsıcı nitelikte olmadığını gösterir.
Medeni Kanunun 134/1-2.maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin taktirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, M.K.nun 134/1. maddesi anlamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir.
Yerel mahkemenin, davanın kabulüne ilişkin olarak kurduğu hüküm, Özel Dairesince, yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulmuştur.
Somut olayda, davacı tanıkları, birbirlerini doğrulayan ve tamamlayan anlatımlarında; davalı kadının, davacı kocasına hitaben şerefsiz ve dümbük sözlerini alenen sarfettiğini ifade etmişlerdir.
Hemen belirtmek gerekir ki; davalı kadının belirtilen kusurlu davranışları sonucu, evlilik birliğinin -ortak yaşantının sürdürülmesine olanak vermeyecek biçimde- temelinden sarsılmasına neden olduğunun kabulü gerekir. O halde;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 15.05.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy