(743 S. K. m. 320)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Malkara Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 30.3.2001 gün ve 2000/238-2001/195 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 19.11.2001 gün ve 2001/6975-11386 sayılı ilamı ile,
(...1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, özellikle M.Knun. 320. maddesine dayanarak ailede sorumlu baba olduğundan, anne aleyhine açılan davanın reddinin bu yönden doğru olmasına göre yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddedilmelidir.
2- Küçük Oktay Bulut, okul bahçesinde oynarken yay ve ok kullanmış; ok davacıların küçük kızı Ebru Çam'ın gözüne isabet etmiştir. Ebru bu olay sonucu sağ gözünü kaybetmiştir. Dava, davalı baba yönünden de red edilmiştir.
Her ne kadar çocukların yatılı okumaları durumunda gözetim ve denetimin tamamen okul idaresine geçtiği düşünülüp kabul edilmekte ise de, somut olayda olduğu gibi,günün belirli saatlerinde okula giden çocuğun yetiştirilmesi gözetilip, denetlenmesi okul idaresine ait olmayıp, aile başkanının görevi içindedir. Diğer bir anlatımla bu gibi durumlarda, aile başkanlığı görevi yine babaya ait bulunmaktadır. Baba aile reisi sıfatıyla bu görevlerini sürdürmek durumundadır.
O halde, davalı baba Ramis Bulut'un tazminat sorumluluğu vardır. Onun hakkında da davanın reddi usul ve yasaya aykırı bulunduğundan karar bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı Mustafa Çam, Malkara Murat Erbay İlköğretim Okulunda öğrenci olan kızı davacı Ebru Çam'ın, aynı okul öğrencilerinden, davalılar Ramiz ve Reyhan Bulut'un çocuğu Oktay Bulut tarafından teneffüs sırasında yaralandığını ve sonuçta bir gözünü kaybettiğini, ayrıca çehresinde sabit eser oluştuğunu, meydana gelen bu zarardan gerek Oktay Bulut'un anne ve babası olan davalıların ve gerekse, okul müdürü ve olay günü nöbetçi olan öğretmen ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, 9.000.000.000 TL. maddi ve 3.000.000.000 TL. manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar Ramiz Bulut ve Reyhan Bulut vekili, davanın haksız fiil iddiasına dayalı olarak açılmış olması ve mümeyyiz olmayan küçük Oktay'ın kendi haksız fiilinden sorumlu bulunmaması karşısında, onun ebeveyni olan davalıların da kusurlarından ve sorumluluklarından söz edilemeyeceğini, esasen davalıların haklarında açılan ceza davasında da beraat ettiklerini; davanın M.K. nun 320. maddesine dayalı olduğunun düşünülmesi durumunda ise, aile reisi sıfatı bulunmayan Reyhan Bulut hakkındaki davanın sıfat yönünden reddi gerektiğini; yaralanmaya neden olan olayın okul bahçesinde ve okul saatleri içerisinde meydana gelmesi ve küçük Oktay'ın olayda kullandığı oku olaydan önce başka bir çocuktan almış olması, ceza davasındaki bilirkişi raporuna göre de okul bahçesinde aile reisinin otoritesinin bulunmaması karşısında davalıların sorumluluklarının olmadığını; nihayet davalı baba Ramiz'in gözetim görevini gereği gibi yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar da davanın reddi isteminde bulunmuşlardır.
Yerel Mahkemece; davadaki tazminat isteminin M.K. nun 320. maddesindeki aile başkanının sorumluluğu kavramına dayalı bulunması karşısında, davalı anneye husumet düşmeyeceği; davacı Ebru'nun gözünün kör olmasına neden olan olayın, öğrencilerin teneffüste bulundukları bir sırada, okul bahçesinde ve ihata duvarlarının içerisinde meydana geldiği, öğrencilerin, okulda bulundukları sırada okul aile başkanlığının denetim ve gözetimi altında bulundukları, çocuğun okulda olduğu zamanlarda babanın denetim ve gözetim görevinin devam etmesinin fiilen imkansız ve hayatın olağan akışına da aykırı olduğu; ceza davasında verilip kesinleşen beraat kararıyla, davalı anne ve babanın gözetim görevinin ihmali niteliğinde bir eylemlerinin bulunmadığının saptandığı, dolayısıyla, davalı babanın da tazminattan sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı; diğer davalıların hizmet kusuruna dayalı sorumlulukları söz konusu olabilirse de, hizmet kusuruna dayalı tazminat davalarına bakma görevinin, idari yargıya ait bulunduğu gerekçesiyle, davalı anne Reyhan Bulut hakkındaki davanın sıfat yönünden, davalı baba Ramiz Bulut hakkındaki davanın esastan reddine; diğer davalılar hakkındaki tazminat davasına bakma görevinin idari yargıya ait bulunduğunun tespitine, dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar vermiş, Yüksek Özel Daire yukarıdaki gerekçeyle kararı bozmuştur.
Toplanan delillerden, davalı Ramiz Bulut'un 1.1.1993 doğumlu oğlu Oktay'ın, birinci sınıf öğrencisi olduğu ilköğretim okulunun bahçesinde, 4.10.1999 günü saat 14.30 sıralarında, öğrencilerin teneffüste bulundukları bir anda, aynı okulda beşinci sınıf öğrencisi olan 10.2.1989 doğumlu davacı Ebru'ya, ucu sivriltilerek ok şekline getirilmiş bir çubuğu lastikli bir düzenekle fırlatmak suretiyle, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nin 15.11.1999 günlü raporuna göre, sağ gözünün göremez hale gelmesine ve ayrıca çehresinde sabit iz kalmasına neden olacak şekilde yaraladığı anlaşılmaktadır. Maddi olgunun bu şekilde gerçekleştiğinde, taraflar, yerel mahkeme ve Yüksek Özel Daire arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Yerel mahkemenin bozulan kararı, temyiz ve bozmanın kapsamı ile direnme kararının gerekçesi itibariyle uyuşmazlık, açıklanan bu maddi olgu sonucunda doğan zarar nedeniyle, davalı baba Ramiz Bulut'un, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 743. Sayılı M.K. nun 320. maddesi anlamında, ev reisi (aile başkanı) sıfatıyla davacılara karşı tazminat sorumluluğunun bulunup bulunmadığı; eş söyleyişle, okul saatlerinde ve okul bahçesinde gerçekleşen bu olayla ilgili olarak, aile başkanlığı görev ve sorumluluğunun mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, zarar verenin eylemli olarak evin mensubu olmaktan çıktığı, başka bir ifadeyle aralarındaki bağımlılık ilişkisinin kesildiği durumlarda, aile reisinin sorumluluğu bu durumun sona erdiği ve zarar verenin tekrar evin mensubu haline geldiği ana kadar ortadan kalkar. Bağımlılık ilişkisinin hangi hallerde kesildiği hususu, uyuşmazlığı doğuran her somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde ayrı ayrı değerlendirilmesi gereken bir sorundur. Örneğin, akıl zayıflığı taşıyan birinin sağlık kurumuna yatırıldığı veya bir öğrencinin yatılı okula alındığı hallerde, aile başkanı ile aralarındaki bağımlılık ilişkisinin kesileceği, öğretide ve Yargıtay kararlarında ittifakla kabul edilmektedir. Buna karşılık, somut olayda olduğu gibi, yatılı olmayan, öğrencilerin sadece günün belirli saatlerinde öğrenim gördükleri eğitim kurumlarında geçen süre bakımından, aile reisi ile zarar veren arasındaki bağımlılık ilişkisinin kesilip kesilmeyeceği konusunda farklı görüş ve kararlar bulunmaktadır.
Ne var ki, zarar doğuran eylemin gerçekleşme biçimi ve özellikle de zarar veren küçük Oktay Bulut'un yaşı gözetildiğinde, somut olayın bu özellikleri karşısında, öğretideki konuya ilişkin görüşlerin ve Yargıtay uygulamasının değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.
Şöyle ki; yukarıda açıklandığı üzere, davacı Ebru Çam'ın zarar görmesine neden olan eylem,
01.01.1993 doğum tarihli olup, 04.10.1999 olay tarihi itibariyle henüz altı yaşında bulunan ve ilköğretim okulunda birinci sınıf öğrencisi olan Oktay Bulut tarafından gerçekleştirilmiştir. Çocukların okula gidişleri sırasında onlara nezaret, yaşlarına göre örfe tabidir. Pek küçük yaştaki çocukların okula kadar götürülmesi, aile başkanı sıfatıyla babanın görevidir. Öte yandan, aile başkanı, ailesindeki küçüklerin tabiat, davranış biçimi ve alışkanlıklarını da gözeterek, onların zarar verici eylemlerine engel olmakla yükümlüdür. (Mustafa Reşit Belgesay, Türk Kanunu Medenisi Şerhi, Şahsın Hukuku, İstanbul 1957, sayfa: 310.) Olayla ilgili olarak açılan ceza davasında dinlenen tanık Yıldıray Dikmen'in beyanına göre, küçük Oktay olayda kullandığı oku, olaydan ve okula gitmeden önce, evine uzak bir yerde, bir top karşılığında bu tanıktan almıştır. Her ne kadar, küçük Oktay'ın arkadaşından aldığı bu oku okuldan önce evine ve daha sonra okul çantası içerisinde veya başka bir şekilde okula götürmüş olduğuna dair herhangi bir delil yok; dolayısıyla, önce bu okun eve intikal ettirildiğine ve böylece davalı babanın okun varlığından haberdar olduğuna ya da olması gerektiğine dair bir delil bulunmamakta ise de, bu durum sonuca etkili değildir: Oktay, söz konusu oku ister önce evine ve daha sonra okul çantası içinde veya başka şekilde okula götürmüş, isterse, evine hiç götürmeden doğrudan arkadaşından alıp okula götürmüş olsun, somut olayda davalı babanın sorumluluğu değişmez. Çünkü, 743. Sayılı M.K. nun 320. maddesi maddesinde düzenlenen aile reisinin sorumluluğu, zarar verene nezaret (gözetme) görevinden kaynaklanmaktadır. Aile reisinin sorumluluktan kurtulabilmesi için de, bu nezaret görevini adet üzere ve halin gerektirdiği dikkatle yerine getirmiş olduğunu kanıtlaması gerekir. Somut olayda, altı yaşında, henüz ilköğretim okulu birinci sınıf öğrencisi olan ve dava konusu eyleminden ayrı olarak, oturduğu mahalledeki başka bir oyun arkadaşının kafasını da taşla yaraladığı; dolayısıyla, o yaşlardaki bir çok çocuk gibi, beklenmedik ve zarar verici eylemlerde bulunmaya eğilimli bir yapıya sahip olduğu dosya kapsamından anlaşılan oğlu küçük Oktay'ın, başkalarına zarar verme olasılığı çok yüksek bulunan, ok şekline getirilmiş çubuğu herhangi bir yolla edinmesine ve hele bunu çok sayıda başka çocuğun bulunduğu okul bahçesine kadar götürmesine engel olmak, davalı babanın nezaret görevinin doğal ve zorunlu gereklerinden sayılmalıdır. Davalı babanın nezaret görevini somut olay bakımından yukarıda değinilen içerikte yerine getirmiş olduğu da kanıtlanamamıştır.
O halde, dava konusu olayda, davalı babanın aile reisi sıfatıyla oluşan zarardan sorumlu tutulması gerekir. Mahkemece, bu yöne işaret eden bozmaya uyulması gerekirken, direnme kararı verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 20.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy