(1086 S. K. m. 429) (4721 S. K. m. 143, 4)
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 27. Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 15.5.2001 gün ve 2000/399-2001/358 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 27.9.2001 gün ve 2001/10880-12621 sayılı İlamı ile (... Boşanmaya neden olaylarda davalıya yüklenebilecek bir kusurun varlığı kanıtlanmamış, davalının ruh tamlığı ihlal edilmiştir.
Medeni Kanun'un 143/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan hadiseler, kabahatsiz karı veya kocanın şahsi menfaatlerini ağır bir surette haleldar etmiş ise hakimin manevi tazminata hükmedebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı kadının hiçbir kusurunun olmadığı, karşı tarafın ise tam kusurlu olup, kişilik haklarına ağır saldırı teşkil eden davranışlarda bulunduğu anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı (MK md. 4) dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi" gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava boşanma, karşı talep manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemenin davacının boşanma talebinin kabulüne, davalının manevi tazminat isteğinin reddine dair verdiği karar, davalı vekilinin manevi tazminat yönünden temyizi üzerine yukarıda açıklanan nedenle özel dairece bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Davacı koca, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal nedenine dayalı olarak boşanma davası açmış, davalı, davacının iktidarsızlığı nedeniyle evlendiklerinden beri cinsel ilişkiye giremediklerini, halen bakire olduğunu, bu durumun kendisinde ruhsal çöküntü yarattığını ileri sürerek manevi tazminat talep etmiştir.
Taraflar 4.11.1999 tarihinde evlenmişler, davalı 15.4.2000 tarihinde babasının evine götürülmüştür. 5 aylık evlilik birliği süresinde tarafların karı-koca ilişkisine girmedikleri, davalının halen bakire olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Toplanan delillere göre evlilik birliğinin sürdürülmesinde esaslı unsurlardan bulunan sağlıklı bir cinsel birleşme davacı koca yüzünden gerçekleşmemiştir. Bir genç kızın 5 ay bu şekilde yaşaması, ruhsal dengesini bozmuş ve manevi acı çekmesine neden olmuştur. Olayda davalının, hiçbir kusuru bulunmadığından ve Medeni Kanun'un 143/2. maddesindeki manevi tazminat şartları gerçekleştiğinden mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralı dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
Sonuç: Davalının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy