(2004 S. K. m. 89) (1086 S. K. m. 440, 442)
Dava: Taraflar arasındaki olumsuz tesbit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 29 Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.2.2001 gün ve 2001/37-107 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 11.2.2002 gün ve 2002/166-1588 sayılı ilamı ile;
(... Dava, İİK. nun 89. maddesi uyarınca, yapılan ihtar üzerine, davacı, takip alacaklısına karşı borcunun bulunmadığının tesbitine ilişkindir.
Mahkemece, davanın süresinde açılmadığı gerekçesi ile istem reddedilmiş, davacının temyizi üzerine karar dairece onanmıştır.
Davacının karar düzeltme istemi üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre, davalının alacaklısı sıfatıyla üçüncü kişi aleyhine icra takibinde bulunduğu, davacının da, üçüncü kişiye borcu olduğundan bahisle İİK. nun 89. maddesi uyarınca bir ve ikinci ihtarnamelerin gönderildiği anlaşılmaktadır. İlk ihtarname, davacıya 4.12.2000 gününde tebliğ edilmiş olup, davacı, 6.12.2000 günlü yazı ile icraya başvurmak suretiyle borcu bulunmadığını bildirmiştir. Yapılan ikinci tebligata karşı da, 2.1.2001 gününde itiraz etmiştir.
İkinci tebligat 22.12.2000 tarihinde yapılmış ise de davacı, eldeki işbu davayı açarken, tebligatların usulsüzlüğünden söz etmiştir. Eldeki iş bu davanın 9.1.2001 gününde açıldığı mahkemenin de kabulündedir. Dairece kararın onanmasına ilişkin bulunan gerekçe bölümünde, tebligatın mümkün olması kabul edilse dahi davacının 2.1.2001 gününde öğrenildiği ifade edilmiştir. Şu anlatıma göre, davacının öğrenme günü itibariyle eldeki işbu davanın süresinde açıldığı kabul edilmek gerekir. Bu nedenle, kararın bozulması gerekirken, onanmış bulunduğundan, davacının karar düzeltme istemi HUMK. nun 440-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli onama kararı kaldırılmalı ve karar yukarıda yazılı bulunan gerekçelerle bozulmalıdır...),
Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, İİK. nun 89. maddesi gereğince yapılan ihtar üzerine, takip alacaklısına borçlu bulunmadığının tesbitine ilişkindir.
Davacı Vehbi Koç Vakfı, Koç Üniversitesi vekili, 9.1.2001 günlü dilekçesinde ve yargılama sırasında özetle; müvekkilinin Vehbi Koç Vakfı Koç Üniversitesi unvanı ile tescil edildiğini, Ankara 15.icra Müdürlüğünün 2000/10636 sayılı takip dosyasında Koç Üniversitesi Rektörlüğü alacaklısı olarak davalının borçlu D. Yapı Elemanları Sanayi Tic. AŞ.'den alacağından dolayı 20.12.2000 tanzim ile İcra İflas kanunu 89/2. maddesine göre 2.haciz ihbarnamesi gönderdiğini, yaptıkları araştırmada İİK. 89/1.haciz ihtarnamesinin de Koç Ünv. çalışanı O. Türk isimli şahsa tebliğ edildiğinin, bu tebligatların usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle tebligatların usulüne uygun tebliğ edilmediğini, belirleme ve usulsüz tebligatların iptalini, ayrıca takip konusu borçtan dolayı da borçlu olmadıklarının tesbitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacıya İİK. 89/1-2 maddesine göre birinci ve ikinci haciz ihbarnamelerinin tebliğ edildiğini, menfi tespit davasının 7 günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davalının usulsüz tebligat iddiası varsa bunu şikayet yoluyla İcra Tetkik Merciinde dile getirilmesini gerektiğini savunarak davanın süre yönünden reddini istemiştir.
Yerel mahkemece davanın hak düşürücü süre yönünden reddine ilişkin olarak kurulan hüküm, Özel Dairesince yukarıda belirtilen gerekçe ile oybirliğiyle bozulmuştur.
Dava dosyası ve dosya içerisine alınan Ankara 15.İcra Müdürlüğüne ait 2000/10636 takip sayılı dosya içeriğine göre; davacıya İİK. nun 89. maddesi uyarınca çıkarılan ilk haciz ihbarnamesinin 4.12.2000 tarihinde tebliğ edildiği, davacının 6.12.2000 tarihli dilekçesi ile İcra Müdürlüğü nezdinde borca itiraz ettiği, ikinci haciz ihtarnamesinin tebliğ gününün 22.12.2000 olduğu ve davanın 9.1.2001 gününde açıldığında uyuşmazlık konusu bulunmamaktadır. Diğer taraftan davacının ıttıla tarihi 2.1.2001 olarak kabul ettiği nazara alınırsa, tebligatların usule aykırı olup olmadığının tartışılmasına gerek bulunmaksızın davanın yasal sürede açıldığının kabulünde zorunluluk bulunmaktadır.
O halde; Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK. nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 30.10.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı Üniversite, takip alacaklısına borçlu bulunmadığının tesbiti istemiyle genel mahkemede açtığı davada İİK. nun 89/1-2. maddesi gereğince gönderilen haciz ihbarnamelerinin usulsüz tebliğ olunduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece 1. haciz ihbarnamesinin 4.12.2000 tarihinde, ikinci haciz ihbarnamesinin 22.12.2000 tarihinde tebliğ olunduğunu buna göre iş bu davanın 9.1.2001 tarihinde 7 günlük hak düşürücü süre geçirilerek açıldığından, ret edilmiştir.
Bu karar Yüksek 4. Hukuk Dairesince önce Onanmış, karar düzeltme yolunda ise ikinci ihbarnamenin 2.1.2001 tarihinde öğrenildiği ifade edildiğinden 9.1.2001 tarihinde açılan menfi tesbit davası süresinde kabul edilerek Bozulmuştur.
Üçüncü kişi, menfi tesbit davasını ikinci haciz ihbarnamesinin kendisine tebliğinden sonra 7 gün içinde açmak zorundadır. İkinci haciz ihbarnamesinin tebliği usulsüz ise üçüncü kişi bu usulsüz tebliği öğrendiği tarihten itibaren (Tebligat Kanunu m.32)7 gün içinde menfi tesbit davasını açmak zorundadır. (İİK. m.89/111).
Mercie yapılan şikayette, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 32. maddesi gereğince haciz ihbarlarının tebliğinin usulsüz olması halinde muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihinin, tebliğ tarihi olduğunun tesbit ettirilmesi gerekir.
Bu doğrultuda Yüksek 4. Hukuk Dairesinin 6.10.1986 tarih ve 5058/6828 sayılı kararlarında icra memurunun haciz ihbarlarının usulsüz tebliğ olunduğu yolunda Merciden karar alınması zorunluluğuna değinilmiştir.
Olayımızda, üçüncü kişi davacı Üniversite tarafından haciz ihbarlarının tebliğinin usulsüzlüğü ve öğrenme tarihinin tesbitine yönelik Merciden bir karar alınmamıştır. Hatta, bozmadan sonra haciz tebligatlarının usul ve yasaya aykırı olmadığına dair Yüksek 12. Hukuk Dairesinin 2002/1882-3182 sayılı Onama ilamı sunulmuştur.
Tüm bu deliller ve yukarıda belirtilen gerekçelerle üçüncü kişinin Merciden usulsüz tebligatı öğrenme tarihini tesbit ettirmeden açtığı menfi tesbit davası süresinde olmadığından, yerel mahkemenin davanın hak düşürücü süre yönünden REDDİ kararı yerinde olup direnme kararının onanması gerektiği görüşünü arz ederim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy