(2004 S. K. m. 62) (506 S. K. m. 80) (1050 S. K. m. 8, 11, 13, 22, 45, 81, 82) (Milli Eğitim Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği m. 29)
Dava: Taraflar arasındaki icra takibinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Zonguldak 2. İş Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 12.6.2001 gün ve 2001/421-574 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 3.12.2001 gün ve 6709-8275 sayılı ilamı ile
(... Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 Sayılı Yasa'nın 80/11. maddesine göre, sigorta primlerini haklı sebep olmaksızın süresi içinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, mesul muhasip, saymanlar işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.
Dava konusu olay halk eğitim merkezinde çalışan usta öğreticilere ilişkindir. 2287 Sayılı Yasa'nın 9. maddesi 1739 Sayılı Yasa'nın ikili hükümlere göre hazırlanan, 7 Ağustos 1979 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Yaygın Eğitim Kurumları Yönetmeliği'nin 29. maddesinin (f) bendine göre halk eğitim merkezi müdürü gider gerçekleştirme (tahakkuk) memurudur. Bu sıfatla harcama belgelerini, bordroları onaylar ve bu görevin yasada belirlenen sorumluluğunu taşır hükmü getirilmiştir. 506 Sayılı Yasa'nın 80. maddesine paralel şekilde, okul müdürleri ile bakanlığın primlerin tahakkuk ve ödenmesinden açıkça görevli ve sorumlu olduğunu kabul etmiştir. Dava konusu olayda, kabul edilebilen haklı bir nedenin de varlığı kanıtlanamamıştır.
Kaldı ki, haklı nedenlerden amaç; doğal afetler, yangın vs. gibi nedenlerle, Devlet hayatında beklenmeyen krizler, tüm ödemelerin yapılmasının imkânsız olması gibi durumlardır. Olayda bu tür bir haklı neden de bulunmaktadır. Şu duruma göre, primlerin ödenmesinden davacı Milli Eğitim Bakanlığı ile okul yöneticisi sorumlu bulunduğundan davanın reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, tahakkuk ettirilen primlerin ödenmemesinden okul müdürünün sorumlu olmadığının tespiti ile okul müdürü aleyhine yapılan takibin iptali isteğine ilişkindir.
Davacı halk eğitim merkezi sanat okulu müdürü olarak görev yapmakta iken merkezde çalıştırılan usta öğreticilere ait sigorta primlerini tahakkuk ettirip bildirildiğini, Yaygın Eğitim Kurumlan Yönetmeliği'nin 29/f maddesinde halk eğitim merkezi müdürünün gider gerçekleştirme (tahakkuk) memuru olduğunun belirtildiğini, primlerin ödenmesinin geciktirilmesinde veya ödenilmemesinde sorumlu olmadığını, ileri sürerek kurumun yaptığı takiplerin iptalini istemiştir.
Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu vekili, davacının okul müdürü olarak primleri süresinde tahakkuk ve tediye etmemesi nedeniyle 506 Sayılı Yasa'nın 80/11'inci maddesine göre sorumlu olduğunu, ödenek yokluğunun, yetersizliğinin veya geç gelmesinin sorumluluğunu kaldıramayacağını, yönetmeliklerde de okul müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin hükümlerin bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin, okul müdürü olan davacının konumu itibarıyla tahakkuktan sorumlu olup, ödemeden sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne dair verdiği karar yukarıda açıklanan nedenle özel dairece bozulmuş, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Uyuşmazlık, halk eğitim merkezi müdürünün tahakkuk ettirdiği primlerin ödenmemesinden 506 Sayılı Yasa'nın 80/11. maddesi uyarınca sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağı olan 506 Sayılı Yasa'nın primlerin ödenmesini düzenleyen 80. maddesinin 11. fıkrasında aynen sigorta primlerinin haklı sebepleri olmaksızın birinci fıkrada belirtilen süre içerisinde tahakkuk ve tediye etmeyen kamu kurum ve kuruluşlarının tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri mesul muhasip ve saymanların kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacakları hükme bağlanmıştır. Dava konusu olay, halk eğitim merkezinde çalıştırılan usta öğreticilerin sigorta primlerine ilişkindir. 7.8.1979 tarih, 16720 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yaygın Eğitim Kurumu Yönetmeliği'nin 29/f maddesinde halk eğitim merkezi müdürünün gider gerçekleştirme (tahakkuk) memuru olduğu, bu sıfatla harcama belgelerini bordroları onaylayacağı ve bu görevin yasalarla belirlenen sorumluluğunu taşıyacağı belirtilmiştir. Maddede okul müdürünün ödeme ile sorumlu olduğuna ilişkin açık bir ibare bulunmadığına göre davacının primlerin ödenmemesinden sorumlu olduğu yönündeki bozma gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanunu yönünden durum incelendiğinde; Anılan kanunun 8. maddesinde; mevzuata uygun olarak Devlet gelirini ödenebilir hale getirenlere gelir tahakkuk memuru, Devlet giderlerini mevzuata uygun olarak tahakkuk ettirenlere de gider tahakkuk memuru denildiği, 11. maddesinde gelir ve hasılatı tarh ve tahakkuk ettirip ödenebilir hale getirmenin gelir tahakkuk memurlarına, tahakkuk eden gideri ödettirmenin ita amirlerine, alma ve ödeme işlemlerinin saymanlara ait olduğu, 13'üncü maddesinde gelir ve gider tahakkuk memurları ile muhasiplerin düzenledikleri belgelerin sıhhatinden ve mevzuata uygun olmasından sorumlu olacakları, 22. maddesinde bütçe ödeneklerinin verimli ve tutumlu olarak kullanılmasını sağlamak için tahakkuk memurlarının ödeneklerin zamanında ve yerinde kullanılmasından, giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasından, programlanmış hizmetlerin zamanında yerine getirilmesinden sorumlu oldukları, ita amirlerinin de bu hususları gözetmekle yükümlü oldukları, bir giderin yapılmasına gerek gösteren görevlilerin giderin gerçek gereksinme karşılığı olmasında tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu bulundukları belirtilmiştir. 45. maddede Devlet hizmetlerinin gerektirdiği giderlerin her yıl bütçesine konulan ödeneklerle belirleneceği ve yapılması bir kanun ile emrolunan hizmetlerin karşılığının mutlaka yılı bütçesine konulmasının gerektiği hükme bağlanmıştır. Ödeneğin olmaması, yetersiz kalması, atamaların ve istihdamın mevcut kadronun üzerinde olması hallerinde kabul edilmeyen ita amirlerinin tediyesinde saymanların ödemeye zorlanamayacağı 81 ve 82'nci maddeler ile 14.5.1994 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Muhasebat Genel Müdürlüğü'nün 518 sıra nolu genel tebliğinde belirtilmiştir.
Ek l ve 2. maddelerde, Bütçe içinde Devlet adına yapılan hizmet veya satın alınan mal karşılığında doğacak Devlet borcunun kanun hükümlerine uygun olarak gider tahakkuk memurlarınca tahakkuk ettirileceği, tahakkuk ettirilen giderin mevzuata uygunluğu ve ödeneğinin bulunup bulunmadığı hususları incelenerek ita amirine bildirileceği, yeter derecede ödenek sağlanmadıkça tahakkuk belgelerinin düzenlenmeyeceği, ödenek bulunmadığının ita amirine bildirilmesi veya ödenek yok iken varmış gibi gösterilmesi nedeniyle herhangi bir taahhüde girişilmesi halinde tahakkuk memurlarının doğrudan doğruya Hazineye karşı kişisel sorumlu olacakları, ödenek olmadığı ita amirine bildirilmesine rağmen veya ita amirince ödenek olup olmadığının araştırılmasına lüzum görülmeden girişilen taahhütlerden doğan kişisel sorumluluğun ita amirlerine ait olacağı, bu suretle ödenek dışı yapılan taahhüt sonucu ödeme yapılmış ise kanunen mesul muhasibe yüklenen sorumlulukta ita amiri ve tahakkuk memurlarının da ortak olacakları belirtilmiştir.
Tahakkuk memurunun kim olduğu, görevleri ve hangi hallerde sorumlu olacağı, tahakkuk ettirilen gideri ödettirmenin ita amirlerine, alma ve ödeme işlemlerinin saymanlara ait olduğu, giderlerin bakanlık bütçesine konulan ödeneklerle sağlanacağı, yukarıda değinilen kanun ve yönetmelik hükümleri ile açıkça belirlenmiştir.
Ancak, mahkemece bütçede ödenek olmasına rağmen Hazine ve maliyede serbest para (likidite) bulunmaması nedeniyle ödemelerin geç veya hiç yapılmaması hali değerlendirilmemiş, davacının kanun ve yönetmeliklerin kendisine yüklediği yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususları araştırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacının ödeme emirlerine konu dönemlerde yukarıda belirtilen mevzuat çerçevesinde işlem yapıp yapmadığı, ödenek dışı usta öğretici çalıştırıp çalıştırmadığı, prim tahakkukları için gerekli belgeleri belirlenen ödeneklere uygun olarak düzenleyip süresinde yetkili mercilere verip vermediği, ödeneğin zamanında gelmesi durumunda kuruma aktarmada gecikip gecikmediği, primlerin ne zaman ödendiği, ödeneklerin gecikme nedenleri ve primlerin zamanında ödenmemesinin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı hususlarının ilgili mercilerden araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir. Direnme kararı yukarıda açıklanan bu nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.10.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy