(743 S. K. m. 658, 659) (4721 S. K. m. 735)
Taraflar arasındaki "şuf''a" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samsun Asliye 4.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 12.07.2001 gün ve 1998/772 E- 2001/497 K.sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 15.10.2001 gün ve 2001/7662-7949 sayılı ilamı ile; (...Dava, şuf'alı payın iptali ve davacı adına tescili isteğine ilişkindir. Mahkeme davayı reddetmiş ve hüküm davacı vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, iki parça taşınmazdaki payların 22/10/1998 tarihinde toplam 800.000.000 TL. bedelle davalıya satıldığını ancak bu miktarın muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, gerçek değerin daha düşük olduğunu, keşifte belirlenecek değerden şuf'a hakkının tanınmasını istediğini belirterek satıştan itibaren 1 aylık süre içerisinde davasını açmıştır.
Davalı, davacının satıştan önce haberdar olduğu halde şimdi dava açmasının kötü niyet olduğunu, satış bedelinde muvazaa iddiasında yersiz olduğunu ve gerçekte satışın daha yüksek bedelde yapılıp tapuda düşük gösterildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece mahallinde keşif yapılmış ve davalı tanığı dinlenmiştir. Davacı tanık göstermemiş, keşifte de satılan payların değerinin tapudaki satış bedelinden daha fazla olduğu belirlenmiş, bu suretle davacının muvazaa iddiasını kanıtlayamamıştır. Mahkemece keşifte belirlenen değeri şuf'a bedeli olarak yatırması için davacı tarafa süre verilmiş, davacı vekili bu süre içerisinde tapuda yazılı şuf'a bedelini ödeyeceğini belirterek mahkeme veznesine depo etmiştir. Ancak mahkeme verilen sürede keşifte belirlenen bedelin yatırılmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde keşifte belirlenecek bedeli ödemeyi kabul ettiği ve bu bedeli ödememesi nedeniyle davasının reddine karar verilmiştir.
Oysa davacı tarafça bedelde muvazaa iddiası ileri sürüldüğü takdirde bu husus araştırılıp ve davacı iddiasını ispat edemezse tapudaki bedel üzerinden şuf'a hakkını kullanıp kullanamayacağı sorulup sonucuna göre karar verilir. Bu davada; davacı vekili bedelde muvazaa iddiasında bulunmuş ise de bu iddiasını yeterli delille kanıtlayamamış, daha sonra kendisine tanınan bir aylık süre içerisinde tapudaki satış bedelini mahkeme veznesine depo etmek suretiyle bu bedelden şuf'a hakkını kullanmak istediğini ortaya koymuştur. Bu durumda davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, talebinin dışında ve aleyhine bir sonuca kabule zorlanarak davasının reddi hatalı görüldüğü gerekçesiyle bozulmuştur...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.03.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy