(743 S. K. m. 897) (3091 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasındaki zilyetliğin korunması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Osmaniye Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 18.7.2000 gün ve 1999/897-2001/552 sayılı kararın incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 22.3.2001 gün ve 1326-2191 sayılı ilamı ile; (...Davacılar uyuşmazlık konusu taşınmaza davalıların elattıklarından söz ederek vaki müdahalelerinin önlenmesini istemişler, davalılar davanın reddini savunmuş, mahkemece taşınmazın bir bölümüne davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin kabul hükmü dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacılar tarafından Osmaniye Valiliği'ne hitaben düzenlenen 16.12.1996 tarihli dilekçede davalıların nizalı taşınmaza 12.10.1996 tarihinden itibaren tecavüz etmeye başladıkları vurgulanmış dolayısı ile davalıların tecavüzlerini 12.10.1996 tarihinde öğrenmiş oldukları anlaşılmaktadır. Eldeki dava ise M.K.nun 897. maddesinde öngörülen bir yıllık süre geçtikten sonra 20.10.1997 tarihinde açılmıştır. MK.nun 897. maddesinde de açıkça vurgulandığı üzere; bu tür davaların zilyedin gasp ve tecavüzü öğrenir öğrenmez hemen açılması ve her halükarda bir yıl içinde yargı yoluna gidilmesi gerekir. Eldeki davada bu süre kaçırılmıştır. Süresinde açılmayan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekir iken aksine düşüncelerle ve yazılı gerekçe ile davanın kabulü yoluna gidilmesi isabetsizdir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN:
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava, zilyetliğin korunmasına ilişkindir.
Davacılar zilyetlikleri altında bulunan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki (tapusuz) taşınmazlarına davalıların el attıklarını, el atmanın önlenmesini (zilyetliklerinin korunmasını) talep ve dava etmişler, davalılar davanın reddini savunmuşlar, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuştur.
Davacılar tarafından Osmaniye Valiliğine hitaben düzenlenen 3091 sayılı Yasa uyarınca men isteğini içeren 16.12.1996 tarihli dilekçede davalıların tecavüz tarihi (12.1e'.1996) olarak yazılmıştır.
Davacıların dilekçelerini yazdırdıkları daktilo ve benzerlerinde 2 rakamının üzerinde (e') harfi bulunmaktadır. Daktilo tuşuna doğru basıldığında 2 rakamı yazılmaktadır. Büyük harf tuşuna yanlışlıkla basılması sonucu 2 rakamı yerine (e') harfinin yazıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda (e') şeklinde daktiloda yanlış basılan harfin 0 olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Dosyadaki diğer bilgi ve belgelere, özellikle 3091 sayılı Yasa uyarınca Osmaniye Valiliği İdare Kurulunca verilen 26.12.1996 tarihli kararda, tecavüz ve müdahale tarihi olarak 12.12.1996 gösterilmiştir. O halde Özel Dairece müdahale tarihi algılama hatasıyla 12.10.1996 olarak kabul edildiğinden, davanın açıldığı 20.10.1997 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle bozma yapıldığı sonucuna varılmaktadır.
Belirtilen nedenlerle, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, yerindedir.
Ne var ki Özel Dairece işin esasına yönelik temyiz itirazları incelenmediğinden, dosyanın Özel Dairesine gönderilmesi gerekir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin direnmesi yerinde görüldüğünden davacılar vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 8. Hukuk Dairesi Başkanlığına gönderilmesine 25.12.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy