(818 S. K. m. 47, 49) (743 S. K. m. 24) (2709 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasındaki "manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda;İstanbul Asliye 7.Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 4.7.2000 gün ve 1999/614-2000/310 sayılı kararın incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 13.2.2001 gün ve 2000/10863-2001/1389 sayılı ilamı ile, ( ...Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacılar, davalıya ait televizyon kanalında 10.10.1999 günü gece haber bülteninde yayımlanan "...gazeteniz Star satış rekorları kırıp zirveye yerleşince H. ve Sa. grubunun başlattığı karalama ve engelleme çabaları sürüyor. S....'ın dağıtımını ve satışını engellemeye çalışan bu grupların dağıtım şirketleri bu gün de amaçlarını ulaşamadılar.
...Satış rekorları kırarak 1 milyon 200 bin rakamına ulaşan ve halkın gönlünde taht kuran S... gazetesi tüm engellemelere rağmen bu güne yine okuyucusuna ulaştı. ... halkın gazetesini durdurma çabası ... Bayileri tehdit ederek S...'ı engellemeye çalışanlar bugün yine iş başındaydı, ...Bu gün yine halkın haber alma özgürlüğünü ve Türkiye'nin haber alma yayınlama özgürlüğünü ben istersem yaşarsın tehdidiyle engellemeye çalıştılar. ...Serbest rekabet kulvarında S...'ı yenemeyen ve bazı karanlık oyunlara girişenlere gereken cevabı halk verdi, ...Tüm tehditlere ve şantajlara rağmen gazeteniz S... yine Türkiye'nin tercihi oldu, ...Sa...a ait Birleşik Basın Dağıtım'la H...'e ait Y. Dağıtım şirketleri bayilere S...'ı satmayın talimatı veriyor. Daha önce A..., G... ve V.... gazetelerine yapılan bu sabıkalı operasyonu tekrar etmek istiyor ama başaramıyor. S... okuyucusuyla her gün buluşuyor. Bu arada bu sabıkalı operasyon için..." biçimindeki gerçek dışı yayınla kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu, ticari itibarının ihlal edildiğini belirterek her davacı için ayrı ayrı 5.000.000.000 lira manevi tazminat ve hükmün ilanına karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, dava konusu yayının gerçekleri ifade ettiğini, davacıların kişilik haklarına saldırı bulunmadığını, davacıların davranış ve beyanları ile basın özgürlüğünü kısıtlayıp yok etmeye çalıştıklarını, kendi eylemleriyle sebep oldukları yayınlara katlanmak durumunda olduklarını, gazete satışını davacıların engellemesinin toplumun ilgisini çektiğini, yayında hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğunu, nesnel ölçüler içinde ve düşünce açıklama kapsamında eleştiri yapıldığını ileri sürerek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Yerel mahkemece istem kısmen kabul edilmiştir. Karar davacılar ile, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, S... gazetesinin dağıtımının davacıların ortağı olduğu dağıtım şirketi tarafından gerçekleştirildiği, adı geçen gazetenin bayilere birtakım vaatlerde bulunması üzerine dağıtım şirketi tarafından gazetenin bayilere dağıtılmadığı, bayilere S... gazetesi satmaları halinde bayiliklerinin iptal edileceğinin bildirildiği, bazı bayilerin ticari baskı nedeniyle S... gazetesini satmaktan kaçındıkları, bazı gazete bayilerinin anılan gazeteyi satmaları nedeniyle bayiliklerinin iptal edildiğini bildirdikleri, bu durumun çeşitli illerde noterler tarafından düzenlenen tutanaklarla belirlendiği, bu biçimde gelişen olayların kamuoyuna duyurulması amacıyla yukarıya alınan yayının yapıldığı anlaşılmaktadır.
Basın özgürlüğünün amacı, kamuyu ilgilendiren konularda gerçeğe uygun haber vermeyi sağlamaktır. Basının görevi, genel yararları ilgilendiren konularda olayları doğru ve objektif olarak yansıtmak, çeşitli sorunlarda kamu oyunu düşünmeye sevk edecek biçimde tartışmalar açmak, halkı toplumsal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları hakkında bilinçlendirmektir. Basın, halka ulaştırılmasında kamu yararı bulunan haberleri zamanda ve haberin gerektirdiği ayrıntılarla ve doğru olarak toplayıp topluma ulaştırdığında kamu oyunun serbestçe oluşumunu sağlar, kamu görevi niteliğindeki fonksiyonunu yerine getirmiş olur. Ancak basın özgürlüğü ve bu özgürlüğün getirdiği ayrıcalıklar sınırsız değildir. Anayasanın 28. maddesinde düzenlenen basın özgürlüğünün özel hukuk alanındaki sınırı Medeni Yasanın 24 ve Borçlar Yasasının 49. maddelerinde anlamını bulan kişilik haklarının korunmasına ilişkin düzenlemelerdir. Borçlar Yasasının 49. maddesi gereğince, kişilik hakkı hukuka aykırı bir biçimde saldırıya uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para isteyebilir. Anılan maddeye göre manevi tazminat istenilebilmesi için; yayımlanan olay açıklaması yada eleştirinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olması, bu saldırının manevi bir zarar doğurması, kişilik haklarına saldırı ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulabilmesi ve yayında hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması gerekir. Hukuka uygunluk nedenleri veya hukuka aykırılığı ortadan kaldıran nedenler; gerçeklik, güncellik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılıktır. Yayımlanmasında kamu yararı bulunan gerçek ve güncel bir haberin ya da eleştirinin özle biçim arasında denge kurularak verilmesi durumunda hukuka aykırılık ortadan kalkar ve artık basın sorumlu tutulamaz.
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davacıların ortağı olduğu dağıtım şirketinin S... gazetesinin dağıtımını yapmaktan vazgeçtiği, anılan gazetenin kendi olanakları ile dağıtım yapmaya başladığı, gazetenin bayilere ulaşmasına ve bayiler tarafından satılmasına dağıtım şirketinin engel olduğu, bu durumun okuyucuya duyurulması amacıyla yapılan yayının eldeki bu davaya konu edildiği anlaşılmaktadır. Haber konusunu oluşturan bir gazetenin dağıtım ve satışının engellenmesi olgusunun gerçeğe uygun bulunduğu çeşitli illerde düzenlenen noter tutanaklarıyla doğrulanmaktadır. Böylesine güncel bir konunun davalı yayın kuruluşu tarafından ele alınıp yayımlanmasında kamu yararı bulunmaktadır. Yayın konusu olayın özelliği itibariyle haberin veriliş biçiminde şekle uygunluk ilkesine aykırılık yoktur. Özle biçim arasında denge kurularak yapılan yayının özünde basının yüklendiği görevi açısından amacına ulaştığı, konu ele alınıp açıklanırken kullanılan sözcüklerin ele alınan konunun gereği olması nedeniyle amaç bakımından olduğu kadar araç bakımından da aşırılıktan söz edilemeyeceği ve davaya konu edilen yayında hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği sonucuna varılarak istemin tümden reddine karar verilmek gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 3.4.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy