(818 S. K. m. 262) (6570 S. K. m. 1, 7/b-c-ç)
Dava: Taraflar arasındaki "tahliye" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Eskişehir 2.Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 15.3.2001 gün ve 2001/72 E- 320 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 3.5.2001 gün ve 2001/3471-3649 sayılı ilamı ile; ( ...Dava, feshi ihbar nedeniyle tahliye istemidir. Mahkemece istem gibi tahliyeye karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, 16.8.2000 tarihinde satın aldığı bu yerin boş arsa niteliğinde olup, Borçlar Kanunu hükümlerine tabi bir yer olduğunu, kira sözleşmesinin başlangıcının 1.1.1997 ve 2 yıl süreli olduğunu, yeni dönem yenilenmeyeceğini belirterek tahliye isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili ise kiralananın iştirak halinde mülkiyete konu olduğunu, davacının tek başına bu davayı açamayacağını, davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece davanın kabulü ile kiralananın tahliyesine karar verilmiştir.
Kiralanana ait sözleşme, Raziye E., Safiye Saffet Y. vasisi Hülya Ö. ile Veli K. arasında yapılmıştır. Kiranın başlangıcı 1.1.1997 olup, vasfı boş tarla olarak belirlenmiştir. Dosyada mevcut tapu kaydından da bu yerin tarla vasfında olduğu ve dava konusu taşınmazın kiralayanların paylarını 16.8.2000 tarihinde davacı Emin Tekeli'ye sattıkları anlaşılmaktadır.
Davacı Emin T. kiralananda pay satın alan kişi olduğuna göre, bu davayı mülkiyet hakkına dayanarak açabilir. Bu durumda da öncelikle pay ve paydaş çoğunluğunun sağlanması gerekir. Davanın açılışındaki bu noksanlık daha sonra giderilebilir ise de iktisabdan sonra keşide ve tebliğ olunan ihtarnamede pay ve paydaş çoğunluğu bulunmadığından davanın bu yönden reddine karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde işin esası incelenerek karar verilmesi doğru değildir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.5.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy