(743 S. K. m. 439, 440, 441) (1086 S. K. m. 438)
Dava: Taraflar arasındaki verasetin iptali-veraset davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Aydın Sulh Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 23.10.2002 gün ve 2001/1063-2002/1475 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili ve dahili davalı Mehmet Salih Yönter tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 18.03.2003 gün ve 2003/923-3728 sayılı ilamı ile,
(...1- Miras bırakan Mustafa Fener 9.7.1995 tarihinde ölmüştür. Türk Kanunu Medenisinin 440. maddesi gereğince mirasının yarısı babası Mustafa'nın alt soyuna, yarısı da anne Cemile'nin alt soyuna aittir. Bu yön gözetilmeden Mustafa mirasçılarına miras payı verilmemesi kanuna aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir.
2- Hidayet'in babası Ahmet Cemile'den önce ölmüş olup. Hidayet ile Cemile arasında soy bağı bulunmamaktadır. Hidayet'in mirasçı olmayacağı düşünülmeden Cemile mirasından ona da pay verilmesi bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Dahili davalı Mehmet Salih Yönter
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle HUMK. 2494 sayılı Yasa ile değişik 438/11. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde mirasçılar üç zümre ile sınırlandırılmış olup, 1. zümre mirasçılar 439. maddede; birinci derece mirasçıların miras bırakanın alt soyu olduğu ve çocukların eşit olarak mirasçı oldukları mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının aldığı şeklinde, 2. zümre mirasçılar 440. maddede; alt soyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçılarının ana ve babası olduğu ve eşit olarak mirasçı oldukları mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoylarının aldığı, bir tarafta hiçbir mirasçı bulunmadığı takdirde bütün mirasın diğer tarafın mirasçılarına geçeceği şeklinde, 3. zümre mirasçılar ise 441. maddede; alt soyu, ana ve babası ve onların alt soyu bulunmadan ölen kimsenin mirasçısının büyük ana ve büyük babaları olduğu ve bunların eşit olarak mirasçı oldukları, mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyükbabanın sağ kalan eş bulunmadığı takdirde her derecede halefiyet yoluyla mirasçı olan kendi alt soyları tarafından temsil olunduğu baba veya ana tarafından olan büyük ana veya büyükbabadan biri alt soyu olmadan ölürse hissesinin aynı taraftaki mirasçılara geçeceği, baba veya ana tarafından olan büyük baba ve büyük ana alt soy bırakmaksızın vefat ettikleri takdirde bütün mirasın diğer taraftaki mirasçılara geçeceği şeklinde düzenlenmiş, 441. maddenin 2. fıkrasındaki sağ kalan eş bulunmadığı takdirde ibaresi 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde 3678 sayılı kanunla yapılan 23 Kasım 1990 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren değişiklikten sonra eklenmiştir.
Bu durumda alt soyu olmayan murisin mirasçısı ana ve babasıdır. Ana veya babası kendisinden evvel vefat etmiş ise, vefat etmiş olan ana veya babaya intikal edecek miras bu ana veya babanın alt soyuna ait olur. Muristen önce ölmüş olan ana veya babanın alt soyu olmadığı takdirde onun hissesi de sağ kalan ana veya babaya veya onlar ölmüş ise onların alt soyuna geçer, ölmüş olan ana veya babanın ana ve babasına yani üçüncü zümreye geçmez. Önce gelen zümrede mirasçı varsa sonra gelen zümredekiler mirasçı olamazlar, bir zümre içinde bir mirasçı muristen önce ölmüşse, miras onun alt soyuna geçer.
Somut olayda murisin ana bir baba ayrı kardeşleri mevcut olup muristen önce ölen alt soyu bulunmayan babasının kardeşlerine ve onların çocuklarına yani murisin ikinci zümre mirasçıları varken üçüncü zümre olan muristen önce ölen büyük ana ve büyük babasının alt soyuna miras kalmaz. Mirasın tamamı ikinci zümre olan ana bir kardeşlerine kalır.
Mahkeme kararında açıklanan nedenlere ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 14.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy