(2797 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki davadan dolayı, bozma üzerine direnme yoluyla; Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 20.06.2001 gün ve E. 2001/47, K. 2001/72 sayılı kararın bozulmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 21.11.2001 gün,2001/5-679 Esas, 2001/1046 karar sayılı ilamın, karar düzeltilmesi yoluyla incelenmesi davacılar vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla; Hukuk Genel Kurulu'nca dilekçe, düzeltilmesi istenilen ilam ve dosyadaki ilgili bütün kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, kamulaştırmasız el atıldığı ileri sürülen taşınmazların bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, davacılar adına tapuya kayıtlı taşınmaza davalı idarece kamulaştırmasız el atıldığını ileri sürerek, bu olgunun varlığının tespitiyle, el atılan taşınmaz bedelinden fazlası saklı tutulmak üzere, şimdilik bir milyar TL. nin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı idare vekili, davacılara ait taşınmaza el atılmadığını, tapu kaydına konulan şerhin de sonradan kaldırıldığını savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Yerel mahkemenin, kamulaştırmasız el atmanın varlığını benimsemek suretiyle verdiği davanın kabulüne dair karar, Yüksek Özel Dairece, dava konusu taşınmaza davalı idarenin el atmasının devam edip etmediği saptanmaksızın davanın kabulüne karar verilmesinin yanlış olduğu gerekçesiyle bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiş; davalı vekilinin temyizi üzerine direnme kararı, Hukuk Genel Kurulu'nca, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, kamulaştırma yetkisi olan idarenin taşınmaza fiilen el koyarak malikin tasarrufunu yasaya aykırı olarak tamamen kaldırmış olmasının ve bu durumun kalıcı bulunmasının gerektiği, somut olayda, bu şekilde kalıcı bir kullanım bulunmadığının toplanan delillerden anlaşıldığı gerekçesiyle bozulmuş; davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Davacılar vekili, 03.04.2002 günlü dilekçesiyle de, konuyla ilgili olarak, içtihatların birleştirilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun sonucunun beklenmesini ve karar düzeltme isteminin bundan sonra görüşülmesini talep etmiş; Hukuk Genel Kurulu'nda, davacılar vekilinin bu istemi ön sorun olarak görüşülüp, değerlendirilmiştir.
Bu yönden yapılan incelemede:
Davacılar vekilinin içtihatların birleştirilmesi istemi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığı'nın Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Dairelerden görüş bildirilmesini istediği, bu aşamanın henüz tamamlanmadığı ve dolayısıyla dosyanın raportöre verilmemiş olduğu saptanmıştır. Yargıtay Yasası'nın 45/1-2. maddeleri uyarınca, görüşlerin bildirilmesinden sonra, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu'nun toplanarak, içtihatların birleştirilmesi gerektiği yönünde bir karar alması ve dosyayı raportöre tevdi etmesi gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, henüz bu yolda kararın alınmamış olduğu bir aşamada, içtihatların birleştirilmesi istemi sonucunun beklenmesine gerek bulunmamaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nda yapılan oylama sonucunda, açıklanan aşama itibariyle, somut olayda, içtihatların birleştirilmesi isteminin sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığına, işin esasının incelenmesine oybirliğiyle karar verilmiştir.
Esasa ilişkin incelemede:
Davadaki bedel istemi, davalı idarenin davacılara ait taşınmazlara kamulaştırmasız el attığı iddiasına dayalıdır. O nedenle öncelikle, Kamulaştırmasız el atma kavramının açıklanmasında yarar görülmüştür.
Bir taşınmaza kamulaştırmasız el atıldığından söz edilebilmesi için, öncelikle, kamulaştırma yetkisine sahip olan bir idarenin, o taşınmaza fiilen el koyarak, malikin tasarrufunu yasaya aykırı şekilde tamamen ortadan kaldırması ve bu durumun kalıcı olması şarttır. Eş söyleyişle, idare, el koyma eylemini, o taşınmazı sahiplenme amaç ve kastı ile yapmış olmalıdır. El koyma eylemi açıklanan nitelikte değil ve sadece geçici bir kullanım söz konusu ise, kamulaştırmasız el atmadan söz edilemez. Malikin bundan dolayı bir zararı oluşsa bile, taşınmaz bedelinin istenilmesine hukuken olanak yoktur. Böyle bir durum, sadece ve ancak, uğranılan zararın tazminini başka hukuksal yol ve kavramlara dayalı olarak isteme olanağı verebilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Davalı İdarenin, dava konusu taşınmazların da içinde bulunduğu, Oltu 246. Piyade Alay Komutanlığı etrafındaki belirli bir bölgeyi, çevresine tel örgü çekmek suretiyle güvenlik bölgesi içine aldığı, ancak, taşınmaz maliklerinin verilen izinle taşınmazları tarım arazisi olarak kullanmaya devam ettikleri; bilahare tel örgülerin 30.06.2000 tarihinde idarece söküldüğü, daha sonra da, taşınmazların kayıtlarına konulan şerhlerin kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idarenin değinilen bu tasarrufları, dava konusu taşınmazları sahiplenme amacının bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Bozma kararından sonra, taşınmazların etrafında tel örgü bulunup bulunmadığı konusunda yaptırılan delil tespitleri de, varılan bu sonuca etkili değildir. Zira, her dava, açıldığı tarihteki koşullara ve mevcut hukuksal duruma göre değerlendirilip, karara bağlanır. Dava tarihi itibariyle gerçekleşmemiş olan işlem ve eylemler, görülmekte olan davaya konu uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınamaz. Tersinin kabulü, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun benimsediği sisteme uygun düşmez. Yargıtay'ın yerleşik ve sapma göstermeyen uygulaması da bu yöndedir.
Açıklanan bu durum karşısında, somut olayda, kamulaştırmasız el atmanın varlığından söz edilemeyeceğinden, davacılar vekilinin karar düzeltme istemi yerinde değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin, H.U.M.K. nun 440. maddesinde yazılı sebeplerden hiçbirisine dayanmayan ve yerinde olmayan karar düzeltme isteğinin REDDİNE, 3506 Sayılı Yasa'nın 4. maddesinin b-1 fıkrası hükmüne göre takdiren 55.000.000 TL. para cezasının ve 6.040.000 TL. harcın düzeltme isteyenden alınmasına, peşin harcın mahsubuna, 08.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy