(818 S. K. m. 41, 50)
Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 9.Ticaret Mahkemesince davanın reddine dair verilen 01.06.2000 gün ve 1999/1147-2000/257 sayılı kararın incelenmesi davacı banka vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 21.05.2001 gün ve 2001/1375-5250 sayılı ilamı ile; (... Davacı, banka görevlisi olan davalıların mevcut talimat ve uygulamalara göre geçerli olmayan teminatı kabul ederek verdikleri bir kredinin geri ödenmemiş olması nedeniyle davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar asıl kredi borçlusundan tahsil imkanı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece savunma doğrultusunda dava reddedilmiş ve kararı davacı temyiz etmiştir.
Davalıların görevlerini ihmal yada kötüye kullanma sonucu zarara neden oldukları iddia edildiğine göre sorumlulukları BK.nun 41. maddesinde düzenlenmiş olan haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Bu durumda da BK.nun 50. maddesi uyarınca doğan zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsilen sorumluluğun bulunduğu durumda da davacı alacağının sorumluların tamamından isteyebileceği gibi bunlardan bir veya birkaçından da isteyebilir. Asıl borçlu veya onun kefillerine gitme zorunluluğu yoktur. Bu nedenle davalıların eyleminden kaynaklanan zararın kapsamı belirlenerek varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde davanın tümden reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle taraflar arasında eksik teselsül bulunmasına göre ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararındave yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 10.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy