(818 S. K. m. 47, 49) (743 S. K. m. 24) (2709 S. K. m. 28)
Dava: Taraflar arasındaki "tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 11.10.2000 gün ve 2000/55-549 sayılı kararın incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 30.4.2001 gün ve 2001/296-4398 sayılı ilamı ile , ( ...Dava yayın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğradığı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1.10.1999 tarihli P... Gazetesinde, yakın bir tarihte evlenmiş olan davacılar arasındaki ilişkinin, davacı Bekir Y.'ın ilk evliliği sırasında başladığı ve önceki evliliğinin bu yüzden sona erdiği anlatılmıştır. Davacılar bunun doğru olmadığını yayında kullanılan diğer sözlerin de aşağılayıcı olduğu gerekçesiyle manevi tazminat istemişlerdir. Davalılarca yayının doğru ve hukuka uygun savunulmuş ve mahkemece savunmaya itibar edilerek dava reddedilmiştir.
Basının yansız ve özgür haber verme, bir düşünce ve görüşü tartışma, eleştirme, kamuoyunu aydınlatmaya ilişkin fonksiyonunu yerine getirebilmesi bazı ayrıcalıkları gerektirir. Ancak tüm özgürlüklerde olduğu gibi basın özgürlüğü de kişi ve toplum yararı açısından sınırlıdır. Kişinin onur ve saygınlığının korunmasına ilişkin Medeni Kanunun 24. Borçlar Kanunun 49. maddesi ile Anayasanın 28. maddesi basın özgürlüğünün hukuk alanındaki sınırlamasıdır.
Basın haber verme fonksiyonunu yerine getirirken kullanacağı hakkın özel hukuk alanında sınırı gerçeklik, kamu yararı ve toplumsal ilgi, güncellik, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kuralları ile belirlenmiştir. Haber verme hakkı bu sınırlar içinde kaldığı sürece hukuka uygundur.
Yukarıda sözü edilen sınırlayıcı temel kurallardan sonuncusu haber gerçeği yansıtsa bile kullanılacak dil ve ifadenin yapılacak yorumun, haberin verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde bulunmasını öngörür. Şayet haberin verilişinde gerekli, yararlı ve ilgili olmayan beyan, tavsif ve değerlendirmelere gidilecek olursa kişilik hakları ile çatışan basın özgürlüğüne üstünlük tanınması imkansız hale gelir. Dava konusu yazı bu ilkeler doğrultusunda incelendiğinde; dava konusu yayında ileri sürülen iddianın doğru olduğunu gösteren bir kanıt bulunmadığı gibi doğru olsa dahi kişinin gizli kalması gereken ve açıklanmasında kamu yararı bulunmayan özel yaşamı, ile ilgili yayın yapılmasında davacıların konumu gözetildiğinde bunun açıklamasında üstün bir kamu yararı bulunmamaktadır. Bu nedenle yayının davacıların kişilik haklarına hukuka aykırı biçimde zarar verildiği kabul edilerek manevi tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde davanın reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir..." )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile,direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA,istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 15.5.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy