(1086 S. K. m. 429) (3402 S. K. m. 14, 20)
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Nevşehir Kadastro Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 30.5.2001 gün ve 2001/10-35 sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 7.Hukuk Dairesinin 24.1.2002 gün ve 2001/9564 E. 2002/296 K. sayılı ilamı ile; (...Kadastro sırasında 115 ada 240 parsel sayılı 12.259,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğundan söz edilerek ham toprak niteliği ile davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı M. Köybaşı, taşınmazın bir bölümü hakkında miras ve paylaşma yolu ile geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, taşınmazın keşif haritasında (A) harfi ile gösterilen 4904,80 m2.1ik bölümünün davacı geriye kalan 7355,08 m2'lik bölümünün ise davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı hazinenin temyizine konu ettiği teknik bilirkişi tarafından düzenlenen haritada (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de toplanan deliller hüküm kurmaya yeterli değildir. Tutanak içeriğinde temyize konu taşınmaz bölümünün devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu açıklanmış, mahkemenin topladığı delillere göre ise davacının iktisap sağlayan süre zilyet olduğu kabul edilmiştir. Şu hale göre tutanak içeriği ile mahkemenin topladığı deliller arasında çelişki meydana gelmiştir. Mahkemece bu çelişki üzerinde durulmamış, giderilmemiştir. Bu durumda yeniden yapılacak keşif de dava ve temyize konu taşınmaz bölümü üzerinde ilk zilyedin kim olduğunun, taşınmazın kimden kime kaldığının, mahkemece dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ile tespit bilirkişileri dinlenmek suretiyle giderilmesi kendilerinden olaylara dayalı bilgi alınması, hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekir
) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davalı Hazine vekili
Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, genel kadastro tespitine itirazdır.
Uyuşmazlık ortak sınır hattının belirlenmesi konusundadır.
Davacı şahsa ait ve dava dışı 50 parsel ve bu parsele güneydoğu yönde komşu olan davalı Hazineye ait 240 parsel numaralı taşınmazlar çaplı taşınmazlar olup, taşınmazların çapa bağlı olması halinde kayıt kapsamının belirlenmesi, eş anlatımla ortak sınır hattının tayin olunması, öncelikle uygulama yeteneğine sahip haritanın sabit sınır hatları ve noktaları esas alınmak suretiyle zemine tatbiki suretiyle gerçekleştirilir. Bunun mümkün olmaması durumunda yapılacak iş yerel bilirkişi, tespit bilirkişi ve tanık anlatımlarına başvurulmasıdır.
Bu durumda kadastro ve tespit bilirkişileri ve yerel bilirkişilerin beyanları saptandıktan sonra bilgi verilmeyen sınır hat ve noktaları hakkında taraf1arca gösterilen tanık anlatımları belirlenerek hasıl olacak sonuç dairesinde neticeye varılmalıdır. Öğreti ve Yargısal kararlar bu konuda istikrar göstermektedir.
Somut olayda, yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli bulunmadığında duraksama bulunmamaktadır. Gerçekten, tespit bilirkişisi Y. Ö. usulen dinlenmediği gibi, yerel bilirkişi B.Karaşahin uyuşmazlığın çözümüne katkıda bulunacak hiçbir bilgi vermemiştir.
O halde; mahallini iyi bilen üç yaşlı bilirkişi ile keşif yapılmalı, dinlenmeyen tespit bilirkişisi Y.Ö. dinlenilmeli, yerel bilirkişilerin bilgi vermediği konularda taraf tanıklarının bilgisine başvurularak hasıl olacak uygun sonuç dairesinde hüküm verilmelidir, bu itibarla; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında ve yukarıda açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda açıklanan ve Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 23.10.2002 gününde yapılan ikinci görüşmede oyçokluğu ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy