(743 S. K. m. 507) (4721 S. K. m. 565) (HGK. 16.03.1988 T. 1987/2-814 E. 1988/247 K.)
Dava: Taraflar arasındaki tenkis davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Giresun Asliye 1. Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27.11.2000 gün ve 1995/88 E- 2000/387 K. sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 2.Hukuk Dairesinin 22.05.2001 gün ve 2001/6409-8006 sayılı ilamı ile;
(...1- Davalılardan Şendoğan ve Eyüp'e yapılan temlikler ölünceye kadar bakma akdi karşılığıdır.
Medeni Kanunun 507. maddesinde murisin hangi sağlar arası tasarrufları hakkında tenkis istenebileceği açıklanmıştır. Bu maddenin 4. fıkrasındaki şartlar, kesin bir biçimde ispatlanmadıkça murisin yaptığı ölünceye kadar bakma akitleri ivazlı tasarruflardan olup, tenkisi istenemez. Ölünceye kadar bakma akti, niteliği itibarıyla güvence sağlayan bir akittir. Bakıp gözetme borcunun kapsamı ne aktin başında ne de devamı sırasında belli olmayıp, bakım alacaklısının hayatı boyunca oluşacak şartları tayin eder. Esasen ölünceye kadar bakma aktini hizmet aktinden ayıran unsur da bu yöndür.
Borçlar Kanununun 511. maddesi, bakım alacaklısı yönünden gerçek kişi olması dışında özel bir nitelik öngörmemiştir. Bakım alacaklılarının akit anında özel bakıma muhtaç durumda olmasını aramak kanunda bulunmayan bir unsur ilave etmek olur.Aksi kararlaştırılmadıkça aktin, bakım alacaklısına sağladığı menfaatler sosyal durumuna uygun ikamet, beslenme ve giyinme görüp gözetme gibi ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. B.K.514. Bu ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak maddi desteğin ne olacağını önceden kestirmek mümkün olamaz. Hayatın idamesi için gerekli asgari şartları sağlayacak nafakaya borçlu olabilecek kimse ile ölünceye kadar bakma akti yapmayı engelleyen bir kanun hükmü yoktur.
Kaldı ki bu aktin hedefi nafakaya veya ahlaki görevleri kadar bir maddi destek elde etmek değil, tarafların bilhassa bakım alacaklısının sosyal durumuna uygun bir bakım elde etmektir. Bu sebeplerle mirasçı olabilecek kimselerle yapılmış olan ölünceye kadar bakma aktinin in'ikadı sırasında özel bakıma muhtaç bulunmamak veya akitten sonra çok kısa yaşamak, bu aktin mahfuz hisse kuralını bertaraf maksadına matuf olduğunu kabule yeterli değildir. Sözleşmenin mahfuz hisse kurallarını bertarafa yönelik olduğu yönünde başka bir delil yokken tenkise karar verilmesi doğru bulunmamıştır (Y.H.G.K.16.3.1988 günlü ve 814-247 sayılı kararı).
2- Diğer davalı Mustafa yönünden davaya gelince, bu dava ile ilgili temliklerin neye dayalı olduğu, tapu kayıtları ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile birlikte celbedilip, incelenmeden, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığı gibi, bu araştırma sonucuna göre 11.11.994 tarih ve 4/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da göz önünde tutularak işlem yapılması gerektiğinin düşünülmemesi doğru değildir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalılar vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, miras payı nedeniyle tenkis isteminden ibarettir
Davacı vekili murisin kız çocuklarını mirasından yoksun bırakmak amacıyla taşınmazlarını diğer erkek çocuklarına temlik ettiğini bu temliklerin danışıklı olup, müvekkilinin saklı payını ortadan kaldırdığını ileri sürerek tenkis yoluyla taşınmazların taksimi olanaklı ise saklı payları oranında taşınmazlardan pay verilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin davalılardan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemenin, murisin taşınmazlarının tamamını erkek çocuklarına temlik etmesi, kızlarına mirastan herhangi bir pay bırakmaması, sağlığında bakım ihtiyacı içinde olmaması ve satış yapılan taşınmazların keşfen belirlenen değerleri ile, tapuda gösterilen bedelleri arasında aşırı fark bulunmasının, bunun gerçek satış olmadığını göstermekte olduğunu ve murisinin amacının kızlarını mirasından yoksun bırakmak olduğu sonucuna vararak davanın kabulüne ilişkin olarak verdiği karar, Özel dairece yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmuştur.
743 sayılı Medeni Yasanın 507. maddesinin 4. fıkrası ve 4721 sayılı maddesi yasanın 565. maddesinin 4. fıkrası aynı biçimde olup; tenkisi olanaklı karşılıksız kazandırmaların, miras bırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaları olduğu ve tenkise tabi bulunduğu belirtmiştir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmeleri karşılıklı tasarruflardan olup,anılan maddedeki koşul kesin bir biçimde kanıtlanmadıkça muris tarafından yapılan tasarrufun iptali istenemez.
Bu sözleşme, niteliği itibarıyla bakım alacaklısına güvence sağlayan bir sözleşme olup, bakıp gözetme sözleşmesinin kapsamını, bakım alacaklısının yaşamı boyunca oluşacak koşullar belirler. Ölünceye kadar bakma sözleşmesini hizmet sözleşmesinden ayıran özellik de budur.
Bakım borçlusunun bu görevinin uzun yada kısa sürmesi, sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Asıl olan sözleşme yapılırken tarafların takip ettiği amaçtır. Bakım alacaklısının, sözleşmenin yapıldığı sırada özel bir bakıma gereksinim duyması zorunluluğu, yasada öngörülmemiştir. Başka yönde bir sözleşme yapılmadığı sürece; bu sözleşme ile bakım alacaklısının barınma, beslenme, giyinme, görüp gözetme gibi, durumuna uygun yaşantısını sürdürebileceği gereksinimlerinin karşılanması amaçlanır.
Burada özellikle belirtilmelidir ki, bir kimsenin gerek maddi gerekse manevi açıdan geleceğini güvence altına almak amacı ile tüm çocukları ahlaki yönden kendisine bakmakla yükümlü olmakla birlikte, bunlardan biri yada bir kısmının samimiyetle kendisine daha iyi bakacağı düşüncesi ile tercih edilerek, onunla ölünceye kadar bakma sözleşmesi yapıp taşınmaz malını temlik etmesi en doğal hakkıdır. O halde, bakım alacaklısının özel bakım ihtiyacının olmaması durumunda, mal kaçırma kastının gerçekleştiğinin kabulü hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurur. Şöyle ki, özel bakım ihtiyacı olmakla birlikte ölünceye kadar bakım sözleşmesi yapılan çocuk miras bırakanla gerçekten her yönden ilgilenip sağlığında ihtiyaçlarını karşılamış, diğeri ise ilgilenmemiş ise artık, burada miras bırakanın özel bakım ihtiyacı yoktur gerekçesiyle farklı sonuca ulaşmak, hakkaniyetle de bağdaşmaz. Ancak miras bırakanın sözleşmeyi yaparken diğer mirasçılardan mal kaçırmak kastı ile hareket ettiği anlaşılırsa kuşkusuz durum değişir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16.3.1988 gün ve 1987/2-814 E.1988/247 K. sayılı ilamı )
Somut olayda, 3.1.1977 yılında muris dava konusu taşınmazlardan birini, iki erkek çocuğuna bakıp gözetme akdi ile devretmiş ve 5.2.1995 tarihinde ölünceye kadar bu çocuklarının yanında kalmıştır.
Bu çocukların, bakım görevlerini savsadıklarına dair herhangi bir kanıt getirilememiştir. Bu itibarla yapılan sözleşmenin saklı pay kurallarını ihlal amacıyla yapıldığı kanıtlanamadığından, tenkis davasının reddine karar vermek gerekirken direnme kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma ilamının birinci bendinde belirtilen biçimde yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnme kararı bozulmalıdır.
Bozma ilamının ikinci bendi açısından, davalı Mustafa Turan bakımından yapılan temlikin dayanağının saptanması için her ne kadar tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte getirtilip incelenmesi gerekmekte ise; de muris ile Mustafa Turan arasında daha önce görülüp kesinleşen ve dosya arasına alınan Giresun 1.Asliye Hukuk mahkemesinin 1989/14 Esas ve 1990/122 karar sayılı dosyasının içerisinde istenen belgelerin mevcut olduğu anlaşıldığından, yerel mahkemenin bu yöne ilişkin direnmesi yerindedir.
Ne var ki, yapılan satışın tenkisi yönünden dairece esastan inceleme yapılabilmesi için dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Bozma ilamının 1.kısmı yönünden; davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile yukarıda ve Özel dairenin bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı, direnme kararının HUMK.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
2- Bozma ilamının 2. kısmı yönünden; direnme kararı uygun olduğundan Mustafa Turan'a yapılan satışın tenkisi isteminin esastan incelenebilmesi için dosyanın 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 03.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy