(193 s.K. m. 94)
Taraflar arasındaki "tahliye ve alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 8. Sulh Hukuk Mahkemesince, tahliyeye ilişkin asıl davanın kabulüne, alacağa ilişkin karşı davanın reddine dair verilen 19.12.2001 gün ve 2001/418-1641 sayılı kararın incelenmesi davalı karşı davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 18.06.2002 gün ve 2002/2388-3984 sayılı ilamı ile (...Dava temerrüt nedeniyle kiralananın tahliyesi, 6.552.348.435 TL kira alacağının tahsili ile, karşı dava olarak açılan 33.060.442.250 TL alacağın davacıdan tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine, alacağın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar vermiş, hüküm davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya kapsamına, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerekçelere, kira sözleşmesinde yetkili mahkemenin gösterilmiş olmasının HUMK' nun 9. ve 10. maddelerinde belirtilen genel yetkiyi ortadan kaldırmayacağına, bu nedenle yetki itirazının reddedilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı karşı davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Hükmün esasına yönelik temyiz itirazına gelince:
Davacı vekili; kiralanana ait 01.06.1997 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesinin özel 4. maddesinde, kiraya verenin kira bedelinin ödenebilmesi için müteakip ayın ilk beş günü içerisinde kira bedeline katma değer vergisini ilave ederek fatura düzenleneceğinin, 5. maddesinde ise kira bedelinin yasal kesintiler kesildikten sonra kalan net miktarın her ayın ilk onuncu gününe kadar ödeneceğinin hüküm altına alındığını, davalının bu hükme uygun olarak kira sözleşmesinin başlangıcından 01.09.2000 tarihine kadar kira bedellerini net olarak ödediği halde, 4.548.093.750 TL+% 17 KDV 773.175.937 = 5.321.269.687 TL. olan kiradan Eylül 2000 ayından itibaren stopaj+fon kesmeye başlayarak Ocak 2001 ayı dahil, her ay için 4.320.000.000 TL. kira ödemeye başlandığını, 12.01.2001 tebliğ tarihli temerrüt ihtarnamesine rağmen Eylül, Ekim, Kasım, Aralık 2000 ve Ocak 2001 aylarına ait 5.552.348.435 TL, noksan kira parası ödediğinden, temerrüt nedeniyle kiralanın tahliyesi ile 6.552.348.435 TL. kira alacağının tahsilini istemiştir.
Davalı-karşı davacı vekili; kira sözleşmesinin 4.maddesinde belirlenen kira bedelinin brüt kira +KDV olduğunu, 5.maddesinde kira bedelinden yasal kesintiler kesildikten sonra kalan net miktarın kiralayana ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davacının brüt kira+KDV olarak düzenlendiği aylık faturalarda belirlenen kira bedelinden yasal mevzuat gereği kesilmesi ve Maliyeye yatırılması gereken yasal kesintiler sehven yapılmaksızın brüt kira+KDV olarak davacıya ödendiğini, ödenen bu brüt bedel içinde yapılması gereken kesintiler bulunduğunu, Eylül 2000 ayından itibaren de yasaya uygun olarak brüt kira bedeli üzerinden yasal kesintiler yapılarak kira bedellerinin ödendiğini, temerrüt oluşmadığından, noksan ödeme bulunmadığından davanın reddine savunmuş, süresinde açtığı karşı-davada ise kira sözleşmesi başlangıç tarihi esas alınarak Haziran 1998 ayından itibaren yıllık brüt kira bedeline uygun kira artırımları ile sözleşmeye göre fazla ödenen, 33.060.442.250 TL. kira bedelinin davacı karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, sıfatı Çalışma Bakanlığından emekli iş müfettişi olan bilirkişiye, dosyaya sunulan belgeler üzerinde inceleme yaptırılmış ise de bilirkişinin 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesine, 3065 sayılı Katma Değer Vergisince 182 numaralı Gelir Vergisi Genel Tebliğine göre değerlendirme yaparak terditli saptamalarda bulunduğu, düzenlediği rapora her iki taraf vekilince itiraz edildiği görülmektedir. Davanın esası hakkında sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için Yeminli Mali Müşavirler Odasından tespit edilecek üç kişilik bilirkişi marifetiyle dosyadaki belgeler, tarafların mali kayıtları üzerinde yeniden inceleme yaptırılması, sözleşmenin kira parasını düzenleyen özel hükmü de dikkate alınarak eksik ya da fazla ödeme olup olmadığı araştırılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayanarak yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olmuştur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı karşı davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan (...) sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme karan bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK' nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 25.12.2002 gününde oybirliği İle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy