(1086 S. K. m. 8)
Dava: Taraflar arasındaki "el atmanın önlenmesi" davasından dolayı yapılna yargılama sonunda; Sultanbeyli Asliye Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 22.12.2000 gün 2000/150 E. - 757 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.07.2001 gün ve 2001/5031-5450 sayılı ilamı ile,
(...Yargılama sırasında vekaletname sunarak davayı takip eden Av. A. G.'ye çıkartılan tebligat, vekaletnamede belirtilen adresi yerine kendisi tarafından sunulmayan başka bir adrese çıkartılmış olup, bu tebligat vekili tebliğ hükmünde değildir. Bu sebeple, vekil A.'in vekaletnamede göstermiş olduğu adresine usulüne uygun bir şekilde tebligat yapılması gerekirken, usule aykırı olarak davacıya 28.2.2001 tarihinde yapılan tebligat yasal bir tebligat hükmünde olmadığından geçerli değildir. Ne var ki bu süre zarfında, davacı Av. O. G.'a vekaletname vermiş ve O. G. hükmü bu vekaletnameye dayanarak temyiz etmiştir. Davacıya tebligat usulüne uygun bulunmadığına göre, Av. O. G.'ın temyizi süresinde sayılır. Bu sebeple, mahkemenin sürenin geçtiğinden bahisle vermiş olduğu 24.4.2001 tarihli red kararı Av. O. G.'ye tebliğ edilmiş ve red kararını süresinde temyiz etmiş olması karşısında mahkemenin usul ve yasaya uygun olmayan 2.5.2001 tarih, 2000/150-757 sayılı red kararının kaldırılarak işin esasının incelenmesine geçildi:
Dava el atmanın önlenmesi isteği ile Asliye Hukuk Mahkemesinde açılıp görevsizlikle sonuçlanmıştır. Davacı iddiası ve dava dilekçesi kapsamına göre dava, zilyetliğin korunması isteği niteliğindedir. Kural olarak bu tür uyuşmazlıklarla ilgili davaların görülmesi HUMK.'nun değişik 8.maddesinin II/3. fıkrası gereğince Sulh Hukuk Mahkemelerine aittir. Görev itirazı davanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulabilir. Bu sebeple, mahkemenin men'i müdahale talebi ile ilgili görevsizlik kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ne var ki görevsizlik kararı verildikten sonra mahkemenin işten el çekerek, uyuşmazlığın esasının görevli mahkemece çözümlenmesi gerekirken, dava konusu arsa üzerindeki daire hakkında karar verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Temyiz Eden: Davacı vekili
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen özel daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının özel daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 27.02.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy