(6570 S. K. m. 12) (818 S. K. m. 264)
Taraflar arasındaki "tahliye ve alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 1.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 27/2/2001 gün ve 2001/40-232 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 15/5/2001 gün ve 2001/3800-4015 sayılı ilamı ile; (...Dava akde aykırılık ve fena kullanma nedeniyle kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkeme kiralananın tahliyesine karar vermiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
6570 sayılı yasanın kapsamına giren yerler için bu yasanın 12. maddesi uyarınca akde aykırılıktan kiracı veya fuzuli şagil hakkında birlikte veya bunlardan istenen hakkında müstakilen tahliye davası açılabilir. Aralarında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığı için, her ikisi için birlikte dava açma mecburiyeti yoktur. Kiracı için açılacak davada daha önce süreli ihtar tebliğ edilerek kiralananın akde uygun hale getirilmesinin istenmesi ve bunun neticesiz kalması şarttır. Fuzuli şagil hakkında açılacak davalarda böyle bir ihtar tebliği gereği yoktur.
Olayımızda: Eski hale getirilmesi için davalıya çekilen süreli ihtar bulunmamaktadır. Ayrıca 21.12.1999 tarihli tespitten önce ana duvarın örülmesi suretiyle eski halede getirildiği belirlendiğine göre, davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle fena kullanmanın oluştuğundan bahisle davanın kabulü hatalı olmuştur.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, açıkça fena kullanma nedeniyle tahliye ve alacak istemine ilişkindir.
Mahkemenin kiralanan iki daire arasındaki duvarın yıkılıp birleştirilmesinin açıkça fena kullanma olduğu ve duvarın yeniden örülmesinin sonucu değiştirmeyeceği bu durumda kiralayanın ihtarsız fesih hakkının mevcut olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin olarak verdiği karar Özel dairece yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmuş, yerel mahkeme önceki kararında direnmiştir.
Borçlar Kanunun 264.maddesi kiracının kiralananı akte aykırı ve açıktan fena kullanması halinde kiralayana fesih isteme yetkisi verir.
Fena kullanma ile akte aykırılık arasındaki ayırıcı özellik; ileri sürülen eylemin ihtarla giderilebilecek nitelikte ise akte aykırılık, aksi fena kullanma dır. Akte aykırılık olgusunun gerçekleşmesi için aykırılığın kiralananın bizzat kullanılmasından kaynaklanması gerekir. Kişiye yönelik kullanma şartına riayetsizlik, kiralananın kötü kullanılması gibi akte aykırı davranış olarak değerlendirilmesi icabeder.
Akte aykırılık sebebiyle kiralananın tahliyesinin istenebilmesi için iddia olunan aykırılığın giderilmesi için kiracıya uygun süreli ihtarın keşide ve tebliğ edilmesi zorunludur. Fena kullanma halinde böyle bir zorunluluk yoktur. Böyle durumda ihtar keşidesine gerek olmadan doğrudan aktin feshi ve kiralananın tahliyesi davası açılabilir.
Burada önemli olan, kiracının yaptığı eylem sonucu oluşan durumun eski hale getirilmesinin mümkün olup olmadığıdır.
Kiralayanın kiracıya yada yakınlarına karşı, örneğin hakaret etmesi, darp etmesi, bina dahilinde beslenen köpeklerin oturanların huzurunu bozması ve korku yayması, sürekli içki içerek apartman sakinlerini rahatsız etmesi, onlara küfür etmesi gibi hallerde çekilecek ihtarla durumun eski hale getirilmesi olanaklı olmadığından, bu gibi durumlar açıktan fena kullanma olarak kabul edilebilir.
Ancak Hukuk Genel Kurulunun 17/2/1997 tarih 1992/6-738 E., 1993/55 K. sayılı ilamında da açıkça vurgulandığı üzere; "eski hale getirilmesi mümkün olan tadilat fena kullanma sayılamaz. Bu durum, akte aykırılık olarak kabul edilir. Şöyle ki, bu sebebe dayalı olarak açılan davanın olumlu sonuçlanabilmesi için öncelikle kiracıya akte aykırı davranışını düzeltmesini teminen makul bir süre öngören ihtar gönderilmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması gerekir."
Olayımızda kiralayan tarafından kiracıya gönderilmiş usulüne uygun bir ihtar yoktur.
O halde Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13/3/2002 gününde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy