(3402 S. K. m. 9, 10, 13)
Dava: Taraflar arasındaki "tespite itiraz" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sapanca Kadastro Mahkemesince davanın reddine dair verilen 1.2.1999 gün ve 1994/85-1999/2 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 30.9.1999 gün ve 1999/3197 E. 4373 K.sayılı ilamı ile; ( ...Kadastro sırasında 111 ada 8 ve 2, 112 ada 4 parsel sayılı 1081,72 m2, 2462.51 m2 ve 2647.74 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar zilyetliğe dayanılarak ölü Abdullah B. adına tespit edilmiştir. Davacı Orhan ve Sami B. taşınmazların miras bırakanları Numan B.'nın satın aldığını, taşınmazlarda Numan B. mirasçılarının zilyet bulunduğunu ileri sürerek bir kısım Abdullah B. mirasçıları aleyhine dava açmış; dava sırasında da Abdullah B.'nın diğer mirasçıları davaya davalı olarak dahil edilmiştir. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Orhan ve Sami B. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazların Mehmet oğlu Abdullah'tan kaldığı, mirasçılarının bilinemediği, kadastro tespit tutanağının doğru olduğu gerekçe gösterilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Davacı taraf, dava konusu taşınmazın Mehmet ve Naileden olma 5.5.1934 yılında ölen kök miras bırakanı Abdullah'tan kalmadığını, kendi miras bırakanları 31.12.1961 yılında vefat eden Abdullah oğlu Numan B.'dan kaldığını, ona ait olduğunu, anılan taşınmazların 21.12.1928 günlü senetle 3.kişi durumunda bulunan Osman oğlu Abdullah'tan satın alındığını, o tarihten beri kendilerinin zilyet olduğunu ileri sürerek dava açmışlardır. Şu hale göre yanlar arasındaki çekişme taşınmazların kök miras bırakan Abdullah'tan mı kaldığı, yoksa davacı tarafın miras bırakanı Abdullah oğlu Numan B.'nın müstakil taşınmazları mı olduğu konusunda toplanmaktadır. Dava konusu taşınmazların 3.kişi durumunda bulunan Osman oğlu Abdullah'tan kaldığı dinlenen yerel bilirkişi, tanıklar ve katılan Ali Himmet M.'nin beyanı ile belirlenmiştir. Davacı tarafın dayandığı 21.12.1928 günlü satış senedinde Osman oğlu Abdullah tarafından taşınmazların davacıların miras bırakanı Numan B.'ya satıldığından söz edilmiş ve anılan satış senedinin dava konusu taşınmazları kapsadığı yapılan keşif ve uygulama ile saptanmıştır. Böylece söz konusu satış senedi bilirkişi ve tanık sözleri ile doğrulanmıştır. Taşınmazların ilk malikinin Osman oğlu Abdullah olduğu, onun satışı ile davacıların miras bırakanı Numan B.'ya geçtiği ve 50-60 yıldır Numan B.'nın ve ölümü ile davacı tarafın zilyet bulunduğu sabit olmuştur. Tutanak bilirkişilerinden bir tanesi taşınmazın kimden kaldığını bilmediğini, bu şekilde yazıldığı için tutanağı imzaladığını belirtmiş olması ve diğer tutanak bilirkişilerinin taşınmazın Numan B.'ya ait olduğunu vurgulaması karşısında kadastro tutanağının doğru olduğu sonucuna ulaşılamaz. Bu şekildeki düşünce dosyadaki belgelere, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine aykırı düşer. Numan B. 31.12.1961 gününde öldüğüne göre terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabidir. Davacı taraf Numan terekesinin paylaşıldığı konusunda da herhangi bir iddia ileri sürmediğine göre, nizalı taşınmazların payları oranında Numan B. mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken bu konuda yanlışa düşülerek yazılı biçimde karar verilmesi isabetsizdir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle H.U.M.K.2494 sayılı Yasa ile değişik 438/II. fıkrası hükmü gereğince duruşma isteğinin reddine karar verilip dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre,Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 1.5.2002 gününde bozmada oybirliği, sebebinde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy