(1086 S. K. m. 28, 573)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Yargıtay 4.Hukuk Dairesince ilk derece mahkemesi sıfatıyla ( ...İddia, savunma ve dosyadaki kanıtlar itibariyle uyuşmazlığın HUMK.nun 573 ve devamı maddelerinde yer alan ve Hakimlerin Mesuliyeti başlığını taşıyan hükümler uyarınca çözümlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Somut olay ve iddia davacı, davalının yargıç olarak yürütmekte olduğu bir davada kızının o davanın davalısı olan kuruma bağlı bir birinde çalışması nedenleriyle, karşı yanla çıkar ilişkisi bulunduğunu, böylece yansız kalamayacağını, bundan dolayı da HUMK.nun 28/2.maddesi uyarınca davadan çekilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Bu isteklerinin kabul edilmemesi nedeniyle de, davanın aleyhlerine sonuçlandığı, böylece zarar gördükleri iddia edilmektedir.
Eldeki dava, davalı yargıcın, Ankara Asliye 22.Hukuk Mahkemesinde yürüttüğü dava nedeniyle açılmıştır. O davada, davacının şimdiki davacı Atatürk Orman Çiftliği, davalının da Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı olduğu görülmektedir. Davaya 3533 sayılı yasa hükümleri uyarınca bakılmış ve sonuçta istek reddedilmiştir.
Yine tarafların da kabulünde olan, davalı yargıcın çocuğunun o davanın davalısı olan Büyükşehir Belediye Başkanlığına bağlı bir birimde çalışmaktadır.
Sorun, açıklanan bu olguların, HUMK.nun 28.maddesinde düzenleme altına alınmış bulunan ve davaya bakan yargıcın davadan çekilmeyi veya reddini gerektiren nedenlerden olup-olmadığıdır. Anılan maddenin 2.fıkrasında, davadaki taraflara olan yakınlıkları belirtilmiştir. Somut olayda davalı yargıcın kızı, eldeki davada olduğu gibi, bir kamu kuruluşu olan davalı kurumda kamu görevlisi olarak çalışmaktadır. Anılan maddedeki düzenleme ile ilgisi bulunmamaktadır. Bu bakımdan, davalı yargıcın o davada, davadan çekilmesini gerektirir yasal bir düzenleme bulunmadığı gibi, bunun dışında çekilmeyi gerektirecek bir olgu ve iddia da ileri sürülmemiştir. Böylece davanın hukuki ve yasal dayanaktan yoksun bulunduğu sonucuna varılmak suretiyle istemin reddi yönünde hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ve dosyada bulunan tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, davalının hukuka aykırı bir eyleminin bulunmadığı, böylece HUMK.nun 573 ve devamı maddelerinde yer alan düzenleme gereğince sorumluluğunu gerektirir bir olgunun olmadığı sonucuna varıldığından davacının isteminin reddine, HUMK.nun 576. maddesi uyarınca 500.000.000 TL.sı tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine, yine aynı maddede açıklandığı üzere, istemin reddinin bir diğer sonucu olarak 54.520.000 TL. para cezasının davacıdan alınmasına... ) gerekçesiyle davanın reddine, hakim lehine tazminata hükmedilmesine dair verilen 5/3/2002 gün ve 86-2507 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek kararın süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, Yüksek Mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun bulunan kararın onanması gerekir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı ( 4.960.000 ) TL. harcın temyiz edenden alınmasına, 12/6/2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy