(1086 S. K. m. 275) (3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki "tescil" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Polatlı Asliye 1.Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 27.1.2000 gün ve 1998/414 E- 2000/9 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,
Yargıtay 8.Hukuk Dairesinin 10.10.2000 gün ve 2000/5917-7330 sayılı ilamı ile;
( ...Davacı imar ihya, zilyedlik ve irsen intikal hukuki nedenine dayanarak davaya konu taşınmazın adına tescilini istemiş, davalı Hazine reddini savunmuş, mahkemece verilen red kararı Dairemizin 1.5.2000 tarih, 2000/3177-3716 sayılı kararı ile onanmış, davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yapılan iki keşif sonucunda çizilen 27.9.1999 ve 28.12.1999 tarihli krokilerde keşif yapılan yerlerin esas itibariyle aynı yer olduğu anlaşılmaktadır. Ne varki; 14.5.1999 ve 11.10.1999 tarihli keşif tutanaklarında belirtilen mahkeme gözlemleri birbiriyle çelişkili olduğu gibi her iki keşiftede dinlenen aynı Ziraat Mühendisi Nurdan Ö.'ün tanzim ettiği 26.5.1999 ve 20.10.1999 tarihli raporları da birbiriyle çelişkilidir. Belirtilen gözlem ve ziraatçı bilirkişi raporları davaya konu taşınmazın hukuki niteliğini belirlemeye yeterli değildir. Mahkemece; daha evvel dinlenen Ziraat Mühendisinden ayrı bir ziraatçı bilirkişi yardımı ile mahallinde yeniden keşif yapılarak söz konusu taşınmazın tamamının veya belli kısımlarının niteliği belirlendikten sonra açık, net ve anlaşılır bir biçimde taşınmazın hakim unsuru tespit edilmeli ve yüzölçümü krokide gösterilmelidir. Bu çelişki giderildikten sonra oluşacak duruma göre karar verilmesi gerektiğinden yerel mahkeme hükmünün bozulması yerine onanması doğru değildir... )gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: Dava,imar ihya ve zilyetliğe dayalı tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu taşınmazın, 1969-1972 yılları arasında babası tarafından emek, zaman ve para harcanmak suretiyle, taşları temizlenerek tarla haline getirildiğini, 1967 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında taşlık olması nedeniyle kadastro harici bırakıldığını, mirasçılar arasında yapılan taksimde kendisine düştüğünü, babası ve kendisinin zilyetliğinin çekişmesiz, aralıksız süregeldiğini, iktisap koşullarının yararına gerçekleştiğini ileri sürerek adına tescile karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuş, yerel mahkemece taşınmazın yeni sürülmüş,genel olarak ham taşlık arazi olduğu, davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahallinde 14.5.1999 tarihinde yapılan keşifte dinlenen ziraat mühendisi bilirkişi Nurdan Ö. raporunda, dava konusu taşınmazın yeri, toprak yapısı, konumu itibariyle 3.sınıf tarım arazisi olduğunu mütalaa etmiş aynı bilirkişi, 20.10.1999 tarihinde yapılan keşif sonunda düzenlediği raporda ise önceki keşifte kendisine gösterilen arazinin daha doğuda kaldığını, davaya konu taşınmazın taşlık kayalık, üzerinde yabani bitki florası mevcut, engebeli bir yapıda olduğunu, imar ihyanın söz konusu olmadığını belirtmiştir.
Bu durumda iki keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporları arasında açıkça çelişki bulunduğu, dosyadaki bilgi ve belgelere göre çelişkinin giderilemediği; ayrıca, keşiflerde tutulan tutanaklardaki mahkeme gözleminin de birbirinden farklı olduğu, raporlarda taşınmazın niteliğinin bir kuşkuya yer vermeyecek, şekilde saptanmadığı anlaşılmaktadır.
O itibarla yerel mahkeme kararı yerinde değildir. Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken,önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 13.3.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy