(4721 S. K. m. 683) (YİBK 8.3.1950 T 1945/22 E 1950/4 K)
Dava: Taraflar arasındaki "ecrimisil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 28.02.2001 gün ve 200/1086 E-2001/199 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 09.07.2001 gün ve 2001/6172-6543 sayılı ilamı ile; ( ...Davacı ( Vakıflar Genel Müdürlüğü ) İshakpaşa Mah. 110 Ada 7 parselin davalı tarafından işgal edildiğini beyanla 01.01.1998-30.06.2000 tarihleri arasında tahakkuk eden 213.000.000 lira işgal tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece "2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 6 ve devamı maddeleri gereğince Vakıf mallarının kamu malı niteliğinde olduğundan ve bu gibi yerlerde idare haksız ve akdi bir ilişkiye dayanmayan işgali tespit ettiğinde ecrimisil tahakkuk ettirme yetkisine haiz bulunulmayacağını, zira idarenin o yeri ya işgal edene kiralaması yada tahliye ettirmesi gerektiğini, Danıştay 6.Dairenin 16.04.1998 gün ve 1997/1797 Esas-1998/2059 sayılı kararının da bu yönde bulunduğunu" gerekçe gösterilerek davanın reddi cihetine gidilmiştir.
Oysa ki, 26.05.1935 gün ve 78/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında, Devlet Mallarının Muvazenei Umumiye Kanunu'nda belli edildi, Vakıf Mallarının bu kanunun kapsamı dışında kalması nedeniyle Devlet Malı sayılmayacağı açıklanmıştır... 2762 sayılı kanunda, mazbut vakıfların Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün malvarlığına dahil bulunduğuna ilişkin herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. İdare bu malları temsilci olarak yönetir.
Kaldı ki, bir taşınmaz malın malikinden izin alınmadan ve herhangi bir geçerli nedene dayanmadan işgal edilmesi halinin 08.03.1950 gün ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere haksız fiil olduğunda kuşku yoktur. Haksız fiilin vukuu halinde bu eylem mal sahibinin bir zarar görmesi sonucunu doğurmuş ise, işgal edenin bu zararı ödemesi gerekir.
Hal böyle olunca, davaya konu yeri işgal eden kişi aleyhine açılan davaya devam edilerek tespit edilecek uygun bir tazminata hükmedilmesi gerekirken daha önce elatmanın önlenmesi ve ecrimisil davası açılan yer hakkında ikinci kez ecrimisil davası açılamayacağı, idarenin tahliye ettirme ya da kira sözleşmesi yapma yetkisini kullanması gerektiğinden bahisle davanın reddinde isabet görülmemiştir... ) gerekçesiyle bozularak dosya geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle Danıştay 6.Dairesi'nin 16.04.1998 gün ve 1997/1797 Esas 1998/2059 sayılı kararı Devlet malı niteliğinde olup, Hazinenin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazlarla ilgili olduğundan, bu davaya emsal olmayacağı anlaşılmakla, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 02.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy