(2924 S. K. m. 11, 12) (6831 S. K. m. 2/B) (2577 S. K. m. 2) (2709 S. K. m. 125)
Dava : Taraflar arasındaki "rayiç bedel takdir komisyonunca belirlenen bedele itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Torbalı Asliye Hukuk Mahkemesince "dilekçenin yargı yolu ( görev ) bakımından reddine" dair verilen "30.12.1999 gün ve 1999/96-641 sayılı " kararın incelenmesi "Davalı Orman Bakanlığı adına hazine vekili " tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 19.02.2001 gün ve 2000/10857-2001/1631 sayılı ilamı ile ; ( ...Davacı, dava konusu yerin 2924 sayılı Orman Köylerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasaya göre, hak sahibi olarak adına tespit yapıldığını, ancak davalının bu yerin bedelini yüksek belirlediğini ifade ile gerçek değerini de belirterek bildirdiği miktarın esas alınmasını istemiştir.
Mahkemece, uyuşmazlığın idari nitelik taşıdığı gerekçesi ile dava yargı yolu bakımından reddedilmiştir.
Uyuşmazlığın dayanağı 2924 sayılı yasada da ifade edildiği üzere, orman niteliği bulunmayan veya bu niteliğini yitiren yerlerin yine aynı yasada açıklanan koşulları taşıyan hak sahiplerine rayiç bedeli karşılığında mülkiyetinin devrini öngören yasadır. Anılan yasanın 1. maddesinde, orman köylülerinin kalkınmasının amaçlandığı belirtildikten başka 11 ve 12. maddelerinde kullananlara rayiç bedelleri karşılığında satılacağı öngörülmüştür. Yine Yasanın 15. maddesinde de rayiç satış değerini belirleyecek kuruluş ve bu kuruluşun çalışma yöntemi açıklanmıştır.
Yasanın düzenleme biçiminden ve düzenleme altına aldığı konunun özelliği ve kapsamı gözetildiğinde, mülkiyet hakkını ilgilendirdiği, konunun taşınmaz olması itibariyle de, tapu sicili ile doğrudan bir bağlantısı bulunduğu görülmektedir. Şu durumda uyuşmazlığın özel hukuk, bu bağlamda eşya hukuku hükümlerinin uygulanması sonucu çözüme kavuşması gereken bir konu olduğu görülmektedir. Bu tür uyuşmazlıkların idari yargı yerinde çözüme kavuşturulması, uyuşmazlığın konusu itibariyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Yasasının 2 ve 15. maddelerindeki düzenleme dışında bulunduğu açıktır. Nitekim aynı konu ile ilgili olarak Danıştay 8.Dairenin 15/9/1999 gün ve 1999/1957-4482 sayılı bir kararında bu tür uyuşmazlıkların adli yargı yerinde çözüme kavuşturulması gerektiğine karar verilmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, davanın adli yargı yerinde bakılması ve işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesi ve davanın bu nedenle reddedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir. . ) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda ; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının desteklenmesi Hakkındaki yasaya göre rayiç bedel tenkis komisyonunun belirlediği rayiç bedelin tenkisi isteğine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu önüne direnme yoluyla gelen uyuşmazlık; davaya bakmakta adli yargı yeri mi yoksa idari yargı yerinin mi görevli olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacı hak sahibi olarak adına tespit yapılan kişi, dava dilekçesinde aynen; İzmir ili, Torbalı ilçesi Yeşilköy Köyiçi mevkiinde bulunan 955 parsel sayılı taşınmazı uzun zamandan beri zilyet olarak tasarruf ettiğini, davalı idarenin dava konusu yeri 6831 Sayılı Orman Kanunun 2/b maddesinde öngörülen yerlerden kabul ederek orman kapsamından çıkardığını, bu yerin idarece 2924 sayılı yasanın 11. ve 12. maddelerine göre tasarruf eden hak sahiplerine satılacağını, bu satışın yapılabilmesi için 2924 sayılı yasanın uygulanmasına dair 06 Ocak 1986 tarihli 18980 sayılı resmi gazetede yayımlanan yönetmelik uyarınca oluşturulan "rayiç bedel takdir komisyonu"nca taşınmazın rayiç bedelinin davalı idarece yapılarak 17.12.1998 tarih ve 1 sayılı kararın 22.12.1998 tarihinde askıya çıkarılarak ilan edildiğini, bu tespite göre kendisinin tasarrufundaki taşınmaza 2.000.000 TL/m2 birim fiyatı belirlendiğini, bu tespitin hatalı ve yanlış olduğunu, Yönetmeliğe uygun rayiç bedel komisyonu oluşturulmadığını, seçilen kişilerin vasıflarının yönetmeliğe uygun olmadığı gibi, yapılan işte ehil de olmadıklarını, Komisyonun değer tespitinde de hataya düştüğünü, zira aynı ada içinde bulunan başka yerlere daha düşük bedel takdir etmişken arada esaslı bir fark olmadığı halde kendi yerine fahiş değer takdir ettiklerini, Bu nedenle dava konusu parselin 2924 sayılı Yasaya göre, davalı idare rayiç bedel takdir komisyonunca takdir edilen bedeline itirazının kabulü ile 1.460.000.000 TL olarak takdir edilen bedelin bilirkişi aracılığıyla yapılacak tespit ile 219.000.000 TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü vekilleri; davanın husumet ve görev yönünden reddini savunmuşlardır.
Yerel Mahkeme; "2924 sayılı Orman Köylülerini Kalkındırma ve Desteklenmesi Hakkında Kanunun 3763 sayılı Yasa ile değişik 15. maddesi gereğince kurulan rayiç bedel takdir komisyonu tarafından saptanan rayiç bedeli iptal istemiyle açılan davadan doğan uyuşmazlıkların yapılan tespitin idari bir işlem olduğundan, bu işleme karşı adli yargıya gidileceğine ilişkin yasada herhangi bir hüküm bulunmadığından dava konusu idari işleme karşı açılacak davalarda görev ve yetkinin idare mahkemesine ait bulunduğundan, dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir. " Gerekçesiyle sonuçta davaya bakmanın idari yargının görevinde bulunması nedeniyle dava dilekçesinin yargı yolu ( görev bakımından ) reddine, karar vermiştir.
Özel Daire davalı Orman Bakanlığı vekilinin temyizi üzerine; yukarıda ayrıntısı açıklanan "davanın adli yargı yerinde bakılması ve işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı gerekçe ile yargı yolu bakımından görevsizlik kararı verilmesinin ve davanın bu nedenle reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.
Yerel mahkemece uyuşmazlık mahkemesi kararlarına dayanılarak önceki kararda direnilmiştir. Hükmü davalı Orman Bakanlığı adına hazine vekili temyiz etmektedir. Dava, orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edilen yerlerden arsa vasfındaki taşınmazın 2924 sayılı Yasa'ya göre hak sahibi olarak belirlenen davacı tarafından, anılan Yasanın 15. maddesine göre kurulmuş bulunan Bedel Takdir Komisyonunca yapılan rayiç bedel tespitine itirazdan ibarettir.
Öncelikle; Konunun çözümlenmesi açısından istemin hukuksal niteliği irdelenmeli, özel hukuk hükümlerinin uygulanması sonucu çözüme kavuşması gereken bir konuya mı ilişkin olduğu, yoksa idari yargı yerinde çözüme kavuşturulacak 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Yasasının düzenlemesi içinde yer alan bir özellik mi taşıdığı belirlenmelidir.
Bilindiği üzere; 17.10.1953 tarih ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunun 1. maddesinde, bu Kanunun amacının nakline karar verilen orman içi köy halkının yerleştirilmesi ve orman sınırları dışına çıkartılmış ve çıkartılacak yerlerin değerlendirilmesi suretiyle orman köylülerinin kalkınmalarının desteklenmesi olduğuna işaret edilmiş; 2. maddesinde bu Kanunun, 6831 sayılı Orman Kanununun 2 nci maddesi uyarınca orman kadastro komisyonları tarafından orman sınırları dışına çıkarılan, a ) Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyip aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar görülen yerleri, b ) Otlak, kışlak, yaylak gibi yerleri, c ) Tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık ( Antep fıstığı ) gibi çeşitli tarım alanlarını, d ) Şehir, kasaba köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahalarını, kapsadığı belirtilmiş; 3. maddesinin değişik birinci fıkrasında, orman kadastro komisyonlarınca orman Sınırı dışına çıkarılan yerlerin, Orman Bakanlığının talebi üzerine Hazine adına tescil edileceği ve bu yerlerin, bu Kanunun hükümleri uygulanmak kaydıyla Orman Bakanlığının emrine geçeceği hükme bağlanmıştır.
Aynı Yasa'nın "Tarım alanına dönüşmüş yerlerin değerlendirilmesi" başlıklı 11. maddesinde; "Bu Kanunun 2 nci madde ( c ) bendi kapsamına giren tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık ( Antep fıstığı ) gibi tarım alanları ve buralardaki yapı ve tesislerin yerleri; orman sınırları dışına çıkarıldıkları tarihteki fiili durumlarına göre ifraz edilerek, bu yerleri kullanan kişilere, rayiç bedelleri peşin veya on yıllık süre içinde ve eşit taksitle alınmak üzere, Tarım ve Orman Bakanlığınca satılır.
Taksitle ödemelerdeki borçlanmalara, T.C. Ziraat Bankasının zirai kredilere uyguladığı yıllık faiz oranı uygulanır. ( Değişik: 28/8/1991 - 3763/2 md. ) 3402 sayılı Kadastro Kanununa göre bu yerlerin kadastrosu öncelikle yapılır. ( Son iki cümle iptal: Ana. Mah.'nin 30.3.1993 tarih ve E.1992/48, K.1993/14 sayılı kararı ile. ) ( Ek cümleler: 30/10/1995 - 4127/1 md. ) Kadastro çalışmaları sırasında, fiili kullanım durumuna göre sınırlandırması ve Hazine adına tespit yapılacak bu yerler üzerindeki muhdesat ile tasarruf edenlerin isimleri, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilir. 3402 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç, diğer ilanlar yapılmaz. Kadastro çalışmaları sonucunda belirlenen kişilerin, bu maddenin dördüncü fıkrasına göre gerçek hak sahibi olup olmadıkları hususu, ayrıca Orman Bakanlığınca tespit edilir. Hak sahiplerinin bu madde hükmünden yararlandırılmasında, sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümlük sınırlamaya uyulur. ( Ek 28/8/1991 - 3763/2 md.; İptal:An.Mah.'nin 30/3/1993 tarih ve E.1992/48, K.1993/14 sayılı kararı ile; yeniden düzenleme: 30/10/1995-4127/1 md. ) Yararlanacak kişilerin hak sahibi olabilmesi için, orman köyü nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmaları gerekir. ( Ek: 28/8/1991-3763/2 md.; iptal: Ana.Mah.'nin 30/3/1993 tarih ve E.1992/ 48, K.1993/14 sayılı kararı ile.; yeniden düzenleme: 30/10/1995 - 4127/1 md. ) Rayiç bedelin belirlenerek hak sahiplerine tebliğinden itibaren hak sahiplerince bir yıl içinde satın alınmayan yerler, ihale ile hak sahipliği tanımına uygun üçüncü kişilere, birinci fıkradaki şartlarla satılır. ( Ek: 30/10/1995 - 4127/2 md. ) 31.12.1981 tarihinden itibaren Orman köyü nüfusuna kayıtlı olanlar da hak sahibi sayılırlar. ( Ek: 28/8/1991 - 3763/2 md. ) Orman Kanunu hükümlerine göre tahsis edilen yerler ile hazinenin mülkiyetinden çıkan veya kamu hizmetine tahsis edilen veya bu maksatla fiilen kullanılan taşınmaz mallarda bu madde hükmü uygulanmaz." Denilmektedir.
"Köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahalarının değerlendirilmesi" başlıklı 12. maddesinde ise; "Değişik birinci fıkra : 28/8/1991 - 3763/3 md. ) Bu Kanunun 2 nci maddesinin ( d ) bendi kapsamına giren, köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim sahaları, orman sınırları dışına çıkarıldığı tarihteki fiili durumlarına göre ifraz edilerek üzerinde yapısı bulunan hak sahibi kişilere, rayiç bedeli peşin veya beş yıllık süre içinde ve yıllık eşit taksitle alınmak üzere, Orman Bakanlığınca satılır. Bu kişilerin hak sahibi olabilmesi için köy nüfusuna kayıtlı olmaları ve bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren geriye yönelik en az 5 yıl müddetle o yerde ikamet etmiş bulunmaları gerekir. Hak sahipliliği tanımına girmeyen kişilerce işgal edilen yerler, aynı köydeki başka bir hak sahibine üzerindeki yapısı ile birlikte tespit edilecek rayiç bedel üzerinden ve yapının bedeli peşin olarak satılır, yapı bedeli sahibine defaten iade olunur. ( Değişik: 30/10/1995 - 4127/2 md. ) 11 inci maddenin ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkra hükümleri bu madde için de uygulanır. " Hükmü yer almaktadır.
Aynı Yasa'nın Uyuşmazlığın özünü teşkil eden 15. maddesi, "Rayiç bedel tespiti ve devir işlemleri" başlıklı olup "Bu Kanun hükümlerinin uygulandığı yerlerdeki rayiç bedelin tespiti belediye ve köy mülki hudutları esas alınarak 5 üyeden meydana gelen Bedel Takdir Komisyonunca yapılır. Bedel Takdir Komisyonu, Orman Bakanlığının görevlendireceği 3 ve belediyelerde belediye encümenince, köylerde köy muhtar ve ihtiyar heyetlerince tespit edilen 2 kişiden oluşur. Bedel Takdir Komisyonuna belediyeler ve köylerce isim tespitinin 15 gün içinde yapılamaması halinde, bu kişiler mahalli mülki amirlerce mahallinden resen tespit edilir. Satış işlemleri bu bedeller esas alınarak Orman Bakanlığınca gerçekleştirilir. " hükümlerini taşımaktadır.
Görülmektedir ki, bu maddede açılacak dava ve mercii konusunda açık bir düzenleme bulunmamaktadır.
Diğer taraftan, Anayasa'nın 170. maddesinde, ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle bu halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirlerle, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tamamen kaybetmiş yerlerin değerlendirilmesi, bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen yerlerin tespiti ve orman sınırları dışına çıkartılması, orman içindeki köyler halkının kısmen veya tamamen bu yerlere yerleştirilmesi için Devlet eliyle anılan yerlerin ihya edilerek bu halkın yararlanmasına tahsis edilmesinin kanunla düzenleneceği öngörülmüş olup; bu Anayasa kuralı ile, bilim ve fen bakımından artık orman olarak işletilmesinde yarar görülmeyen yerlerin, orman köyleri halkının yararına tahsis edilmek suretiyle değerlendirilmesi ve böylece, orman köylüsünün ormanları tahribinin önlenerek ulusal ekonomiye katkıda bulunması ve üretici hale getirilip kalkınması amaçlanmış ve bu işlerin yapılması Devlete görev olarak yüklenmiştir.
Hemen belirtmekte yarar vardır ki, gerek 2924 sayılı yasa gerek Anayasamızın 170. maddesinde yer alan amaçların gerçekleştirilmesinin özünde kamu yararı düşüncesi yatmaktadır. Bununla birlikte, hak sahibi orman köylülerinin belirlenmesi ve tahsis edilecek yerlerin rayiç bedelinin tespit edilmesi işleri ise, idareye verilmiş olup, Anayasa ve Yasa ile verilen bu görev kapsamındaki bir kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin bulunmaktadır.
Anayasa'nın 125. maddesinin birinci fıkrasında, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmıştır.
Nitekim, 20.10.1983 tarihinde yürürlüğe girmiş olmasına rağmen uygulama olanağı bulunamadığından bahisle ve Anayasa'ya uygun esaslar içinde 2924 sayılı Yasa'ya işlerlik kazandırmak amacıyla, bu Yasa'nın 11 ve 15. maddelerini değiştiren 28.8.1991 tarih ve 3763 sayılı Yasaya ilişkin 23.01.1990 tarih ve 11 karar sayılı T.B.M.M. Tarım ve Köyişleri Komisyonu raporunda: "Beşinci maddeyle rayiç değer tespiti ve devir işlemlerini içeren 2924 sayılı Kanunun 15 inci maddesi yeniden düzenlenmiş ve bu düzenleme ile rayiç bedeli tespit edecek bedel takdir komisyonunun kimlerden teşekkül edeceği esası getirilmiş ve satış işlemlerinde Bakanlığın inisiyatif sahibi olması sağlanmıştır. Ayrıca yine alt komisyon metninde bulunan 'Komisyonca takdir olunan bedele itiraz edilemez' hükmüne yeni metinde yer verilmeyerek Anayasanın 125 inci maddesinin birinci fıkrasındaki 'idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır. ' hükmüne özen gösterilmiştir. " denilmektedir.
Bu itibarla, Anayasa ve Yasa ile verilen görevi kapsamındaki kamu hizmetinin yürütülmesine ilişkin olarak idarece kurulan Bedel Takdir Komisyonu tarafından kamu gücüne dayanılarak ve tek yanlı olarak tesis edilen rayiç bedel tespiti işlemi, Bakanlıkça yapılacak satış işlemlerine esas alınacak olması nedeniyle kesin ve yürütülmesi zorunlu bir idari işlem niteliğini taşımakta olup; bu işlemin, 2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-a. maddesinde yer verilen "idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davası" kapsamında yargısal denetiminin idari yargı yerlerince yapılacağında duraksamaya yer bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2924 sayılı Yasa kapsamına alınan ve Hazine adına tescil edilerek Orman Bakanlığının emrine verilen; başka deyişle, Yasa ile öngörülmüş bir kamu hizmetine tahsis edilen bu yerler "kamu malı" niteliğinde olduğundan, Yasa gereği kamu yararı amacıyla orman köylülerine satılıp devrinin yapılacağı aşamaya kadar idarenin bu taşınmazlar üzerinde özel mülkiyetinin değil ancak "idare hukuku mülkiyeti"nden söz edilebilecek olması karşısında, hak sahibinin ve rayiç bedelin tespiti gibi idari aşamalardaki iş ve işlemlerin de Medeni Kanunda düzenlenen mülkiyet hukukuna tabi olması düşünülemez.
Anayasa'nın 142. maddesinde "Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. " hükmüne yer verilmiştir.
Anılan hükme göre, yasa koyucunun, Kamulaştırma Kanunu'nda olduğu gibi, takdir edilen bedele karşı ilgililerin yapacakları itirazlarda, adli yargının görevli kılınması olanaklı iken; az önce yukarıda da ifade edildiği gibi 2924 sayılı Yasa'nın 15. maddesinde yetkili mahkemenin adlı yargı yeri ilişkin bir hükme açıkça yer verilmemiştir.
2924 sayılı Yasa'nın "Bu Kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin şekil, şart ve esaslar ile ifraz işlemleri Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulacak bir yönetmelikte düzenlenir. " hükmünün yer aldığı 21. maddesi uyarınca, 15.7.1997 tarih ve 97/9637 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile çıkarılan ve 31.7.1997 tarihli, 23066 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Yönetmeliğin 47. maddesinde ise; "... Tespit edilen bedele karşı, adına tespit yapılan şahıslarca 60 gün içerisinde itiraz davası açılabilir. .." kuralına yer verilmiştir. Kanunda yer almadığı halde yönetmelikle getirilen bu düzenlemenin bir yönüyle idari davayı bir yönüyle de adli davayı çağrıştırması bu konuda mahkemeler arasında görev konusunda çıkan uyuşmazlıklara temel teşkil etmiştir. Açılacak davanın niteliğini belirlemede diğer maddeler yanında bu hükmün yorumlanmasına gidilmiş ve İdare Mahkemesince Uyuşmazlık Mahkemesine başvurulması üzerine de Uyuşmazlık Mahkemesi Hukuk Bölümünün 14.05.2001 gün ve 2001/6-23 sayılı kararı ile " 2924 sayılı yasanın 15. maddesine göre rayiç bedelin tespitine ilişkin Bedel Takdir Komisyonu kararının idari işlem niteliği taşıdığı bu işleme karşı açılan davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine" karar verilmiştir.
Bütün açıklanan nedenler karşısında sonuç olarak; itiraza konu işlemin 2924 sayılı yasaya göre kurulan Bedel Takdir Komisyonu tarafından rayiç bedel tespiti olduğu, bu özelliğine göre kamu gücüne dayalı, resen ve tek yanlı olarak tesis edilen bir idari işlem niteliğinde bulunduğu, bu işleme karşı açılacak davanın adli yargı yerinde görüleceğine ilişkin yasada açık bir düzenlemenin de bulunmadığı, diğer yandan idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, dolayısıyla da davanın görülmesi ve çözümlenmesinde idari yargı yeri görevli olduğundan usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır.
Sonuç: Davalı Orman Bakanlığını temsilen Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 6.3.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy