(4721 S. K. m. 2) (1479 S. K. m. 1, 2)
Dava: Taraflar arasındaki "iptal ve tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ordu Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.06.2001 gün ve 2001/214 E-413 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 21.Hukuk Dairesinin 15.10.2001 gün ve 2001/5858-6724 sayılı ilamı ile;
(...Davacının 20.4.1982 -2.9.1984 tarihleri arasında vergi mükellefi olmadığından bahisle Kurumca Bağ-Kur sigortalılığı ve dolayısıyla Sosyal Sigortalılar kurumunca bağlanan yaşlılık aylığı iptal edilmiş ise de varılan sonuç doğru görülmemiştir.
Davacının nizalı dönemde vergi kaydı yoksa da, Şöförler ve Otomobilciler Odasında 23.5.1977 tarihinden itibaren kayıtlı bulunmaktadır.
Davacının meslek kuruluşu kaydına göre 9.7.1992 tarihine kadar zorunlu Bağ-Kur'lu olarak tescilini yaptırmadığı da açıktır. Ne var ki, Bağ-Kur'un Anayasadan kaynaklanan sosyal güvenlik ödevinin zorunlu sonucu olan, inceleme, araştırma görevini yeterince yerine getirmemesinden dolayı 20.4.1982 tarihi itibariyle kayıt ve tescilinin yapıldığı, yapılan kayıt ve tescilin davalı kurumun kusurundan kaynaklandığı, giderek hiç kimse kendi kusurundan yararlanamayacağı gibi kendi kusurlu davranışlarının sonuçlarından da bir başkasının sorumlu tutamayacağı genel hukuk kuralı gereğince 20.4.1982 tarihi itibariyle yapılan tescilin geçerli sayılması gerektiği de söz götürmez. Kaldı ki davalı Bağ-Kur ödenen primleri kullanmış; 1.9.1996 tarihinde Sosyal Sigortalar kurumunca bağlanan yaşlılık aylığı ise Bağ-Kur'un 4 yıl sonra 20.10.2000 tarihli yazısı üzerine sosyal Sigortalar kurumunun 6.12.2000 tarihli yazısı ile yaşlılık aylığının iptal edildiği davacıya bildirilmiştir.Yaşlılık aylığı bağlanarak 4 yıl ödendikten sonra aylığın iptali Medeni Kanunun 2.maddesinde öngörülen afaki iyi niyet kuralları ile bağdaşmaz. Yargıtay'ın yerleşmiş görüşü de bu yöndedir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 10.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy