(743 S. K. m. 134) (1086 S. K. m. 439)
Dava: Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Eskişehir 5. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 09.05.2001 gün ve 2000/877 E. 372 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 22.11.2001 gün ve 2001/15273-16418 sayılı ilamı ile;
(... Tanıkların davacıdan aktardıkları olaylar hükme esas alınamaz. Medeni Kanunun 134/1-2. maddesi uyarınca; Boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, müşterek hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacının tanıklarının sözlerinin bir kısmı Medeni Kanunun 134/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saikı açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delilerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı boşanma istemine ilişkin olup, davalı kocanın yargılamanın 16.01.2001 günlü ilk oturumunda, boşanma davasını kabul ettiklerini beyan etmesi üzerine, MK. nun 134/3.maddesi anlamında anlaşmalı boşanmaya dönüşmüş, yerel mahkemenin davanın kabulüne ilişkin olarak kurmuş olduğu hüküm, Özel Dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Hukuk Genel Kurulu'ndaki müzakereler sırasında; davalı kocanın boşanmaya ilişkin yerel mahkeme kararına yönelik temyizi bulunmaması karşısında, esasa girilip-girilmeyeceği, eşanlatımla boşanmaya ilişkin hükmün resen temyiz incelemesine tabi tutularak, değerlendirilip-değerlendirilemeyeceği bir ön sorun olarak ortaya çıkmış olup, yapılan müzakere sonucunda, esasa girilmesine gerek bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki;
Yargıtay'ın temyiz incelemesi sırasında; temyiz edenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü bütün itiraz ve savunmaları göz önünde bulunduracağı HUMK. nun 439/1. maddesinin açık hüküm gereği olup, resen temyiz incelemesinin ancak kamu düzenine ilişkin bulunan hukuk kurallarına aykırı hüküm verilmesi halinde yapılabileceği de yasanın 439/II. maddesinde öngörülmüştür.
3444 sayılı 743 sayılı Türk Kanunu medenisinin bazı maddelerinin ve 818 sayılı Borçlar Kanununun 49.maddesinin değiştirilmesine dair Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra Medeni Kanunun 134/3. maddesi uyarınca verilen boşanma kararlarının kamu düzenine ilişkin bulunmadığından resen temyiz incelemesine tabi olmadığının kabulü gerekir (Bkz. Hukuk Genel Kurulunun 08.05.2002 gün 2002/2-334 Esas 357 Karar sayılı kararı).
Somut olayda, MK. nun 134/3.maddesi anlamında anlaşmalı boşanma söz konusu olup, davalı kocanın boşanma hükmüne yönelik bir temyizi bulunmamaktadır. O halde; yerel mahkemenin temyiz incelemesinin ancak boşanma hükmü dışında kalan velayet, nafaka ve tazminat konularında yapılabileceğine ilişkin direnme kararı yerindedir. Ne var ki, Özel Dairece davalı vekilinin velayet ile hükmedilen nafaka ve tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazları değerlendirilmediğinden dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda belirtilen nedenlerle velayet nafaka ve tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için Dosyanın 2. Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 26.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy