(1086 S. K. m. 339)
Dava: Taraflar arasındaki Kadastro Tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kumluca Kadastro Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 8.10.1999 gün ve 1999/31-250 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 3.2.2000 gün ve 1999/12341, 2000/692 sayılı ilamı ile; ( ...Dava konusu 101 ada 1 nolu parsel ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit görmüş olup; davacı Orman Yönetiminin, taşınmazın Orman sayılan yerlerden olduğunu bildirerek tespitin iptali ile Orman niteliği ile Hazine adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu kabul edilerek davanın kabulüne ve taşınmazın Orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerde dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1995 yılında 29 nolu orman kadastro komisyonunca orman tahdidi ve 2/B uygulaması yapılmış olup, 14/8/1998 tarihinde ilan edilmiş ve 14/2/1999 tarihinde kesinleşmiştir. Arazi kadastrosu ise, 19/3/1999 -19/4/1999 tarihleri arasında ilan edilmiş olduğundan, arazi kadastrosunun ilan edildiği bu tarihte yörede yapılmış ve kesinleşmiş orman tahdidi mevcuttur. Her ne kadar keşif sırasında dinlenen Orman bilirkişi raporunda taşınmazın tespitinin 25/7/1996 tarihinde yapıldığını, bu nedenle kesinleşen Orman tahdidinden söz edilemeyeceğini bildirmekte ise de, arazi kadastro tutanakları ve Orman kadastro tutanaklarının kesinleşmesinde tespit tarihleri değil, ilan tarihleri esas alınacağından, Orman bilirkişisinin bu raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz.
Kural olarak; tahdidin kesinleştiği yerlerde bir yerin Orman olup olmadığı, kesinleşmiş tahdit haritasının uygulanması ile çözümlenir.
Bu nedenle; mahkemece, önceki bilirkişiler dışında serbest Orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi bulunamadığı takdirde, orman mühendisi ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak iki kişilik bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte kesinleşmiş tahdit haritası ve tapulama paftası sağlıklı bir biçimde zemine uygulanıp, çekişmeli taşınmazın tahdit hattına göre konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmalı; bilirkişilere tahdit hattı ile irtibatlı müşterek kroki düzenlettirilmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, Kadastro Tespitine itirazdır.
Yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak kurulan hüküm, Özel Dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile bozulmuştur.
Yerel mahkemece önceki kabul kararında direnilmiş ise de, bu direnme kararına bozma ilamından esinlenerek ve bozma çerçevesinde yapılan araştırma ve incelemenin esas alındığı anlaşılmaktadır. Gerçekten mahkeme, bozmadan sonra, 22.12.2000 günlü oturumda verdiği ara kararı uyarınca, mahallinde Ziraat Orman ve Kadastro bilirkişileri aracılığı ile yeniden keşif yapmış, bilirkişilerin keşif yerinde yaptıkları araştırma ve inceleme sonuçlarını içeren raporlar dosyaya ibraz edilmiş ve bu raporlara dayanılarak DİRENME kararı verilmiştir.
O halde; usul ve yasaya uygun bir direnme kararı mevcut olmayıp, bozma çerçevesinde yapılan araştırma sonucu oluşturulan yeni bir hükmün varlığının kabulü gerekir. Bu itibarla dosya, yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için özel dairesine gönderilmelidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için 20.Hukuk Dairesine gönderilmesine 06.03.2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy