(3402 S. K. m. 7) (766 S. K. m. 2)
Taraflar arasındaki "Tapuya Tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Uşak Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.10.1999 gün ve 1999/1441 Esas 1999/1921 Karar sayılı kararın incelenmesi Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 26.3.2001 gün ve 2001/2262 E- 2302 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı, kadastro sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazın MK.nun 639/1. maddesi hükmü uyarınca tescilini istemiştir.
Dava konusu taşınmaz kadastro işlemi sırasında hukuksal niteliği belirlenerek yol olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Kadastro veya tapulama dışı bırakılma işlemi, taşınmazın geometrik durumu belirlenmediğinden bir tespit işlemi değil ise de, görevlilerce bir yerin tescile tabi olmadığı saptanarak hukuksal durumu belirlenmiş olması nedeniyle öncelikle bir kadastro veya tapulama işlemidir.tespit dışı bırakılan bir taşınmazı hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediğinden paftasının düzenlenmesi ile işlemin tamamlandığının kabulü gerekir.tespit dışı bırakılan yerlerle ilgili mülkiyet uyuşmazlıklarında mülkiyeti kazanma koşullarının hangi tarih esas alınarak inceleneceği ve zilyetliğin hangi tarihte başlamış sayılacağı hususlarının belirlenmesi önemli ve zorunludur. tespit dışı bırakılan bir taşınmaz hakkında itiraz üzerine Kadastro Yasasının 7/4. maddesine göre tutanak düzenlenerek komisyonca tespit dışı bırakılmasına karar verilmesi veya Kadastro Mahkemesi kararıyla tespit dışı bırakılması hallerinde kadastro komisyonu ve mahkeme kararı ile taşınmazın hukuksal durumu belli olduğundan bu kararların kesinleştiği tarihte tespit dışı bırakma işlemi kesinlik kazanır. Bu tarih mülk edinme zamanının ve zilyetliğin başlangıcında esas alınır.tespit dışı bırakılan yer hakkında komisyon veya mahkeme kararıyla bir belirleme yapılmamış ve kadastro tutanağı düzenlenmeden pafta düzenlenmesi suretiyle hukuksal durumu belirlenerek tespit dışı bırakılma işlemi tamamlanmış ise paftasının düzenlendiği tarih kazanma süresinin ve koşullarının hesaplanmasında esas alınmalı ve öncelikle yukarıda açıklanan hususlar araştırılıp tespit edilmelidir.(HGK 11/10/2000 T., 2000/8-1264-1250)
Mahkemece paftanın düzenlendiği tarih kadastro müdürlüğünden sorularak tespit edildiğine ve paftanın düzenlendiği 1991 tarihinden dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı ve iktisap süre ve koşulları tamamlanmadığına göre davanın bu sebepten reddine karar verilmesi gerekirken değişik sebep ve gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş olması isabetsizdir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Hazine vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 27.02.2002 gününde, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun yürürlükte bulunduğu 1991 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında nizalı yer yol olarak aynı Yasa'nın 16. maddesi hükmü gereğince haritasında gösterilmiştir. Davacı, bu yerin umumun yararlandığı bir yol olmadığını, kendisi adına tespit ve tescil edilen 163 ada 3 sayılı parselin bir parçası olduğunu, özel yol olarak kullandığını, kadimden beri babasının ve kendisinin zilyedinde bulunduğunu iddia etmiş ve süresi içerisinde dava açmış, iddiasını ispat ederek Mahkemece davanın kabulüne, yerin davacı adına tesciline karar verilmiştir. Hazine'nin temyizi üzerine Yüksek 8.Hukuk Dairesi kadastro tespiti sırasında bu yerin yol olarak gösterilmesini tespit dışı bırakma işlemi olarak kabul etmiş ve tespit dışı bırakma işleminde zilyetliğin işlemin yapıldığı tarihten sonra başlayacağı kuralı dikkate alınmadan hüküm kurulduğundan söz edilerek kararı bozmuştur. Bu bozma kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nca aynı gün benimsenmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararına aşağıda belirteceğim nedenlerden dolayı karşıyım.
Şöyle ki; kadastro tespiti 3402 sayılı Yasa'nın yürürlüğü sırasında ve 1991 tarihinde yapılmıştır. Bu yasa dolu pafta sistemini kabul etmiş, tespit dışı bırakma işlemini ortadan kaldırmıştır. Tespit dışı bırakma işlemi mülga 766 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde söz konusu idi. Bu bakımdan 3402 sayılı Yasa'ya göre yapılan kadastro tespitlerinde tespit dışı bırakma olayı söz konusu olamayacaktır. Nizalı yerin yol olarak gösterilmesi bu yerin tespit dışı bırakıldığı anlamına gelmez. Aksinin kabulü yasaya aykırıdır. Bu yerin tespit dışı bırakılan yer olarak kabulü mümkün olmadığına göre 766 sayılı Yasa'nın 2.maddesi gereğince tespit dışı bırakılan yerler hakkında açılan davalarda zilyetliğin tespit dışı bırakma işleminin yapıldığı tarihten itibaren başlayacağı kuralının bu olaya uygulanması söz konusu olamaz. Kaldı ki, bu tespit mülga 766 sayılı Yasa'nın yürürlüğü sırasında yapılsaydı dahi yine tespit dışı bırakma işleminden söz etmek mümkün olamazdı. Çünki, 766 sayılı Yasa'nın 2. maddesinde "tespit dışı bırakılan yerler tarıma elverişli olmayan sahipsiz yerler ile aynı nitelikte olan sahipsiz kayalar, tepeler, dağlar ve Orman Kanunu uyarınca orman sayılan yerlerdir." Maddede tespit dışı bırakılan yerler teker teker sayılmış, bu yerlerin içinde yollar bulunmamaktadır. Bu Yasa gereğince de yollar haritasında gösterilmekle yetinilir. 3402 sayılı Yasa'nın 16. maddesinde de yolların haritasında gösterilmekle yetinileceği yazılıdır. O halde, her iki yasada da bir yerin yol olarak haritasında gösterilmesi o yerin tespit dışı bırakma işlemi olmadığı açıktır. Tespit dışı bırakma işlemine tabi olmayan bir yere tespit dışı bırakma işlemine tabi yerler hakkındaki kuralları uygulamak mümkün değildir. Tespit dışı bırakma işlemine tabi olan yerler mülga 766 sayılı Yasa'nın yürürlüğü sırasında ve aynı Yasa'nın 2. maddesi gereğince işleme tabi tutulan yerlerdir. Bu yerlerin dışında kalan taşınmazlara aynı kuralın uygulanması halinde vatandaşların zilyetlikle mülk edinme hakları büyük ölçüde kısıtlanmış olur. Bu durum yasalara hak ve adalete aykırı sonuçlar doğuracağından Genel Kurul'un bozma ilamını benimseyen kararına katılmıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy